Mehmet Metiner'in yazısı...
Metris Cezaevinden Başbakanlık Makamına
Geçenlerde Hürriyet gazetesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 Eylül öncesine ait bir hatırasını manşetten verince belleğim beni o günlere götürdü.
Hürriyet'in Hüseyin Besli ve Ömer Özbay'ın beraberce kaleme aldığı kitaptan alıntılayarak verdikleri haberde Erdoğan'ın bir gece kaldığı Metris Cezaevi'nde kendisine çorba ikram ettiği için işkenceden geçirilen Adanalı bir askeri sonradan arayıp bulduğu ve Başbakan olduktan sonra da vefasını gösterdiği anlatılıyor.
Doğrudur, Başbakan Erdoğan'ın vefa duygusu tahminlerin ötesinde çok güçlüdür. Kendisine hayatının her hangi bir evresinde şu veya bu şekilde katkısı bulunmuş herkese karşı her zaman sahiplenici bir konumda olmuştur.
Başbakan Erdoğan her bakımdan sahici ve sahiplenici bir liderdir.
****
Benim de 19 yaşında bir militan genç olarak içinde bulunduğum o göz altı olayı "Yemyeşil Şeriat Bembeyaz Demokrasi" adlı kitabımda uzun uzadıya anlatılır.
Başbakan Erdoğan'ın "korsan gösteri"de yakalanıp götürüldüğü Metris'te ben de vardım. Ben de bir gece konakladıktan sonra salıverilenlerdendim.
*****
Yıl 1979...
Sıkıyönetimli yıllar...
Yaz aylarından biriydi...
İstanbul'un Kağıthane semtinde iki Akıncı gencimiz sol bir grup tarafından şehit edilmiş...
Cenazelerini Küçükçekmece ilçesinde defnettikten sonra kalabalık gruplar halinde trenle geldiğimiz Yenikapı'dan Fatih'e doğru sıkılı yumruklarımızla sloganlar atarak yürüyüşe geçtik...
Hepimiz öfkeliydik...
Dünyayı kurtaracağımıza inandığımız o yıllarda iki dava arkadaşımızın şehadeti hepimizin akıllarını başlarından almıştı...
Fatih'e geldiğimizde etrafımız çepeçevre kuşatıldı...
Polisler, askerler....
Çok iyi hatırlıyorum, okunan akşam ezanının akabinde bizler Edip Yüksel'in imamlığında namaza durmuştuk...
Edip, Akıncılar'ın en gözde ve en yiğit önderlerinden biri olan kardeşi Metin'in ülkücü bir grup tarafından Fatih Camiinden Cuma namazı çıkışı şehit edilmesinden sonra daha aktif bir militan olarak ön almaya başlamıştı...
Namazdan sonra hepimiz derdest edilip askeri cemselere bindirildik...
Götürüldüğümüz yerin Metris olduğunu bilmiyordum. Çünkü İstanbul o tarihte çok iyi bildiğim bir şehir değildi.
Oldukça kalabalıktık...
Kimler yoktu ki!
O tarihte Akıncılar'ın ve MSP gençliğinin önde gelen tüm isimleri...
12 Eylül askeri darbesinden sonra İran'a uçak kaçırmak isterken yakalanan Yılmaz Yalçıner ve Ömer Yorulmaz gibi isimler...
Erdoğan o tarihte çok yakından tanıdığım ve birebir görüştüğüm biri değildi, ama şöhretini bildiğim biriydi... MSP Gençlik Teşkilatının Başkanı olarak çoktan göz doldurmuş ve ismini herkesin yüreğine yazmayı başarmış biriydi...
Bir gece orada ağırlandık...
Tıkabasaydık koğuşlarda....
Doğrusunu söylemek gerekirse, işkence vb kötü muamelerle karşılaşmadık, ama bizlere hiç de iyi gözle bakmadıklarını hissedebiliyordum... Bu bakış, "anarşist!" diye görülmenin ötesinde dışlayıcı bir bakış açısıydı...
Ertesi gün hepimiz bırakılıvermiştik...
Güneşli bir havaydı...
Hepimiz açık havada toplanmıştık...
Komutanın yanında Erdoğan gayet neşeli görünüyordu...
Yanlış hatırlamıyorsam, ufak tefek şakalaşmalar da yapılıyordu...
Meydanda da bazı gençlerimiz güreşe tutuşturulmuşlardı...
*****
Metris ve Pınarhisar cezaevlerinden Başbakanlığa uzanan bir öykü...
Öncesi de var elbet...
Henüz okumadım ama eminim ki sevgili dostum Hüseyin Besli ve Ömer Özbay'ın kaleme aldıkları kitap bu öyküyü çok iyi anlatıyordur...
*****
Bizim kuşağımız şiddetin ve terörün her türüne karşıydı...
Sadece demokrasi açısından değil dinin bizatihi kendisi açısından da sorunlu olan dini ideolojiye dönüştüren, devlet eksenli politik yaklaşımlarımızdan sonradan vazgeçtik...
Türkiye nasıl eski Türkiye değilse, bizler de o eski insanlar değiliz artık...
Süreç içinde değiştik ve geliştik...
O günlerden bugüne...
Demokrasinin gücü burada işte...
Erdoğan örneği, Türkiye'nin nerden nereye taşındığının çok anlamlı bir göstergesi niteliğindedir
ETİKETLER :
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Metris Mehmet Metiner