Mehmet Metiner'in kaleminden...
Öcalan; “Devletin Emrindeyim!”
Evet, Öcalan yakalandığında aynen böyle demişti.
Dahası, “Hizmete hazırım” demeyi de unutmamıştı.
Öcalan’ın emrinde olduğunu söylediği devletin hangi devlet olduğu ortada.
Yakalandıktan sonra İmralı’da verdiği bütün mesajları titizlikle okuyan birisi olarak rahatlıkla şunu diyebilirim ki, Öcalan’ın “hizmete amade” olduğunu söylediği devlet, askerlerin şahsında derin devlettir.
Öcalan’ın devlet derken kasdettiği askerlerdir. Nitekim o tarihte yaptığı tüm açıklamalar askerlerin hassasiyetleriyle neredeyse birebir örtüşen türdendi.
Hepsine burada girersem yerim kalmaz.
Ama birkaç tanesine değineyim isterseniz.
-Cumhuriyet dönemindeki “Kürt isyanları”nı demokrasiye geçmeyi hedefleyen Kemalist Cumhuriyet’in önünü kesmeye çalışan dış güçlerin, özellikle de İngilizlerin tezgahı olduğunu söyledi.
-Atatürk milliyetçiliğinin öyle iddia edildiği gibi ırkçı bir milliyetçilik olmadığını, tam tersine Ahmet Taner Kışlalı’nın dediği gibi “kültürel milliyetçilik” olduğuna inandığını belirtti.
Atatürk’ün, “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözündeki “Türk” vurgusunun “kültürel milliyetçilik” çerçevesinde anlaşılması gerektiğine vurgu yaptı.
-Pratikte eşitlik sağlanması halinde, yani Kürtlerin de demokratik ve kültürel haklarının verilmesi halinde “Türk Vatandaşlığı” tanımında bir sorun görmediğini açıkladı.
-Kendilerinin Türkiye’ye karşı dış güçler tarafından kullanıldığının özellikle altını çizdi.
-Bağımsız Kürdistan, etnik federasyon, otonomi ve özerklik gibi talepleri “ilkel milliyetçililik” olarak gördüğünü belirterek elinin tersiyle ittiğini söyledi. Bu bağlamda söyledikleri şu oldu: Üniter devlet, ortak vatan, tek bayrak, tek Türkiye ulusu. “Biz farklı ırklardan oluşan tek bir Türkiye ulusuyuz!” lafı kendisine aittir. Bunun etnikçi-ırkçı olmadığını söylediği Atatürk milliyetçiliğine yaslanan “Türk milleti” veya “Tek millet” söyleminden ne farkı olduğunu Öcalan’ın izinden gidenler bir türlü açıklayamadılar.
-Türkiye’yi dışarıda ve içeride tehdit eden iki gelişme olduğunu, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde Barzani ve Talabani üzerinden bir Kürt devleti kurdurtarak Türkiye’yi bölüp parçalamak istediğini ve içeride de Amerikancı AK Parti eliyle laik Cumhuriyet’in dibine kibrit suyu dökmek amacında olduğunu her seferinde vurguladı.
Öcalan, Türkiye’nin ulusal bütünlüğünün Barzani-Talabani tarafından tehdit edildiğini ve laik Cumhuriyet rejiminin de AK Parti eliyle yok edilmek istendiğini söyledikten sonra devlete mealen şu çağrıyı yaptı: “Biz her iki tehdide karşı Türkiye’nin yanında olmaya varız!”
Öcalan’ın “Demokratik Cumhuriyet” söylemine en başında katkı sunanlardan biri olarak belirtmek isterim ki, AK Parti iktidarından sonra bu söylemin hem içeriği hem de hedefi değişti.
Öcalan devlet yerine AK Parti’yi hedef aldı.
Çünkü AK Parti “Herkes için demokrasi” ve “daha fazla özgürlük” anlayışıyla “Demokratik Cumhuriyet”le ifade edilen demokratik ve kültürel hakların sağlanması sürecinin önünü açtığında paradoksal bir biçimde karşısında Öcalan’ı ve örgütünü buldu.
******
Öcalan yakalandıktan sonra örgütüne iki çağrıda bulundu: 1. Silahlı güçleri sınır dışına çekin, 2. Koşulsuz ateşkes çağrısında bulunun.
Her ikisi de gerçekleşti.
Kalıcı bir barışa zemin hazırlamak için her iki çağrı da yerindeydi.
Öcalan İmralı’da askerlerle oturup konuşuyordu. Onlarla bir tür müzakereler yapıyordu. O askerlerin bir kısmı bugün Ergenekon davası dolayısıyla Silivri’de. Öcalan bu görüşmeler hakkında bilahare kendisi de açıklamalarda bulundu.
Dava sürecinde kendisinin de tanık olarak dinlenmesi talebinde bulundu, ama nedense bu talebi kabul görmedi. Oysa Öcalan’ın o süreçle ilgili anlatacakları büyük resmi doğru tanımlamamız için ziyadesiyle faydalı olabilirdi.
O tarihte statükocular tarihi bir fırsatı sistem içindeki egemenliklerini kaybetmemek için heba ettiler. İstenseydi PKK meselesi kökten halledilebilirdi.
O süreçte ne Kürt meselesinin halli, ne de PKK sorununun bitirilmesi için tek bir somut adım atılmadı. Buna rağmen İmralı’da Öcalan’la görüşmeler aralıksız devam etti.
ETİKETLER :
Mehmet Metiner Abdullah Öcalan PKK Devlet hizmet