Mehmet Metiner'in Kaleminden....
Mahalle Baskısı veya İdeolojik siteler
Türkiye’de mahalle baskısı yok mudur? Vardır elbet.
Uzun boylu sosyolojik analizlerin yeri burası değil biliyorum.
Mahalle sosyolojisi üstüne ahkâm kesmenin de gereği yok.
Bilinir ki her mahallede adı konmamış kurallar vardır. Bu kurallar yazılı kurallar değildir. Ama herkes bilir ve gereğine uygun hareket eder.
Bilinir ki her mahallede farklı/çoğul hayatlar vardır. Bunlar bazen birbirine değerler, bazen hiç değmeden kendi mecrasında akıp giderler. Farklı/çoğul yaşamlar, karşılıklı saygı temelinde, herkesin bir diğerinin hassasiyetini gözettiği oranda mahalleyi de zenginleştirir.
Bilinir ki bazı mahalleler daha tektipçidir. Homojendir.
İdeolojik mahalleler doğaları gereği tahammülsüzdür bir başkasına karşı.
*****
Son zamanlarda mahalle kavramına bir yenisi daha eklendi. Siteler.
Site, bir tür kent demek…
Büyük kentlerin içinde minik kentler…
Bu sitelerde hayatlar giderek tek tipleşmeye başladı.
Post-modern dönemin bir tür gettoları…
Bir tür üstüne kapanma hali…
Herkesin birbirine benzediği bu tür sitelerde giderek farklı olanı düşman gibi görme anlayışı kök salmaya başladı.
*****
Bu site kültürü giderek demokratik çoğulcu anlayışı tahrip ediyor.
“Tek Türkiye” isteği giderek ortak bir zihniyete dönüşüyor.
Eskiden mahallelerde herkes farklılıklarıyla yaşardı. Sınıfsal ayrılıkların, dinsel ve etnik farklılıkların veya farklı yaşamsallıkların ziyadesiyle iç içe geçtiği mahallerde insanlar birbirlerine dokunurlardı.
Birbirlerinin acılarına ve sevinçlerine tanıklık ederlerdi. Bir sorun belirdiğinde de komşuluk hakkı çerçevesinde oturur konuşurlardı. Sürekli bir diyalojinin ve dahası “komşuluk hakkı” kavramının egemen olduğu mahalleler ne yazık ki giderek yok olmaya başladı.
*****
Önümde Antalya’daki bir siteye asılmış devasa bir tabela duruyor. Okurken ürperiyorum.
“Bu site Atatürkçü, laik ve demokrat…..”
Kelimelerin arkasını getirmeye gerek var mı?
O sitede bir tek Atatürkçü ve laik insanların yaşadığı/yaşayabildiği vurgusu sizi korkutmuyor veya üzmüyorsa, mahalle baskısından şikâyet etmeye hakkınız yok demektir.
“Burası bizim mahallemiz!” diye başlayan yaklaşımlar ile “Bu ülke bizim!” diye başlayan ideolojik meczupların yaklaşımı arasında ne fark vardır, söyler misiniz?
İzmir’in Çeşme ilçesinde inancına uygun kıyafetlerle denize girdiği için başörtülü bir vatandaşımıza, bir başka kadın vatandaşımız,“Burası Atatürk’ün Türkiyesi. Burada bu kıyafetle denize giremezsiniz!” diyebiliyor ve arkasından hakaretler eşliğinde tacize yönelebiliyorsa, ortada bir zihniyet sorunu var demektir.
*****
Atatürkçü ve laik olmak ile demokrat olmak arasındaki farkı bilmeyenlere “baskı”yı anlatamazsınız, biliyorum.
Başı açık gezmeyi veya içki içmeyi “laik yaşam tarzı” olarak görenlere, laikliğin aslında herkesin farklı yaşam tarzlarını güvenceye alan bir devlet/yönetim tarzı olduğunu anlatamazsınız.
Kendine benzemeyen herkesi düşman veya öcü gibi gören zihniyetleri hep birlikte elimizin tersiyle itmediğimiz sürece baskıdan şikâyet etmeye hakkımız yok bizim.
Mahalle baskısı denildiğinde akla sadece muhafazakârları/dindarları getiren, “ilerici-gerici” şablonunun dışına çıkmayı başaramamış kimselere, demokratlığın, herkesi kendi eşiti olarak gören bir anlayış olduğunu anlatamazsınız.
Yanında geçen çarşaflı veya başörtülü kadınlara istihza ile bakan, onları küçümseyen, onlara, “Hala bu devirde ne bu yobazlık!” diye sözlü tacizde bulunanların, sizce baskıdan şikayet etmeye hakları var mı?
*****
Bütün bu sözlerden herhangi bir şiddeti veya baskıyı onayladığım sonucunu çıkartacak olanlara peşinen söyleyeyim: Hayır efendiler, bendeniz her türlü ayrımcılığa ve şiddete karşıyım. Hiçbir haklı nedenin şiddeti meşru kılacağına da inanmayanlardanım.
Başkalarının yaşam tarzlarına ve inançlarına yönelik saldırılara karşı olduğum gibi, başkalarının hassasiyetlerini, örfünü, geleneğini ayaklar altına alan, hiçe sayan ve aşağılayan tutumlara da karşıyım.
Hz. İsa ne güzel der: “İçinizde ilk taşı günahsız olan atsın!”
Ya eskilerin şu sözüne ne demeli: “Dinime dahleden bari Müselman olsa!”
Baştan sona günahkâr olanların attıkları taşlar samimiyetsizlik kokuyor.
İğneyi kendinize batırmaya ne dersiniz?
ETİKETLER :
Mehmet Metiner Mahhale Baskısı İdeolojik