AK Parti milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat:
Seçim sonuçları deprem yaratacak
Adalet ve Kalkınma Partisi Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, 8 ay sonra genel seçimlerin yapılacağına işaret ederek, seçim sonuçlarının birçok siyasi partide deprem yaratacağını söyledi.
Adalet ve Kalkınma Partisi Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, Adana Ekspres Gazetesine verdiği demeçte, “Bu halk, 2002 yılından öncesine kadar iktidar olan 3 tane siyasi partiyi sandığa gömdü. Vatandaş doğru karar verir, onlar seçtiği için biz milletvekiliyiz. Bu meşruiyetimizi 8 ay sonra götürüp hesap verip ve emaneti teslim etmektir demokrasi budur. Beğenir, beğenmez. Beğenmezse bize de güle güle der” dedi.
Dünya Profesyonel Orduya Geçiyor
Fırat, kamuoyunun merak ettiği tek tip askerlik konusunda yaptığı açıklamada, dünyanın gün geçtikçe profesyonel orduya geçtiğini belirterek, “Harpler artık ideolojik. Bilgisayarla yapılan, insansız uçaklarla yapılan harpler var. Dünya giderek profesyonel orduya geçiyor. Hükümet şu anda bir değerlendirme yapıyor, Türkiye’nin ihtiyacı nedir, profesyonel askerliğe mi geçmek lazım, yoksa bu askerlik süresini azaltmak mı lazım, bedelle askerlik getirmek mi lazım? Bunu hükümet, ordunun da fikrini almak şartıyla enine boyuna tartışacaktır” diye konuştu.
Sözümün Bugün De, Yarın Da Arkasındayım
New York Times Gazetesi’ne verdiği röportajda, “Atatürk devrimleri travma yarattı” diyen Fırat, o dönemde bu sözünün çarpıtıldığını, asıl söylemek istediğinin röportajda ön plana çıkartılmadığına dikkat çekerek, “Atatürk devrimleri olmasaydı, Türkiye bugün bu noktada olamazdı. Bu söylediğimin bugün de, yarın da arkasındayım. Eline kalem alan köşe yazarı olduğunu iddia edenler oturup, sözlük açıp, ansiklopedi açıp devrimle evrimin ne farkı olduğunu öğrenebilirler. Ama ne yazık ki bunu yapmıyor.”
Hükümetimiz Yerel Basını Kalkındıracak
AK Parti Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat’ın dünkü bölümde verdiğimiz açıklamalarına bugün de devam ediyoruz. Fırat, yine birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulundu. “CHP ve MHP’nin AK Parti’nin aldığı kararlara neden sıcak bakmadığı” sorusuna yanıtında, ses getirecek açıklamalarda bulundu. Fırat, yerel basını kalkındıracak yasaları geçireceklerinin müjdesini verdi. Fırat’ın bir sabah uyandığında Türkiye’de olmasını istediği 3 şey; demokrasi, özgürlük ve kardeşlik, olmamasını istediğiniz 3 şey ise; düşmanlık, kan, kin.
MHP Ötenazi Yaptı
CHP ve MHP, AK Parti’nin aldığı kararlara neden sıcak bakmıyor?
40 yıllık siyasetçiyim, inanın çok düşündüm. Kendimi CHP’nin yerine koydum, MHP’nin yerine koydum, acaba ben bu siyasi partinin içinde olsaydım, nasıl bir karar alırdım diye düşündüm. Mantıklı, akılcı bir çözüm bulamadım. Milletçi Hareket Partisi’nin Anayasa Değişikliği Paketi’ne ‘Hayır’ demesini kendisine ötenazi yaptırdığı kanısına vardım. Zaten kamuoyu yoklamaları da bunu gösteriyor. Yüzde 58 oyun içerisinde MHP’li olan birçok vatandaşımız ‘Evet’ oyu kullanmıştır. Yüzde 58’in tamamı Adalet ve Kalkınma Partili değildir. Bunun bilinci içerisindeyiz.
