Biji SEROK Gül
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Güneydoğu’da ziyaretlerde bulundu, Cumhurbaşkanı Gül, vatandaşlarla birlikte oturup çay içti, Kürtçe "sıtran" dinledi, Cumhurbaşkanı Gül Çaylar benden dedi. Metiner’de Biji SEROK GÜL dedi…
İşte Mehmet Metiner'in yazdığı o yazı...
Abdullah Gül, devletin gül yüzü, gülen yüzüdür.
Önümde duran fotoğrafına bakıyorum. Batman'da bir çayhanede çekilmiş. Cumhurla oturmuş sohbet ediyor.
O gül yüzü, gülen yüzü cumhura güven telkin ediyor. Karşısında oturan yaşlıca Kürt vatandaşımız kendisine Türkçe ve Kürtçe türküler söylüyor.
Gül, son derece memnun. "Bütün çaylar benden!" diyor muhabbeti koyulaştırmak adına.
Abdullah Gül, bu yüzden devletin cumhura açılan yüzüdür. Cumhur Gül'e dokunarak devletin kendisine ait olduğunu hissediyor artık. Cumhuriyet'in kendisine ait olduğu duygusuna kapılıyor.
O yaşlıca Kürt vatandaşımız Gül'ün karşısında güvenle ve mutlulukla kendi anadilindeki türkülerini söylüyor.
Dün anadilini yasaklayan ve kendi varlığını kabul eden bir devlet vardı karşısında.
Bugün ise varlığını kabul eden ve anadilini özgürce kullanmasına izin veren bir devlet var karşısında. Ve o devletin Gül gibi bir Cumhurbaşkanı.
Korkmadan çekinmeden türküsünü söylüyor anadilinde.
Cumhurbaşkanı Gül'e kendi anadilinde hoş geldin diyor.
Mardin'de ve Batman'da Gül Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Süryanice lisanıyla karşılanıyor. Dört dilin anlamlı bir biçimde buluştuğu Mardin'de Gül, herkesi "onurlu vatandaşlık" ekseninde buluşturan ve farklılıkları zenginlik olarak değerlendiren yeni bir anlayışla selamlıyor.
Batman'da konuşan Gül, demokrasi eksikliklerine değiniyor, büyük bir özgüvenle.
Henüz var olan sıkıntıların ve süregiden sorunların bu demokrasi eksikliğinden kaynaklandığını söylüyor hiç sakınmadan. Eksiksiz/ Kamil bir demokrasi içinde bütün sorunların çözülebileceğini hatırlatıyor önemle.
"Demokratik açılım süreci"ni başlatan "Güzel şeyler olacak!" yaklaşımı Gül'e aitti. "Tarihi fırsatı kaçırmayalım!" diye herkese sağduyulu davranma çağrısında bulunan da Gül'ün bizatihi kendisiydi.
O fırsat hala önümüzde duruyor.
Gül iyimser olduğu için değil bence, sorunun doğru bir bakış açısıyla nasıl çözülebileceğine işaret etmek istemişti asıl.
O da şu: Terör/şiddet hiçbir sorunun çaresi olamaz. Farklılıkları inkâr siyaseti bütünlüğe zarar verir. Eksiksiz bir demokrasi içinde bütün sorunlar çözülebilir. Dolayısıyla herkesin sadece ve yalnızca demokrasi standartlarını yükseltecek bir mücadele bilincinde ortaklaşması gerekir. Bu mücadelenin yöntemi de demokratik ve barışçıl olmak zorundadır.
Benim Cumhurbaşkanı Gül'ün demokratik birlikçi çözüm anlayışından çıkarsadığım hep bu oldu.
Bu anlayış ortaklaştırılabilirse ancak kalıcı bir çözüme kapı aralanabilir. Aksi takdirde hep birlikte kaybetmeye devam ederiz.
Gül, Mardin'de dört dilde karşılandı.
Eminim ki bu görüntü en fazla Gül'ü mutlu etmiştir.
Çünkü Gül herkesin başkanıdır, her dilde konuşan vatandaşın başkanıdır.
Biliyorum ki Gül, cumhurdan hiç kimsenin kendini ne farklı olan dininden, ırkından, dilinden, mezhebinden dolayı ayrı görmediği ve ayrımcılığa uğramadığı bir demokratik Türkiye için mücadele veriyor. Ve böyle bir Türkiye'nin siyasal bir mimariye kavuşması için herkesin/herkesimin katkı sunması gerektiğine inanıyor.
Bu yüzden Gül bütün sorunların kırıp dökmeden özgürce tartışılmasından yana.
Batman'da konuşan Gül'ün şu sözleri bence herkesin kulağına küpe olmalı:
"Terörün dışında fikirlerimizi, isteklerimizi medeni bir şekilde konuşabiliriz ve bu çerçevede ihtiyaçlarını giderebiliriz."
Çözüm için arayışlarını sürdüren BDP'nin bu yaklaşıma herkesten çok dikkat etmesi gerekiyor.
Demokratik legal siyasete PKK'nın şiddetinin gölgesi düşürülmezse çözüm hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kadar erken bir tarihte gerçekleşebilir.
Seçim sonrasında, "Tüm özgürlükler için yeni Anayasa" sözü veren Başbakan Erdoğan'ın yaklaşımı da gözden uzak tutulmamalı.
Gül'ün Cumhuriyet bayramı arifesinde bölgeye yaptığı gezi her bakımdan anlamlı.
Gül'ün Batman'da BDP'li Belediyeye yaptığı ziyaretin anlamı da doğru okunmalı.
Siyasi çözümün önünü tıkayacak her türlü yöntemden ve yaklaşımdan herkesin uzak durması gerektiği bir dönemde Cumhurbaşkanı Gül'ün, "Kimimiz Kürt olabiliriz, kimimiz Türk olabiliriz, kimimiz farklı olabiliriz, ama hepimiz kardeşiz, hepimiz bu ülkenin şerefli vatandaşlarıyız" sözleriyle çerçevelenen eksiksiz demokrasi anlayışı gözden ırak tutulmamalıdır diyorum.
Cumhuriyetimizin demokratikleştikçe ve demokrasimizin standartları yükseldikçe sorunlarımızın kendiliğinden çözümlendiği de görülecektir.
Hür ve eşit vatandaşları olan demokratik bir Cumhuriyet'in inşası için demokratik ve barışçıl bir mücadele vermek dururken başkaca arayışlara ve yöntemlere tevessül etmenin yanlışlığını hep birlikte görmeliyiz artık diyorum.
Evet, ben de buradan "Biji Serokomar Gül!" diyorum.
"Yaşasın Cumhurbaşkanı Gül!"
ETİKETLER :
Abdullah Gül Mehmet Metiner Batman Güneydoğu