Mehmet Metiner'in kaleminden...
BDP’nin Totaliter ve faşizan dili
Gazetede okuduğumda inanamadım ilkin.
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, referandumda “evet” diyeceklerini açıklayan Diyarbakır’daki STK’lar için siyaseten ve ahlaken sorunlu suçlamalarda bulunmuş.
Siyaseten sorunlu, çünkü adında demokrasi ve barış olan bir partinin dili olamaz bu. Demokrat haklarını kullanan STK’lar için neredeyse “iç düşman” muamelesi çeken bu dil hem hakaretamiz, hem de hedef gösterici.
Ahlaken sorunlu, çünkü o STK’ların değerli temsilcilerinin milletvekili seçilebilmek için bu yola başvurduklarını belirtmekle yetinmiyor, aynı zamanda geçmişe gidip onların dedelerinin de işbirlikçi olduğuna göndermede bulunuyor.
Geçen hafta Öcalan avukatları aracılığıyla “evet”çi bu STK’ları “devletin işbirlikçisi” olarak suçlamıştı.
Demirtaş bu suçlamayı çok daha ileri bir seviyeye ve bütünüyle sorunlu bir dil üzerinden taşıdı.
BDP’nin bu dili, totaliter bir anlayış üzerinden şekillenen faşizan bir dile yaslanıyor.
Totaliterliği, kendini Kürt halkıyla özdeşleştirmesinden geliyor.
“Ben bir konuda karar verdiysem herkes ona uymalı. Uymayanlar ancak hain ve işbirlikçidir!” anlayışı, BDP’yi demokrasiden fersah fersah ötelere taşıyor.
Referandumda “hayır!” diyenleri değil de “evet” diyenlere aba altından silah gösteren ve kaba tehditler savurmaktan geri durmayan bu faşizan dil ise hem Kürtler arası ayrımcılığı derinleştiriyor hem de toplumsal barıştan BDP’yi tümden uzaklaştırıyor.
BDP bu anlayışı ve siyasetiyle ne demokrasinin, ne de barışın partisi olabilir.
BDP kendisini tanımına uygun bir demokrat ve barışçıl partiye dönüştüremediği sürece, silahsız çözüm sürecine anlamlı katkılar sağlayabilecek bir aktöre de dönüştüremez.
BDP Başkanı, STK’ların Diyarbakır’ı temsil etmediğini söylüyor.
Peki kendileri bütün Kürtleri temsil ediyor mu?
BDP’nin “Bütün Kürtleri temsil iddiası” siyasal/sosyolojik gerçeklikten uzak totaliter bir iddiadır.
BDP’nin sadece Diyarbakır STK’ları örneğinde değil, AK Parti Van Milletvekili Gülşen Orhan’ın çalışmalarına zorla müdahale eden tavırları da doğrusu “eylemsizlik kararı”nın verildiği bir zaman diliminde manidardır.
Nevşehirli Akın Birdal Diyarbakır milletvekili sıfatıyla Diyarbakır’ı temsil edecek, ama Diyarbakır’ın öz be öz çocuğu olan saygın ve köklü bir ailenin demokrat STK Başkanı Galip Ensarioğlu veya Şahismail Bedirhanoğlu etmeyecek?
BDP kendi siyasalarına aykırı düşünen herkesi ya Kürtlükten çıkartıyor, ya hedef göstererek susturmaya çalışıyor.
BDP yanlış yapıyor.
Kürtlerin siyasal tercihleri üzerinde tehdide dayalı bir blokaj oluşturmalarının ilerde yüzlerini öne eğdirecek bir yanlışlık olduğunu şimdiden görmelidirler diyorum.
12 Eylül rejimini geriletecek, bölgedeki faili meçhullerin hesabının sorulacağı bir yeni döneme kapı aralayacak, askeri-yargısal bürokratik vesayet rejiminin ortadan kaldırılmasına olanak sağlayacak ve sonrasında topyekun yeni bir anayasa yapılmasına güçlü bir zemin oluşturacak bu referandum sürecinde malum “hayır!” cephesini oluşturan güç odaklarının değirmenine su taşıyacak politikalardan vazgeçmeleri siyaseten kendi yararlarınadır.
Bu saatten sonra “evet” demeleri zor görünüyor.
Ama yapacakları tek şey, boykot kararını kaldırmalarıdır.
Referandumda bıraksınlar da herkes ne istiyorsa onu yapsın!
Dileyen sandığa gitsin, dileyen gitmesin!
Dileyen “evet!” desin, dileyen “hayır!” desin!
AK Parti’yi siyaseten cezalandıracağım inadı üzerinden yürütülen bu yanlış siyaset, Türkiye’nin hem demokratikleşme sürecine zarar veriyor, hem de Kürtlerin kazanımlarını tehdit ediyor.
Başbakan topyekun demokratik ve özgürlükçü yeni bir anayasa yapacaklarını ve bu süreçte her talebi değerlendireceklerini söylediğine göre hala şartlar üzerinden sekter bir dayatmacı dil geliştirmenin siyasi çözüm sürecine katkı sağlamayacağı ortada.
Siyasetin ve diyalogun dili doğru kurulmazsa, silahsız çözüm sürecinin önü de açılmaz.
FACEBOOK’TA “EVET” KAMPANYASI!
Sosyal paylaşım sitesi facebook’ta başlatılan “Ben de Evet Diyorum!” kampanyasını tuttum.
Çok dinamik ve renkli bir kampanya… Orada herkes niye “evet” dediğini kendince yorumluyor ve kendi aralarında yorum alışverişinde bulunuyor…
Şimdiden sayıları 25 bini bulmuş bile. 100 binler hedefleniyor. Toplanan imzalar bir basın toplantısıyla duyurulacakmış. Bilginize!
ETİKETLER :
Mehmet Metiner BDP Selahattin Demirtaş Referandum Diyarbakır STK