Demokrasiden yana olan, özgürlüklerden yana olan ve Türkiye’nin kontrollü bir demokrasiden özgür bir demokrasiye geçişinin önemli adımlardan biri olduğunu inanan vatandaşlarımız oy vermiştir. Bu yeterli midir, hayır. Dönüp bu yüzde 42’i niye ‘Hayır’ demiştir, onu da araştırmamız gerekir.
Anayasa Değişikliğine hayır diyebilmenin hiçbir gerekçesinin olduğu kanısında değilim. Biz çok iyi anlatamamışız demektir. İnanıyorum ki Adana’da ki çalışmalarım sırasında birçok kişi hatta yüzde 90’a yakınından fazlası Anayasa değişikliğinin neyi içerdiğini bilmiyor. Sadece gazete manşetlerindeki fikirlere bakmışlar veya kendi siyasi parti liderleri ne söylüyorsa o yolda hareket ediyorlar.
Yoksa bu anayasa metnini okuyup buna hayır diyebilmenin mantığını çözemiyorum. Şunu söylüyorlar; ‘Eğer HSYK ve Anayasa Mahkemesi ile ilgili maddeler olmasaydı, evet derdik.’ Peki, o zaman CHP’ye, MHP’ye de sormak lazım. Oylamayı Meclis’te yaptık. Girseydiniz de oy kullansaydınız, itiraz etmediğiniz maddeleri orada kabul ettirseydiniz o zaman referanduma gidilmezdi.
Sadece itiraz ettiğiniz bu iki maddede ret oyu kullansaydınız ya da boykot etseydiniz, onlar yalnız oraya gitseydi daha doğru olmaz mıydı? O zaman bir çelişkinin içerisindeler. Şu maddeler gelse bizim de itirazımız yok deyin, girin ve kabul edin. Siyaseten de, mantıken de bu. Ve iktidar partisini de zor durumda bırakın. O zaman 3-4 maddeyi götürün referanduma ve onlar üzerinden siyaset yapın. Bu bir hatadır bunu kabul etmek de mümkün değildir.
Önümüzdeki Seçim Sonuçları Deprem Yaratacak
8 ay sonra genel seçim var. Vatandaş bunu değerlendirecek. Seçim sonuçları da birçok siyasi partide deprem yaratacak. Çünkü bunu vatandaşa anlatabilmek mümkün değil. HSYK ve Anayasa Mahkemesi’ndeki değişiklik AK Parti’nin güdümüne girecek diyorlar. Maddeyi okuduğunuz zaman tamamen tersidir.
Bu halk bir teraziye koyar milimi milimine çıkarır. Bu halk, 2002 öncesi o güne kadar iktidar olan 3 tane siyasi partiyi sandığa gömdü. Vatandaş doğru karar verir, onlar seçtiği için biz milletvekiliyiz. Bu meşruiyetimizi 8 ay sonra götürüp hesap verip ve emaneti teslim etmektir demokrasi budur. Beğenir, beğenmez. Beğenmezse bizi de güle güle der. Halkın bu kararına da saygı göstermek zorundayız. Yargı kararlarının başında Türk Milleti adına diye başlar. Kararlar öyle yazılır. Yargıtay da öyle yazar. Siz o millet adına hareket ettiğiniz zaman ve meşrutiyetinizi oradan sağlıyorsanız, millete saygılı olma temelini hiçbir zaman gözden uzak tutmamak lazım.
Dünya Giderek Profesyonel Orduya Geçiyor
Tek tip ve kısa dönem paralı askerlik ile ilgili hükümetin çalışmaları hangi aşamada?
Bu güne kadar sivil hükümetler fazla ilgilenmezlerdi. Ne gelirse askeri cihetten o kabul edilirdi. İhtiyaçları belirleyen, bu işin tekniğini verecek olan ordudur. Tabi ki ordudan bilgiler alınır ama kararı verecek olan hükümettir. Dolayısıyla hükümet şu anda bir değerlendirme yapıyor, Türkiye’nin ihtiyacı nedir, profesyonel askerliğe mi geçmek lazım, yoksa bu askerlik süresini azaltmak mı lazım, bedelle askerlik getirmek mi lazım? Bu hükümet, ordunun da fikrini almak şartıyla enine boyuna tartışacaktır. Bugün İngiltere ordusu, 110 bin kişi. Türkiye’nin sadece subay, astsubay sayısı bunun bir buçuk katı. Artık dünyada Çin’den başka asker sayısıyla büyüyen bir ordu yok. Harpler artık ideolojik. Bilgisayarla yapılan, insansız uçaklarla yapılan harpler var.
