Naif Karabatak'ın Yazısı
Bu işin kibar yolu yok mu?
Önceki gün Adıyaman Üniversitesi’nde bir operasyon vardı. Yerel ve yaygın basına “Adıyaman Üniversitesi’ne Şafak Baskını/Operasyonu” olarak geçen haber, birden dikkatleri Adıyaman’a çevirdi. Henüz kargalar kahvaltı etmeden, onlarca polis rektörlük binasına baskın yaptığına göre “önemli” bir şeyler olmalıydı…
Basının aldığı ilk bilgi “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla dördü müteahhit olmak üzere 13 kişinin gözaltına alındığıydı…
Gözaltına alınanlar suçlu mı, suçsuz mu, elbette buna yargı karar verecek, şimdilik bizim konumuz değil, bilmemiz de mümkün değil…
Bildiğimiz ise sabahın beşinde insanların evlerinden alındığı, rektörlüğün adeta abluka altında tutulduğudur…
Kimse kusura bakmasın, bu bana nedense “şov” gibi geldi…
Adıyaman polisinin son birkaç aydır yaygın basına hangi konularda girdiğini çok iyi biliyoruz…
Küçük bir kavgayı bile meydan kavgasına dönüşmesini önleyemeyen…
Elinde tuttuğu kişinin bacağından bıçaklanmasını engelleyemeyen…
Normal bir park ihlalini adeta terörist baskınına döndüren, ayağının altına aldığı sürücünün, ağzının, gözünün içine biber gazı sıkan…
Çok değil, daha geçen yıl polis kontrol noktasından kaçan aracın bir düğüne girmesi nedeniyle onlarca polisin, ağır makineli silahlara düğün basmasını, düğün sahibini dövmeye çalışmasını, hem suçlu hem güçlü misali “bana mukavemet ettiler” diye “çocukça sızlanarak” ve “komikçe” şikâyette bulunmasını…
Neler neler gördük…
Elbette bütün polisler, bütün operasyonlar, bütün görevler böyle değil…
Polis, öncelikle suçsuz insanlar için vardır…
Polis, huzuru bozmak isteyenler için vardır…
Ama polisin aldığı görevi şova dönüştürmesini de alkışlamamızı kimse beklemesin…
“Operasyon ne için yapılır?” diye çok düşündüm…
Öncelikle terör olaylarında, uyuşturucu kaçakçılığında, darbe girişiminde ve “kaçması” muhtemel olan, “bilgileri yok etmesi” gereken her olayda olabilir…
Bunda da olabilir…
Ama bunun zamanlaması ayarlanamaz mı, insanları rencide etmeden, peşinen suçlu göstermeden yapmak mümkün değil mi?
İlla gün ışımadan, sütler kaymak tutmadan, ibibikler ötmeden, seher yeli esmeden mi yapılması gerekir?
Kişilerin evlerini basmak “kanuni” bir mecburiyet mi?
Üç saat sonra mesaisinde olacak insanları, evlerinde, eşinin ve çocuğunun yanında gözaltına almakla ne elde ediliyor?
İlhan Selçuk’u, Türkan Saylan’ı, bazı generalleri, öğretim üyelerini “darbe” suçlamasıyla gecenin bir yarısı gözaltına alınmasına gösterilen tepkileri unutmadık…
Üstelik onlar “darbe” gibi önemli bir suçlamayla karşı karşıyaydı…
Buna rağmen de son birkaç yıldır her ilin emniyet müdürlüğü, yaptığı operasyonları gün ışımadan yapmayı alışkanlık haline getirdi.
Bu yasanın emrettiği bir zamanlama mı?
Olmazsa olmaz bir zaman dilimi mi?
İlla da “kargaların kahvaltı etmesini beklemeden” diye ibareler mi var?
Ve elbette her operasyona “çarpıcı” bir isim…
Başka bir deyişle afili, (halk tabiriyle afilli) bir isim bularak…
Bir gece yarısı olunca “baskın”a dönüşür ve “başka zaman ele geçmez” düşüncesiyle “başarılı baskın” şeklini alacağı mı sanılıyor?
İş böylece çekici hale getirilir, ilgi uyandırır, herkesin dikkatini çeker, yargı sürecinin sonunu beklemeden insanların “bakın suçlular” diye algılamasına sebep olur diye mi düşünülüyor?
Belki suçlular, belki de suçsuz…
Oysa sabah mesai başlangıcında da aynısını yapabilirler…
Hadi daveti uygun görmediniz…
Bari işyerinde, görevinin başındayken, eşi ve çocuklarının gözü önünde olmadan yapın…
Ne kaybedersiniz?
Yasal süreçten bir eksilme, bir azalma, bir noksanlık olur mu?
Yine ifade alınır, yine savcılığa çıkarılır, yine savcıların hazırladığı dosya mahkemelere sevk edilir…
Üstelik mesai başlangıcında olduğu için “evrak saklama” da söz konusu olmaz…
Ne varsa orada…
Elbette ev araması gerekiyorsa ve sayın savcılar bunu uygun görüyorsa mahkeme kararıyla ev de aranır, işyeri de…
Ama “baskın” gibi değil, “terörist” avlar gibi değil…
Yapılan operasyonu, gözaltına almayı, suçlamaları elbette önemsiz görmüyorum, görmem de söz konusu olamaz.
Gereksiz gördüğüm, gözaltına almanın “baskın” şeklinde yapılması, zamanlamasıdır…
Yoksa bunun daha güzel, daha kibar şekli yasalara aykırı mı?
ETİKETLER :
Naif Karabatak Adıyaman Emniyet Müdürlüğü Operasyon Üniversite