Metiner’den Çubukçu’ya açık mektup
Bakan’dan Kâhta için okul istedi
Mehmet Metiner Mezun 1971-72 yılında mezun olduğu okullu ziyaret etti. Ancak Metiner Okulu içler acısı durumunu görünce Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’ya açık mektup yazdı…
İşte Metiner’in Bakan Çubukçu’ya yazdığı Mektup…
Değerli Bakanım,
Cuma günü memleketim olan Adıyaman’ın Kâhta ilçesinde mezun olduğum ilkokulu ziyarete gittim. Benim okuduğum yıllarda adı Atatürk olan okulun şimdiki adı TPAO Atatürk İlköğretim Okulu olmuş.
Okul müdürü Ebubekir Özkan’ın çerçeveletip bana sunduğu mezuniyet belgem beni tarifsiz bir sevince boğdu. 1971-72 yılında mezun olduğumu bildirir belgede notlarıma baktım. Bir iyinin dışında hepsi pekiyi…
Fotoğrafıma baktım, masum, zayıf ve çelimsiz bir esmer çocuk. Gülmeyen bir yüz. Bende olmayan bir fotoğrafa sahip olmanın tarifsiz sevincini anlatamam. Okul numaram: 63. Beraber aynı sınıflarda okuduğumuz arkadaşlarımızdan biri, Mustafa Özkan, şimdi o okulda öğretmenlik yapıyor. Elimdeki çerçeveye ve orada sıralanmış duran arkadaşlarıma bakarken yüreğimin bir yanıyla geçmişe doğru yolculuk yaptığımı hissettim.
Okul müdüründen izin alarak beşinci sınıfa kadar okuduğum tüm sınıfları dolaşmak istediğimi söyledim. Okulda öğretmen olan sevgili Mustafa’nın sayesinde okuduğum tüm sınıfları dolaştım. Benim oturduğum sıralarda şimdi memleketimin çocukları oturuyordu. Kızlı erkekli. Hepsi tertemiz, pırılpırıl. Gözlerinden zeka akan çocuklar. Öğretmenleri birbirinden değerli...
Birden geçmişe doğru aktı gözlerim.
Zengin ve hatırlı bir ailenin şımarık çocuğu olarak ne çok anılarım vardı o okulda. Beş yıl boyunca neler yapmıştık neler! O koridorlarda saklı duran anılarımız bir konuşsa keşke! Sıralarda yaptığımız muziplikler, kavgalar vs… Ya bahçede oynadığımız oyunlar… Ne çok top peşinde koştururduk… O yaşımda bile kaç kez kolumu ve ayağımı kırdığımı veya incittiğimi ben bile hatırlamıyorum…
Benim için en mutlu yıllardı.
Şimdi kantin olarak kullanılan o bakımsız daracık yerde Amerikan patentli ne çok süt içmiştik. Süt tozlarını dün gibi hatırlıyorum.
Bir de asla hatırımdan çıkmayan bir öğüt vardı. Evde ve sokakta Türkçe konuşmamamız salık verilirdi. Oysa Türkçe okula başladığımız o yıla kadar bilmediğimiz bir dildi. Anadilimiz olan Kürtçe tek anlaşma dilimizdi. Şimdi Türkçe anadilim artık. Tıpkı Kürtçe gibi… Türkçe’yi resmi, Kürtçe’yi anadilim olarak kabul edenlerden değilim. Her ikisi de bana ait, benim dilim. Birini diğeri için tehlike olarak gören yaklaşımlarla karşılaştığımda bu yüzden ürperiyorum.
Değerli Bakanım,
Bu nostaljik ziyaretim esnasında yüreğimin bir yanının kanamaya başladığı gördüm birden. Niye mi? Okul binası dökülüyor. Her an can vermeye hazır bir insan gibi duruyor karşımda. Sınıfların içindeki duvarlarda görülen çatlaklar, yüreğimin ta orta yerine bir sızı olarak gelip yerleşiyor. Cam-çerçeveler, boya badana hak getire…
Koridor duvarları dökük mü dökük… Çatlaklar-patlaklar tarifsiz bir görüntü kirliliği yaratmış… Çocukların kullandıkları tuvaletler bakımsız ötesi…
60’dan fazla öğretmeni olan okulun küçücük öğretmen odasına ancak beş altı kişi sığabiliyor… Öğretmenler açısından da sağlıksız bir çalışma ortamı…
Erkek öğretmenler çaresiz kantindeki o bakımsız yeri tercih ediyorlar…
Bazı sınıflarda öğrenciler üçer sıra halinde oturuyorlar. Bazı sınıflar derme çatma. O derme çatma sınıflardan birine girdiğimde rahatsız edici bir nemle karşılaştım. O sınıftaki öğrencilerin oturma düzenlerini tarifte zorlanıyorum.
Benim okuduğum bina çok daha eski püskü. Sonradan yapılan eklentiler ise zamana karşı yenik düşmüş. Bir depremde o bina çocukların başı üstüne yıkılacak kadar perişan ve dayanıksız.
Saygıdeğer Bakanım,
Benim okuduğum, şimdi benim memleketimin çocuklarının okuduğu o okulun hali yüreğimi paramparça etti. Bu okulun tamirine harcanacak paralarla pekâlâ bahçenin o geniş alanlarında modern bir yeni okul yapılabilir.
Sizi seven ve sayan bir dostunuz olarak sizden memleketimin o güzel yüzlü, yoksul ve masum çocukları adına yeni bir okul talebinde bulunuyorum.
Bu ricamı/talebimi değerlendirmeniz dileğiyle.
En içten selam ve saygılarımla…
ETİKETLER :
Mehmet Metiner Nimet Çubukçu Kahta Okul