|
|
|
|
|
|
|
|

 

   Anasayfaya Dön

1938 Dersim Olayları (4)


Ebubekir Aytekin

*

 

Ebubekir aytekin

 

1938 Dersim Olayları (4)

 

15 Kasım 1937'de oğlu ve arkadaşları ile Elazığ meydanında idam edilen Dersimlilerin lideri Seyit Rıza'nın kızı Leyla Ana 1938'i anlatırken gözyaşlarını hiç tutamıyordu: "Annem öldürülmüştü, kardeşlerim öldü­rülmüştü. Babam neredeydi, yaşıyor muydu? Bilmiyor­dum. Benden biraz büyük olan amcamın kızı ile ağlaya ağlaya, ölülerin arasında dolaşıyorduk. Sağ kalan çocuk­lardan birisi ölen annesinin memesini emiyordu. Tam hatırlamıyorum, bizi bitli ve kirli bir halde oralardan top­layıp Hozat ve Elazığ üzerinden sürgüne gönderdiler."(1)

 

ŞEFLİK DÖNEMİ

 

Bu dönemde halka yapılan zulüm ve baskıları anlatmak için ciltlerce kitap yazmak gerekir. Eşref Edip’in “Kara Kitap, Milleti Nasıl aldattılar, Mukaddesatına nasıl saldırdılar?” adlı eserinin sadece başlıklarını buraya yazarsak dönem hakkında fikir edinebiliriz kanaatindeyim. Kitabın ana başlıkları altında teferruatlı bilgi verilmektedir. Biz sadece başlıklarına bakalım:

 

Din müesseselerini kapattılar, ahlak mezbahaları açtılar. 

 

Mekteplerden din derslerini kaldırmak şenaatinde bulundular.

 

Din kitaplarını kamyonlarla toplayıp mezbelelerde yaktılar.

 

Kiliselerde çanlar çalınırken, minarelerde “Allahu Ekber” diyenler zindanlara atılıyordu.

 

Camilerdeki lafza-i Celal levhaları indiriliyor, Bizans putları meydana çıkarılıyordu. Facialar yangın gibi her tarafı sarmıştı.(2)

 

Dini neşriyata karşı resmen katliam emirleri verdiler, mabetlere, ibadetlere taarruza kalkıştılar.

 

Camileri halkevleri şekline koymayı tasarladılar.

 

“Köy Enstitüleri” diye komünist batakhaneleri açtılar.

 

Köy Enstitülerinin rezaleti ayyuka çıkmıştı.

 

Kastı mahsusla İslam dini tezyif olunuyordu.

 

“Senin karın, benim karım diye tabiat bir şey ayırt etmez.” diyecek kadar rezil müesseseler açtılar.

 

Masum vatan evlatlarına mektep kitaplarında Müslümanlığı tezyif eden fikirler aşıladılar.

 

Bir taun gibi milletin başına bela kesildiler, milleti köleleştirdiler.

 

Halkçılar CHP’yi vatan ve millet yerine koydular, partiyi tenkidi devleti tenkit gibi saydılar.

 

İlericilik, devrimcilik safsatalarıyla, Bursa nutku icatlarıyla cinayetlerini meşrulaştırmak yolunu tuttular.

 

Dil bezirgânları, mektep kaçkını kiralık âlimleri, jandarma süngüsü ile dilimize saldırdılar.

 

Kuranın aslını ortadan kaldırmak en büyük gayeleriydi.

 

İşlenen cinayetler havsalayı tutuşturacak derecede şen’iydi.

 

İnkılâp diye maziyi ateşe verdiler.

 

Göz göre göre Müslüman çocuklarını dinden, imandan uzaklaştırdılar.

 

Müthiş bir facia karşısında millet kan ağlarken, halkçılar baloda viskiler, şampanyalarla zevku sefa içinde yüzdüler.

 

Bekçiler, omuzlarında uzun merdiven, uzun sırık olduğu halde sokak sokak dolaşarak binalarda “Ya Malik el mülk” levhalarını düşürüyor, parçalıyor, çöp arabalarına dolduruyorlardı.

 

Tahribatçılar hep ıslahatçılık ve hürriyet nağmeleri ile işe başladılar; sonra milletin canına, imanına okudular; bu suretle koca imparatorluk yıkıldı, millet bu hale geldi.