Bu da belli kalitede insanların yapması lazım. Dünya giderek profesyonel orduya geçiyor. Bunu yapıyor şu an. 9 ay, 6 ay bir askeri yetiştirip sonra çatışmaya gönderdiğiniz zaman da zayiatlar oluyor. Ama siz bunu profesyonel hale getirdiğiniz zaman Türkiye böyle bir yol izliyor şu anda. Bugün enteresan olan bir durum var. İngiltere ordusu toplam sayısı kadar ki askerimiz, askerlikle ilgili olmayan işlerde çalışıyor. Orduevlerinde, Emireli, şoför olarak çalışıyor. Bunların artık geride kalması gerekiyor.
Hizmet alımıyla yapılması gerekir. Askerlik yapan bir kişiyi garson olarak, berber olarak kullanmamanız gerekir. Yemek şirketleri var, berber var, gider orada tıraşınızı yaptırırsınız. Askerin birisi gidecek sınırda karakol bekleyecek, çatışmaya girecek, şehit olacak; diğeri de askerlik süresini kuaför olarak geçirecek. Bunların artık değişmesi gerekiyor. Ordunun da gücü daha üst seviyelere çıkarılacak, daha çok hareketli, daha çok vurucu güce sahip bir ordu haline gelecek. Bu da demokratikleşmenin bir önemli adımlarından birisi.
Yargı Vesayet Makamı Olmamalı
Hukukçu milletvekili olarak, olası bir yeni anayasanın hazırlanışında siz işin neresinde olacaksınız?
Tam göbeğindeydim, Anayasa taslağımız hazır. Ben bunu hazırlayıp öyle bırakıp gelmiştim. Orada duruyor, benim de bilgisayarımda duruyor. Anayasa yapmak çok zor değil demokratik ülkelerde.
Çünkü anayasanın öyle uzun, bizim 1982 Anayasası gibi işte RTÜK’ü de onun içine koyun, TRT’yi de onun içine koyun, YÖK’ü de koyun değildir. Anayasanın iki tane temel özelliği vardır. Biri; temel hak ve özgürlükler nelerdir, bunlar nasıl korunur. Onu çok fazla araştırmaya lüzum yok. Bunlar belli, çünkü bizim Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesinin altında imzamız var.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin altında imzamız var. Buna bağlı yüzlerce ek protokolün altında imzalarımız var. Biz birey haklarının ne olduğunu, başka yerde aramamıza lüzum yok. Biz bunları alıp otomatik olarak anayasanın o kısmına koyduğumuz zaman ki bizim çalışmamızda bu vardı. Siz en önemli kısmını halletmiş olursunuz. İkincisi ise, devletin yapılanmasıdır.
Devletin temel üç tane gücü var. Yasama, yürütme, yargı. Bunların yetkileri nelerdir. Birbiriyle olan ilişkileri, hudutları nedir? Bunu tespit edeceksiniz. Bu demokrasilerde bellidir zaten. Yeni bir şey keşfetmenize gerek yok. Yargı, yasaların ve hükümlerin bir vesayet organı olamaz. Yargının görevi bellidir.
Yasayı çıkaran Meclis’tir. Bunu denetleyen elbette Anayasa Mahkemesi vardır. Ama Anayasa Mahkemesi’nin denetlemesi ancak hukuki bir denetlemedir. Yoksa bugün olduğu gibi kendisini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yerine koyup yeni bir yasa yapma yetkisi yoktur. Bu yetki aşımıdır. Ve o zaman Türkiye’de bir kaos meydana gelir, bunun olduğu gibi. Tabi ki idarenin denetiminde idari yargıya aittir. Bu yerindelik denetimi değildir hiçbir zaman. Şu anki anayasada da bu yazıyor. Bir kez daha açıkça yazılması lazım. İdarinin eylem ve işlemleri hukuka uygun mu değil mi, onu değerlendirmek zorundadır.
