Bizim Duamız
Nuh (AS), yorgun ve bitkin düştüğü bir zamanda, Rabbimize şöyle sesleniyor: “Ey Rabbim, doğrusu ben yenik düştüm. Sen bana yardım et”
—Bedir Günü, Rahmet ve Savaş Peygamberi, Secdey-i Rahmana kapanıyor. Mübarek gözyaşları kumları ıslatıyor. Ve O’da yüce rabbimize şöyle sesleniyor: ” Ey Rabbim, eğer şu topluluk helak olursa, korkarım ki yeryüzünde Allah diyecek bir kul kalmayacak.”
—İşte bu duaya istinaden Allah o toğluluğu Ashab-ı Bedir’de yanlarında berabere savaşmaları için, melekleri gönderiyor. Mahbub, Habibi’ne sesleyor: ” Bir avuç toprak al ve onlara doğru at” emri ile beraber Allah’ın yardımı geliyor.
—İsa (AS)’ın dilinden, “Allah’a giden yolda bana yardım edecek olanlar kimlerdir?” deyince havariler: “Biziz, Allah’ın dininin yardımcıları” demişlerdir.
—Nuh (AS), yorgun ve bitkin düştüğünde, nasıl ki, ”Rabbim ben yenik düştüm. Sen bana yardım et” dediyse,
—Bizlerde, sıkıntılı anlarımızda, dara düştüğümüzde Allah’a sığınıp, O’nu yardıma çağırmalıyız. Tek başımıza kalsak bile, Resulullah’ın emanetini, “Sesimi duyanlar, duymayanlara ulaştırsın” çağrısına kulak vererek bizden sonraki kuşaklara bu mukaddes emaneti teslim etmeliyiz.
—Ashab- Kiram, bu emaneti bizlere ulaştırmak uğruna canlarını cennet bahçelerine girercesine toprağa teslim etmişlerdi. Biz de aynı fedakârlığı gösterebilmek için, Allah’a sığınmalı ve O’ndan yardım talep etmeliyiz.
İlk inen surelerden olan, Müzemmil suresini okuduğumuz zaman göreceğiz ki; mü’minler, baskı ve işkencenin en yoğun olduğu dönemlerde gecelerin büyük bir kısmını Ashab-ı Kiram’ın bazıları tamamını namazla geçirmiş, sabır ve namazla Allah’tan yardım dilemiştir. “Ey iman edenler, sabır ve namaza Allah’tan yardım dileyiniz” buyurmaktadır. Allah’ın yardımını almanın en kestirme yolu budur. İşkenceci tağut neferlerinin baskısının arttığı yeryüzünün cehennem havasına büründüğü şu günlerde, mücadele ehli mü’minlerin sabır ve namazla Allah’tan yardım dilemesi gerekmektedir.
Bakınız ibrahim (AS)’ın yardım dilemesine, teslimiyetine ve O’na gelen yardıma;
—Bizim duamız, ibrahim (AS)’In duasına benzediği gün, içerisine atıldığımız ateşlerin bizleri yakamayacağına tanık olacağız;
—Bizim duamız, Bedir’de Peygamber (AS)’ın yaptığı duaya benzediği gün, meleklerin Ashab-ı Kiram’ın etrafını saf saf dizildiği gibi bizlerinde etrafına dizildiğine tanık olacağız,
—Bizim duamız, Nuh (AS)’ın duasına benzediği gün; azgın deniz sularının bizleri boğamadığına tanık olacağız,
—Bizim duamız, İsmail (AS)’ın duasına benzediği gün, keskin bıçakların bizleri kesmediğine, kesemediğine tanık olacağız,
—Bizim duamız, Yunus (AS)’ın duasına benzediği gün, koca balıktan, küçücük balıkları yutamadığına şahit olacağız,
—Bizim duamız, Yusuf (AS)’ın duasına benzediği gün, zindanların bizlere medrese olacağına şahit olacağız,
—Bizim duamız, Bediüzzaman Said Nursi (RA)’ın duasına benzediği gün, diyar-ı gurbet sürgün edilmemize tanık olacağız,
—Bizim duamız, Hz Hüseyin’in duasına benzediği gün, Hüseyini kıyamlarda başımızın kesildiğine tanık olacağız,
-Bizler Allah ve Resulü’nün gösterdiği yolda devam ettiğimizde, hicret arkadaşı ve Ahmed-i Muhtar’a yardım edildiği gibi, bizlere de yardım ulaştığına tanık olacağız,
—Allah’ın Resulü, hicret arkadaşı Hz Ebu Bekir ile beraber mağaraya sığınmışlar, müşrikler amansız bir takipteler. Hz Ebu Bekir (RA), mağarayı kontrol etmeye gelenlerin ayakkabısını görüyor, korkuya kapılıyor, titriyor. Allah’ın Resulü’nü öldürecekler diyor.
—Ebedi ve eşsiz komutan, O’na bakarak şöyle buyuruyor: “La tahsen, innallahe maane”, yani ”üzülme, Allah bizimle beraberdir” diyor.
—İşte bizlerde Allah ve Resulü’nün göstermiş olduğu çizgide yürüdüğümüz müddetçe, Allah ve Allah’ın yardımı bizimle olacaktır.
—Allah hepimizin, inananların yardımcısı olsun.
|