 

Evet… Rejimin sadece adı cumhuriyetti. Asla cumhurun dediği olmuyordu. Cumhur, baskıcı, vesayetçi, zorba ve ceberut yönetimlerce ezim ezim eziliyordu. Konuyu ifade bakımında Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi:

 

“…….. Cumhuriyete gelince; muka­bilinde işlenen bu kadar tahribata göre bari bu Cumhuriyetin aslı olsa insanın yüreği o derece yanmaz. Hâlbuki Ke­malist Türkiye kadar Cumhuriyetten uzak hiçbir memleket yoktur, işte ben, içte ve dışta bulunan bütün Mustafa Kemal dalkavuklarının, utanmamak ve kızarmamak için idman görmüş yüzleri­ne bağırarak söylüyorum ki, Türkiye Cumhuriyeti feci bir yalandan ibaret­tir...”(3)  diyordu.

 

Merhum Şeyhülislâm Mustafa Sabri'nin bu yorumları Yakın tarihimizin gizli kalmış yönlerini açığa çıkaran bir belgesel niteliğindedir.

Dipnotlar:

 

[1] Seyit Rıza'nın kızı Leyla Ana 1995 yılında Almanya'da kısa mülteci hayatına dayanamayıp Tunceli'ye geri dön­dü. Bize misafir olmuş ve günlerce, haftalarca hep aynı acıları anlatmıştı. Onu dinlemek acıtıyordu. Gözyaşlarımızı içimize akıtırken, günlerce ağlamıştık. 38'i ya­şamış kişilerden olan annem ve babam, Seyit Rıza'nın yakınları olarak bu acıları yakından tanıyorlardı. Leyla Ana bir erkek kardeşinin yaşadığını, hatta askerde üst rütbelere geldiğini ve duyumlarına göre bir gün gelip Elazığ'da onları aradığını söylüyordu. Benden hep onu bulmamı istiyordu ve kaldığı her gece o görmediği kar­deşini sayıklıyordu. Çünkü hayatta yalnızdı, kardeşi bir umuttu.

 

Beni devamlı "Ölürsem götür beni memlekete, bu­ralarda bırakma, sana kurban olayım." diye tembihlerdi. Leyla Ana şimdi mutlu olmalı. Çünkü Munzur'da yaşı­yor ama hâlâ babasının, annesinin nerede gömülü oldu­ğunu bilmiyor.

 

Babam 60 ya­şından sonra '38' ile ilgili ancak konuşabildi. Siz düşü­nebiliyor musunuz, bir insan için ne büyük bir acı ol­duğunu? Aylarca dağlarda aç susuz dolaşmayı? Sonra sürgün. Siz bunun ne büyük bir dert olduğunu bilir mi­siniz? 37/38'de vurulan abisinin ve akrabalarının hâlâ nerede olduğunu bilmiyor ve onların mezarları da yok. Mezarları bulunsa en azından bir teselli bulurdu.

 

Ailesinden ölmeyen Dersimli neredeyse yok. An­nem ise yakınlarının bulunduğu Munzur Dağı'nın Zini Gediği olarak bilinen bölgesindeki Sürban, Er­gen, Kismikör, Magacur gibi Alevi köylerindeki tüm ileri gelen erkeklerinin toplanıp dağa götürülüp kur­şuna dizildiklerini söylüyor. Daha sonra sürgüne gittik­leri Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde de nasıl horlandıklarını anlatıyor. Basının kendilerini Dersim eşkıyaları, bunlar adam yiyor, diye tanıttığını söylüyor. Önceleri sadece köyün delilerinin evlerinin kapısına geldiklerini ve sonra nasıl dostluk kurduklarını anlatıyor. Ayrıldık­tan yıllar sonra 2004'te mezarları ziyaret amacıyla tekrar oraya gittiğinde oradaki komşularının kendilerini nasıl bağırlarına bastıklarını yaşlı gözlerle anlatıyor.

