Geriye Erbakan’ın Fantezisi Kaldı
Sitemiz Genel Yayın Yönetmeni Naif Karabatak ,Saadet Partisi'nde yaşanan sancılı süreci ele aldığı yazısında , Necmettin Erbakan'dan geriye kalanları tek tek şu şekilde sıraladı...
İşte Naif Karabatak'ın yazısı...
Aylardır devam eden Erbakan-Kurtulmuş mücadelesinin SP’deki galibi Necmettin Erbakan ve ekibi oldu. Saadet’in yeni cephesindeki galip ise Numan Kurtulmuş ve ekibiydi…
Bir başka deyişle birkaç aylık mücadelenin sonunda iki galip vardı, elbette mağlup da vardı, yazının sonunda ona değineceğim…
Saadet Partililerin çok zor bir sınavdan geçtiğini kabul etmeliyiz. Kolay değil, 50 yılı aşkın siyasi hareketin içerisinde yer alanların, son kulvarda zorlandıkları tercih, kolay izah edilir gibi değildi ama bir de “hak” vardı, üstüne “adalet” vardı, “adil düzen” isteniyordu ve tabii ki “İslami hassasiyetler” vardı…
Bu hassasiyetleri gözetenler, dayatılanın yanlışlığına vurgu yaparak, her zamanki gibi sükût edip beklemeyeceklerini gösteriyorlardı.
Onlar belki de ilk kez sükût etmedi, haksızlığa uğradığını düşündükleri genel başkanlarının yanında yer aldılar ve Saadet Partisi, bir anda “eski partileri” oldu…
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof.Dr.Numan Kurtulmuş, dün “manifesto” sayılacak bir açıklamayla ve aslında “bir ömrü adadığı siyasi hayatının sonunda çuvallayan Necmettin Erbakan ve ekibine tarihi dersini de verdi…”
“Aramızdaki gönül ilişkimiz masamıza tabak çanak atıldığında kopmuştu.” diyen Kurtulmuş, siyasi nezaketsizliğin sınırını da çizmiş oldu.
“Kayyum atanması”nın bardağı taşıran son damla olduğunu belirten Kurtulmuş, bugüne kadar neden konuşmadığını açıkladı. Referandum sürecini, istişareyi, tek başına karar vermemeyi ve daha birçok şeyi…
Ama aslında onun konuşmasına gerek yoktu, olaylar her şeyi ayan beyan anlatıyordu zaten…
Sayın Kurtulmuş, süreci, kendilerini cezalandırma olarak değerlendiriyordu.
“Sistemli bir şekilde bir komployla karşı karşıya” bırakılmışlardı…
“Başarısız oldukları için değil SP’yi siyasetin yıldızı haline getirdiği” için cezalandırıyorlardı…
“Kavga değil, siyasete yeni bir tarz getirdikleri” için tu kaka ediliyordu.
“Bunu yapanlar utansın” diyerek en sert cümlesini de burada söylüyordu…
Haklı olarak da ironi yapıyordu; “Sen misin Çağlayan Meydanı’nda İsrail zulmüne karşı yüz binleri toplayan, siz misiniz Mavi Marmara katliamının karşısına insanlık abidesi olarak dikilenler, siz misiniz Doğu Türkistan’da yaşananlara karşı çıkanlar. Siz misiniz mayınlı araziler peşkeş çekilmesin diye halkın çıkarlarını savunanlar.”
Allah’tan başka hiç kimsenin önünde diz çökmeyecekleri mesajının adresi de çok belliydi…
Siyaset yapma imkânının kalmadığına inandığı Saadet Partisi Genel Başkanlığı’ndan ve partiden istifa ettiğini söyleyen Kurtulmuş, “Şahıslara değil ilkelere bağlılığı” esas aldıklarını söyledi.
Bence Erbakan ve ekibinin gol yediği cümle ise şuydu; “Biz bu partinin, bu davanın içinde ekmeğini, emeğini, gençliğini harcayan samimi insanlar için buradayız. Allah’a yemin olsun ki bütün bu zorluklara bu insanlar için katlandık.”
Yaşanan kavgayı “Kerbela denemelerine” benzeterek istifasını açıklayan Kurtulmuş, bunun son değil, yola devam etmek için bir adım olduğunu söyledi.
Kurtulmuş’un konuşmasında ince bir ayrıntı da, ailesinin işin içine katılmasından duyduğu derin rahatsızlıktı, bence bu çok çirkin…
***
Peki şimdi ne olacak?
Erbakan ve ekibi “yıldırarak” istediklerini elde ettiklerini sanacaklar.
Erbakan’ın oğlu olmaktan başka bir özelliği olmayan oğul Erbakan’ı veya bir başkasını bir süreliğine koltuğa oturtacaklar…
Partiyi tekrar ele geçirdiklerini sanacaklar ama ortada partili bulamayacaklar…
Artık Erbakan, kendi demeçlerini evinde söyler…
Seçime girerler mi bilinmez ama yüzde biri zorlama şansları bile kalmadı gibi…
***
Kurtulmuş ve ekibi de yeni bir oluşum denemesiyle yola devam edecekler ama bu girişimin tutacağını sanmıyorum.
Siyasette “iki yarım bir ediyor” ama “bir yarımın tüm etmesi çok zor”, bazen imkânsız gibi bir şey.
Saadet Partisi, uzun süredir iki yarımı bir ederek yola devam ediyordu.
Sayın Kurtulmuş ve ekibinin süreci çok iyi yönettiğini, onurlu bir duruş sergilediklerini, bırakması gerektiği yerde de bıraktıklarını belirtmeliyim ama bu, bundan sonrasının çok iyi olacağı anlamına gelmez.
Sadece çirkin siyasete karşı verilen güzel cevap olarak tarihteki yerini alır diye düşünüyorum…
***
Milli Görüş ise aslında Kurtulmuş’un deyimiyle “masaya tabak çanak atıldığında” sona ermişti…
Bundan sonra Milli Görüş diye bir argüman olmayacak, olsa da Erbakan’ın fantezisinden öteye gitmeyecek.
Yani hikâye gibi söylersek, Erbakan’ın torunlarına aktaracağı şu söz kaldı; “Bize kalan fanteziydi sadece, oyalandık durduk.”
Ama yazık oldu…
ETİKETLER :
Saadet Partisi Necmettin Erbakan Numan Kurtulmuş