Petrol İş Sendikası 60 yaşında
Türkiye geneli aktif çalışan bir sendikayız
Petrol İş Sendikası Adıyaman Şube Başkanı Zeynal Eroğlu, Petrol İş Sendikasının 1950 yılında kurulduğunu belirterek 2010 yılı içerisinde Petrol İş Sendikasının 60. yılını kutlayacaklarını söyledi.
Abdurrahman Erdil'in haberi...
Sendika adına açıklamalarda bulunan Başkan Eroğlu şunları kaydetti; “Türkiye geneli aktif çalışan bir sendikayız. Genelde 24 bin, yerelde de yaklaşık 1000 üyemiz var. Adıyaman’da sadece TPAO ile ortak birlikteliğimiz var. Ayrıca Araban, Pazarcıkta Botaş’la örgütlüyüz. Orda da yaklaşık 130 civarında üyemiz var.
Türkiye’de son dönemlerde sendikaların duruş sıkıntısı vardı. Bu durum yasalarda tartışıldığı gibi 12 darbe anayasasının bir buldozer gibi ezip geçtiği sendikalsal hareketler arasında, Petrol İş belki de ayakta kalabilmiş ciddi emek sendikalarından biridir. Bizler genelde bu misyonla çalışanlarımızın hak ve hukukunu sosyal kültürel ekonomik tüm kazanımlarını, hem geliştirmek, hem üstüne koymak ve en zoru olan korumak için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.
“Özelleştirilmeyen bir tek Türkiye Petrolleri kaldı”
Adıyaman’da kamu alanında faaliyet gösteren TPAO’nun özelleştirilmediğini kaydeden Eroğlu; “Türkiye Petrolleri Adıyaman’da kamusal alanda verimli olarak çalışan maalesef tek iş yeri olarak kalmıştır. Öncesinde Tekel vardı, onun öncesinde onlarca kamu iş yerimiz vardı. Bunlar hepsi hükümetlerin özelleştirme politikaları ile peyder pey kapandı. Bir tek Türkiye Petrolleri kaldı özelleştirilmeyen.
Türkiye Petrolleri Adıyaman’ın göz bebeği olmasının yanında gerçekten Türkiye’nin de göz bebeğidir. Çok farklı, stratejik, dünyaya entegre olmuş bir kurumdur. Adıyaman’da alınan bir karar dünyanın birçok yerinde uygulanan bir karardır.
Dünyadaki büyük petrol şirketleri ile sözleşmeler imzalamıştır anlaşmalar yapmıştır. Dolayısıyla çok ciddi pozitif bir değişim göstermektedir. Ama maalesef biz çalışanlar olarak çok ciddi memnuniyet içerisinde değiliz. En büyük sorunumuz de bu.
TPAO olarak vizyonlarımız yazıldı, misyonlarımız yazıldı, değerlerimiz yazıldı ve bunlar içinde çalışan memnuniyeti de vardı. Ama maalesef çalışan memnuniyet konusunda çokda memnuniyet olgumuz pek gelişmedi. Bunun temel nedeni de ücretler ile ilgilidir. Ücretlerimiz çok düşük diğer diğer kamu işyerleri ile endekslendiğinde onlara nazaran çok düşük bir ücretle çalışıyoruz.
Hem diğer kamu işyerleri ile aramızda bir ücret farkı var, hem de TPAO’nun bünyesinde çalışanlar arasında bir ücret dengesizliği var. Yaklaşık 330 arkadaşımızı ilgilendiren bir mahkeme süreci yaşandı. Ama maalesef TPAO’nun paslı çivisi bizim değerimizdir mantığında olmamıza rağmen bizler hakkımızı almak için sosyal devlet yapısı gereği bunu mahkemeye taşıdık.
1988’li yıllardan bu yana bizde müteahhit elemanı adı altında, 2004 yılında sözleşmeli personel adı altında, en son 2007 yılında bir elamanımız TPAO’nun kadrolu elemanı oldu. Dolayısıyla o arkadaşımız 1988 yılında işe başlayan arkadaşımız kadrolu olarak başlamadığı için asgari ücrete tabi tutuldu. Bu karşılık bu arkadaşımız bir kadrolu arkadaşımızın yaptığı tüm işleri yaptı.
Dolayısıyla bizim buna bir itirazımız vardı. Siz hem müteahhit elemanı ücreti olarak çalıştıracaksınız, hem de kadrolu elemanın yaptığı işi yaptıracaksınız. Arkadaşların 1997 yılında sendikaya girişi ile alakalı biz “TPAO’nun asli elemanlarıyız” diye bir mahkeme süreci başladı ve o mahkemeyi kazandılar. 2004 yılında arkadaşlarımız sözleşme statüsüne kavuştuktan sonra ücretlerde yine bir adaletsizlik oldu.
Bizde 2008 yılının Nisan ayında arkadaşlarımızla bir araya gelerek bunun bir haksızlık, haklarımızın gasp edilmiş olduğunu söyledik ve büyük bir çoğunlukla mahkemeye verdik. Neticede yaklaşık 270 arkadaşımızı ilgilendiren, geçen ay sonuçlanan mahkemeyi kazandık. Mahkemenin lehimize sonuçlanmasıyla bu arkadaşlarımızın yevmiyeleri yaklaşık 20-25 TL arttı, diğer sosyal hakları verildi.