 

Şengül Şenol, Zaman 19 Kasım 2009

2 Birçok camiler camilikten çıkarılmış, hangar haline getirilmiş, ahır olmuş, Yahudilere, Ermenilere satılarak şarap deposu yapılmıştı. Eşref Edip Kara Kitap. S.32

3 Şeyhülislam Mustafa Sabri, Hilafet ve Kemalizm, Araştırma Yayınları 1992 İstanbul

 

 SİZDEN GELEN YORUMLAR

 

KAYITLI YORUM BULUNAMADI

 

 

 

  Bu Yazıyı Paylasin

Tarih 31.01.2012 00:02:28

  Yazı İlgili Ayrintilar
  Yazıya Yorum Ekleyin
  Eklenen Yorumlari Okuyun
  Yazıyı Arkadasina Postala
  Yazıyı Sık Kullanılanlara Ekle
 
 

  Sinan Temel  
Bir Teşekkür, Bir Selam Adıyaman’ın ilk ve tek bölgesel çapta ve geleneksel organizasyonu olan resim, şiir ve öykü yarışmasının bu yıl dördüncüsü yapıldı.

  Mehmet Kızılay  
Şiddetkolizm Şiddet, canlılar âlemine ait bir kavram olmakla birlikte, daha çok hayvanlar âleminde, grup içi otorite ve üstünlük sağlamak için kullanılan bir baskı aracı olarak ifadesini bulmuştur

  Muhammed Tırpan  
Bizim Duamız Nuh (AS), yorgun ve bitkin düştüğü bir zamanda, Rabbimize şöyle sesleniyor: “Ey Rabbim, doğrusu ben yenik düştüm. Sen bana yardım et”

  Ebubekir Aytekin  
Maliye Vekâleti (Bakanlığı) Malatya Sancağında, Hısnımansur Kazasında, Artan Karyesinde (köyünde) Mehmet Said Efendi, bervechi bala (yukarda) tadad olunan (sayılan) Ağnam (koyunlar)

  Fahrettin Çelik  
Doğa Bilinci Doğayı, kendi kendini yenileyen, sürekli bir değişim ve gelişim içerisinde olan, sayısız canlı ve cansız varlıkların bütünü olarak tanımlayabiliriz.

  AV.Hacı Orhan  
BAŞ(BA)KANLIK SİSTEMİ Yeni Türkiye Cumhuriyetinin şekillendiği, Yeni Türk Lirasının değer ve simgesi ile tedavülde olduğu, DARBECİLERDEN hesap sorulduğu yoğun ve önemli gündemin içinde

  Hakan Karayılan  
Şehrimin Lal Dili Gece en ince rahmetiyle kuşatmıştı şehri,Sükunet evlerin damlarından bebeklerin gönlüne akıyor,Yumuşak yastıklara taze hülyalar ekiliyor, Rüyaların mayhoşluğunda kendinden geçiliyordu.

 

 

 

  ANA SAYFA | ARAMA | REKLAM | ARSIV | EDITÖRE YAZ

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.

İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Makro SMS

Adıyaman24 Adıyaman haberleri

 

 

Özel Haberler

Kaymakam Öğrencileri Sevindirdi

Adıyaman’da Kavşaklar Rengarenk

Gençler Hizmette aktif rol almalı

8 Öğrenciye Poşu Soruşturması

Yavuz Donat’ın Adıyaman İzlenimleri

Başkan Turanlı’dan Aşure İkramı

“İşadamları Sözünde Durmalı!”

Hac Kuraları Çekildi

Fethullah Gülen, Deniz Baykalı aradı

Kahta Devlet hastanesinde yenilikler

 

   

Röportajlar

Adıyaman kültüründen hiç kopmadım

BDP Neo Kemalist bir parti

Türkiye’nin BEYAZ MELEĞ’i Alev

Adıyaman’ı Başka İlle Kıyaslamak Yanlış

Fırat; Tüm vatandaşlar eşit olmalı

Yazıcıoğlunun rüyada verdiği mesaj

İTİRAFçı ile Gündemi değiştirdi

Haberala diz çökseydim, şimdi...

Bize intikam alın dediler...

Yalakalar,Şakşakçılar ve Yavşaklar başında

 

Çevre Turizm

Tabiat Güzelliği Hayran Bıraktı

Nemrut Protokolünden Haberimiz Yok!

Nemrut Dağını Nano koruyacak

Tarihi Kahta Kalesi Çatırdıyor

Malatya Proje Hazırlıyor,ya Adıyaman ?

Adıyaman Turist bekliyor

Bu kredi hava kirliğini önledi

Bizans damacanası sergileniyor

Adıyamanı Çelik temsil etti

Antik Kentte kazı yapılmayacak