Bunun dışına çıkamaz. Efendim kötü yapılır, hayır efendim kötü yapamazsın o senin işin değil. O idarenin işi hukuka uygun mu, değil mi buna bakacaksın. Ama bakıyorsunuz, işte özelleştirme ülkenin ekonomik kaybına neden olur. Ekonomik kaybına sebep olur ise, Telekom özelleştirmesi, Tansu Çiller döneminde yapılabilmiş olsaydı, Telekom’un o gün ki fiyatı 35-40 milyar dolardı. Türkiye’nin iç ve dış borcu bunun yarısıydı.
Türkiye, bugün bambaşka ekonomik bir çehreyle karşımızda olurdu. Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. O gün ki fiyatın 5’te1’ine gitti. Çünkü dünyanın hemen hemen birçok yerinde özelleştirilmesi yapılmıştı. Çok büyük bir ihtiyaç yoktu. Peki bunun hesabını kim verecek? O günkü Anayasa Mahkemesi üyelerinin bence hesap vermesi lazım. Türkiye’de bunların da yargılanması lazım.
Bugün neden iptal ettiklerinin izahını yapmaları lazım. Şimdi hesabı verecek olan vatandaşa gidip bunun doğru olup olmadığını anlatacak olan siyasettir, Meclis’tir, yürütmedir. Ama yargı böyle bir şey yapmıyor. Şimdi kimisi emekli oldu, kimisi öldü. Türkiye’nin bu mantığı atması lazım. Bir vesayet makamı olmaması lazım yargının. Bunu yaptığınız zaman problem kalmaz. Anayasaya da bunun haricinde bir şey koymaya gerek yok.
Atatürk Devrimleri Olmasaydı, Bu Noktada Olamazdık
New York Times Gazetesine verdiğiniz röportajda, “Atatürk devrimleri travma yarattı” demiştiniz. Milyonlarca insanın benimsediği Atatürk devrimleri ile ilgili böyle bir söz söyleme gereği nereden çıktı? Bugün de söylediklerinizin arkasında mısınız?
Tabi tabi bugünde arkasındayım, yarın da arkasında olacağım. Ondan bir şüpheniz olmasın. Bir siyasetçi olarak her söylediğim sözü tartarak, bilerek konuşurum. Şimdi her devrim bir şoktur, travmadır. Yalnız Atatürk devrimleri değil. Rus ihtilalı de, Fransız İhtilalı de bir şoktur. Çünkü zaten ismi üstünde devrim, sarsıcı kararların alındığı bir süreçtir. Devrim ile evrimi karıştırıyor bazıları.
Atatürk devrimleri diyoruz, Atatürk evrimleri demiyoruz. Evrimler tabi ki bir şok yaratmaz, zaman içerisinde yayılır. İnsanlar çok fazla bir etkilenmez. Ama temel bazı değişiklikler yaptığınız zaman bu gayet normal. Hayır öyle değildir diyorsanız, Atatürk devrimlerini inkar ediyorsunuzdur. Bu kötü bir anlamda kullanılmış bir söz değildir. Benim üzüldüğüm nokta; eline kalem alan köşe yazarı olduğunu iddia edenler oturup, sözlük açıp, ansiklopedi açıp devrimle evrimin ne farkı olduğunu öğrenebilirler.
Evet, ben yine söylüyorum. Arap alfabesinden Latin Alfabesine dönüyorsunuz. Köklü bir değişiklik yapıyorsunuz. Soyadı Kanunu geliyor. Soyadı Kanunundan önce ağa, paşa, bey vardı. Onu kaldırıyorsunuz. Çünkü Cumhuriyete geçiyorsunuz. İmparatorluktan Cumhuriyete geçiyorsunuz. Kolay bir iş değil. Bunu kötü bir anlamda söylemiyorum. Bilakis güzel bir şey. Bugün Türkiye bu noktaya gelmişse devrimin sayesinde. Atatürk devrimleri olmasaydı bugün bu noktada olmazdık. Birileri bunu anlamıyor. Anlamıyorlarsa bilgi sahibi olmadan fikir yürütmenin bir alemi yok.