Bizde bununla alakalı bir Ankara gezisi düzenledik. Tabi böyle olunca diğer arkadaşlarımızla ciddi bir ücret farkı oluştu. İş barışını zedeleyecek sıkıntılar oluştu. Bizde yerel bazdaki sorunları yerel yöneticilerimizle görüştükten sonra onlarında fikrini aldıktan sonra baktık ki onlarda bizim gibi düşünüyor.
Genel müdür yöneticilerimizin, Adıyaman’ın yakından tanıdığı Besim Şişman Bey’in bulunduğu toplantı yaptık. Besim Bey’in selamlarını getirdik Adıyaman halkına. Toplantıda bunun sonucu nedir, nasıl olmalıdır onun tartışmasını yaptık? Toplantıda genel müdürlerimizin, genel müdür yardımcılarımızın bu konuda bu rahatsızlığın ortadan yaptığımız bir uğraştır.” Dedi.
“KPSS puanı ile bu işçilerimizden biri TPAO’da kadrolu işçi olarak başladı”
TPAO’dan çıkartılan 20 işçinin sosyal haklarına destek verdiklerini kaydeden Eroğlu, “2009 yılında arkadaşlarımız bizde garson ve aşçı olarak çalışıyorlardı. Şirketimizi mahkemeye verdiler. Biz bu şirketin asil elemanıyız. Dolayısıyla biz bu iş yerinde işimize kadrolu eleman olarak devam etmek istiyoruz diyerek mahkemeye başvurdular.
O süreçten sonra TPAO Bölge Müdürlüğü arkadaşlarımızın iş hakkını fes etti. O arkadaşlarımızda en demokratik yol olan ekmek mücadelesi bir yürek olarak adına direniş dediğimiz bir eylem gerçekleştirdiler. Bizde üyelerimiz olmadığı halde elimizden gelen katkıyı sunmaya çalıştık. Bütün diplomatik görüşmeleri yaptık.
Bir şekilde çokta olumlu bir şey olmadı. Arkadaşlarımızın iş hakları fes edildi ama geri haklarını almak için mahkemeleri devam ediyor. Ama vatandaşlarımızın bir tanesi işe başladı. KPSS sınavıyla alakalı bir durumdur. Bu vesileyle işe başladı. Az da olsa bu durum bizleri sevindirmiştir. O arkadaşlarımızla ilgili bir gelişme yok ve mahkemeleri devam ediyor. İş hakları ellerinden alındı ve geri işe başlayamadılar” dedi.
“Yeni Anayasa paketine ‘EVET’ diyecek hiçbir şey yoktur ”
12 Eylülde yapılacak olan yeni Anayasa paketi hakkında açıklamalarda bulunan Eroğlu, “Biz sendikacılar, işçiler ve emekçiler belki de 1982 Anayasası’ndan en çok ezilen ve yok edilen kesimlerinden biriyiz. Dolayısıyla 30 yıldır sivil, demokratik ve çoğulcu bir anayasa talebimiz ve isteğimiz vardı. Hükümet son dönemde işte böyle bir anayasa hazırlayacağız dedi. Bizler de çok sevindik. Türkiye de artık sivil bir anayasa olacak, emekli, kişi ve halktan yana bir anayasa olacak bu temenni ve düşüncelerimizle ilgili bir anayasa paketi bekliyorduk. Ama maalesef biz kendi cebimizden bakıyoruz.
Emek ve işçi örgütüyüz. Dolayısıyla anayasanın bizden yana olan bize yakın olan tarafına bakıyoruz. Diğer tarafları da yapmak istemiyoruz. Çünkü o durumlar bizim kendi konumumuzda değil. Ama 12 Eylül anayasası emekçiye, işçiye ve sendikacıya ne getirecek ve götürecek? Bunu ancak dilimizin döndüğünce söyleyebiliriz. Bakınız; memura toplu sözleşme hakkı getiriyoruz.
Dolayısıyla Türkiye’deki yıllardır kamu emekçileri grev eylemleri kelimesi telaffuz ediyorlar. Grevsiz bir toplu sözleşmenin memura hiçbir şey getirmeyeceğini düşünüyoruz. Biz şuanda toplu sözleşmede çalışan bir işçi örgütüyüz. 2009 yılında sözleşmemizde tıkanıklık oldu ve masada çözemedik.
Eylemler yaptık. 3 gün iş yerimizi terk ettik, 2 sefer iş bıraktık. Yasal prosedür bizi Yüksek Hakem Kurulu’na götürdü. Süreç aleyhimize oldu. Çünkü grev hakkımız yoktu. Eğer grev hakkımız olsaydı şimdi Türkiye daha farklı olurdu. Ama getirilen anayasa referandumu çok daha bizi ilgilendiriyor ve bu anayasaya evet diyecek hiç bir şey yoktur.
Üyelerimizde EVET ve HAYIR konusunda bir ayrımcılık yapmadık. Herkese kendi iradesiyle oy vermesini istiyoruz. Ama biz yönetim olarak referanduma ‘HAYIR’ diyoruz. İnşallah önce bahsettiğimiz kriterlerden (demokratik, çoğulcu ve eşitlikçi) bir anayasaya ‘EVET’ diyoruz” dedi.
www.gazeteadiyaman.com
ETİKETLER :
Petrol iş sendikası Zeynal Eroğlu