Devrimin Etkisini Bilmeyenlere Cahil Derim
Bir yabancı gazeteciye röportaj verirken, o insanlar Türkiye’nin tarihini bilmiyor. Dolayısıyla yanlış bir bakış açısıyla bakıyorlar. Yabancı bir gazeteciye röportaj verirken, tarihimizi çok kısa bir şekilde anlatırım. Bunu prensip haline getirdim. Osmanlı İmparatorluğu’nun yapısı neydi, neden yıkılma noktasına geldi? Türkiye Cumhuriyeti nasıl kuruldu? Bu süreç nedir? Onları anlatırım.
Türkiye’nin 1950’li yıllarda çok partili rejime geçişini, darbeleri kısaca anlatırım. Türkiye ile röportaj verdiğim zaman karşımdaki insanında bunu belli yerlere oturtabilme, algılama imkanına sahip olurlar. Ama burada sadece o cümleyi almışlar. Yoksa başından sonuna kadar almış olsalardı, Tanzimat nedir, İttiaki Terakki nedir, Birinci Dünya Savaşı’nın sonuçları ne olmuştur, Türkiye Cumhuriyeti nasıl kurulmuştur, nasıl bir mücadeleden gelmiştir, nasıl devrimler yapılmıştır? Bunları anlattım.
Ve bir devrimin etkisini bilmeyen bir kişiye de cahil diyebilirim. Yoksa Atatürk inkılâplarını, Atatürk devrimlerini küçük görmek için değil, büyük gördüğüm için söyledim. Bir devrim olarak addettiğim için öyle görüyorum.
Rus İhtilalından ve bir Fransız Devriminden halen bahsediyorsak, hala güncelliğini koruyorsa onun yapısındandır. Türkiye’de de bir devrim yaşanmıştır. Bu bir devrim değildir diyorlarsa, o zaman bu evrimdir. Kalkıp desinler ki Atatürk devrim yapmadı, Atatürk evrim yaptı.
Onu söylesinler. O cehaleti bağışlarım ama çok fazla tekrar edilirse de bağışlamak mümkün olmaz. Artık istediğiniz bilgilere ulaşmak çok kolay. Oradan bakabilirler. Söylediğimin tamamen arkasındayım bugün de, yarın da, her zaman arkasındayım.
Halkın içinde bulunup onların arasında dolaşmayı seviyor musunuz?
Çok severim. Gerek Adana’da olsun, gerek başka yerlerde olsun. Hiçbir zaman çekinmeden, halktan korkmadan onlarla beraber olurum. Birçok kişi de korumamın yanımda olmaması nedeniyle hayret eder. Vatandaştan bana kötülük geleceğini hiçbir zaman aklıma gelmemiştir. Beni tenkit edebilir, zaten o onun hakkı. Ben cevaplandırabilirsem, cevaplandırırım onu, yok yanlışımda varsa özür dilerim, düzeltmeye çalışırım. Vatandaşın her zaman yanındayımdır, kapım her zaman açıktır.
Boş zamanlarınızda neler yaparsınız? Hobileriniz nelerdir?
Maalesef hiç boş zamanım yok. Fırsat bulursam kitap okurum. Ona bile vakit ayırmam zor oluyor. Tabi göz giderek bozuluyor, okumak bir zor oluyor ama yinede okumaya çalışıyorum.
Bir sabah uyandığınızda Türkiye’de olmasını istediğiniz 3 şey?
Demokrasi, özgürlük ve kardeşlik.
Bir sabah uyandığınızda Türkiye’de olmamasını istediğiniz 3 şey?
Düşmanlık, kan, kin. Bunları istemem.
Unutamadığınız bir anınız var mı?
O kadar çok ki.
ETİKETLER :
Dengir Fırat Adıyaman Adana Ak Parti Seçim