Erdoğan'ın Miting Değerlendirmesi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 82 darbe anayasasının bazı maddelerinin değiştirilmesi için 12 Eylül’de yapılacak referandum için çıktığı yurt gezisinin üçüncü ayağında Adıyaman’daydı…
Adıyaman’ın diğer illerden farkı, 45 dereceyi geçen sıcağa rağmen ve tam da güneşin en tepede olduğu anın seçilmesiydi.
Buna rağmen de alan hınca hınç doluydu…
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingi ve aylardır devam eden anayasa değişikliği de aynı zamanda sohbetlerin en önemli konusuydu…
Mitingden sonra İstanbul’un en popüler ağır ceza avukatlarından hemşerimiz Abdurrahman Cebe’yle mitingi değerlendirdik, kafamdaki soru işaretlerine hukuki cevaplar aldım.
Öğretmenevinin bahçesinde çayımızı yudumlarken, aynı zamanda hem mitingi, hem anayasa değişikliğini, hem darbecilerin yargılanmasını, hem de demokratik açılımı konuşma fırsatı yakaladım.
Sayın Cebe, hukuk alanında çok önemli bir isim. İstanbul’da çok önemli davalar alan, hukuki değerlendirmeleri, yeni nesil hukukçular gibi olan bir isim.
Bir düğün vesilesiyle memleketini ziyarete gelmişti. Başbakanın mitingi de denk gelince kaçırmak olmazdı…
Nasıl bulmuştu peki?
“Hemşerilerimin sayın başbakana ve referandumun konusu olan anayasa değişikliği paketine ilgisi hayli yüksekti.”
Sıcaktı da…
“Evet Temmuz sıcağında, üstelik de ne yazık ki bir çok Adıyamanlının mevsimlik işçi olarak başka illere gittiği bir zamandı…
Tatil de var tabi…
“Tatil sezonu olmasının yanı sıra havanın aşırı sıcaklığına rağmen sayın başbakanı dinlemeye gelen Adıyamanlının sayısının 35-40 bin kadar olması fevkalade önemli bir katılım olarak değerlendirilmelidir.”
Peki konuşması nasıldı?
“Sayın başbakanın konuşması da fevkalade idi. Özellikle hayır cephesinin kimlerden oluştuğuna dair tespiti müthişti ve anayasa değişikliğine, konuştuğum, görüştüğüm, sohbet ettiğim, Alevi’si, Sünni’si, Kürt’ü, Türk’ü ile bir bütün olarak Adıyamanlı hemşerilerimin büyük oranda desteklediğini müşahede ettim, gözlemledim.”
Başbakanla yemek de yediniz?
“Evet sayın başbakanımızın onuruna verilen öğle yemeğine katılma fırsatı buldum. Sayın vekillerimizle ve siyaset yapan hemşerilerimizle, sivil toplum kuruluşu temsilci ve başkanları ile birlikte Adıyaman’ımızın güzide basın mensupları ile sohbet etme imkânı buldum”
Büyük şehirde yaşayınca, küçük şehir kasaba gibi gelirmiş…
“Adıyaman müthiş bir gelişme grafiğini yakalamış”
Ama bunun farkında mı?
“Potansiyelini, enerjisini ve yılların, kalkınmış komşu illerle çevrilmiş olmanın biriktirdiği stresten müthiş bir özgüven patlaması ile uçuşa hazır (take of) bir halde.”
Yani yakında uçacağız?
“Öyle görünüyor.”
Nedense biz bunu bir türlü hissedemiyoruz…
“İçeriden bakınca çok farklı. Olaya dışarıdan bakmak gerek. Siz her gün karşılaştığınız yerdeki değişimi geç hissedersiniz.”
O zaman dışarıya çıkıp gelmemiz gerekir, nerdeee bu kadar işin içindeyiz…
“Merak etme yakında hissedersiniz..”
Bunun için vizyonu olan, amacı “hizmet” olan insanlara çok ihtiyacımız var…
“Orası öyle…”
Kafama takılan soruyu sormadan edemedim.
Muhalefet, anayasa değişikliği kabul edilse de cuntacıların yargılanmasının mümkün olmayacağı görüşünde. Acaba yıllarını ağır ceza avukatlığında geçirmiş Abdurrahman Cebe’ye sormak lazım…
“Bu ülkede, artık neredeyse vakıayı adiyeden sayılan darbeler tarihinin bir daha açılmaması için elbette darbecilerin, darbe heveslilerinin ve darbe teşebbüsünde bulunanların, ceza mevzuatımızın öngördüğü biçimde cezalandırılmaları gerekmektedir.
Gerekmek başka, yargılamak başka…
“Türk Ceza Kanunumuzun 309, 311, 312 ve devamı maddeleri, bu fiillere, teşebbüsü ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırmayı emretmiştir.”
Ama darbe olduğunda yasa da kaldırılıyor. Bu kanun 12 Eylül’de yürürlükte miydi?
“Elbette…”
O zaman, suç işleyenler, kendi kendilerini yargılayamadılar…
“Yargılarlar mı, o kadar hukuk katledildi…”
Ama 30 yıldır da bu maddeler yürürlükte.
“Evet, ama kabul edilen 82 Anayasasında kendilerini garantiye almışlardı”
Ama o yasa 12 Eylül’de değişirse…
“Anayasal suç olan ve ceza kanunumuzda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile tecziye edilen darbe girişimi suçunun, soruşturulması, ve Yapılacak kovuşturma sonucunda cezalandırılması yasal bir zorunluluktur. Bu ülkede artık herkes hukukla bağlı olduğunu görmek zorundadır. Hiçbir kimse ve hiçbir kurum yasaların üstünde değildir. Bir zamanlar bu ülkede emekli generaller meclise ifade vermeye bir gitmemekteydi. Ama AK Parti iktidarı döneminde kimsenin hukukun üstünde olamadığı ve hukukun herkesi için bağlayıcı olduğunu yaşayarak görmekteyiz.”
Kısaca herkes görevini yapmalı değil mi, hiç kimse kendisini hukukun üstünde görmemeli…
“Ülkeyi yönetenlerde, yargısı da ordusu da, hukuk kuralları içinde görevini yapmalıdır. Hukuk devleti tanımı da bir anlamda budur. Yani elinde güç ve yetki olanların hukukla kayıtlı olmalıdır. Aksi halde hangi bireyin, bu devasa, hukuk tanımayan, leviathan’ın (canavarın) ülkesinde yaşamak ister ki ve bu gücün elinden kurtulma şansı olabilir ki.”
Yani…
Artık bir daha bu ülkede darbenin, darbeye teşebbüsün söz konusu dahi olmaması için yargının görevini yapabilmesi adına, önündeki tüm engeller kaldırılmalı ve adil mahkemelerin kararlarını verebilmelerinin anayasal teminatları ile oynanmamalıdır..
Bu ve benzeri soruşturmaları ve kovuşturmaları yapan savcı ve hâkimlerin her an görevden, soruşturmadan el çektirilmeleri endişesine sebep olacak
‘nerden gelirse gelsin’ davranışlardan, tasarruflardan kaçınılmalıdır.”
Olur mu?
“Olmaması için hiçbir sebep yok. Anayasa sivilleşmeli, gücün hukuku değil, hukukun gücü egemen olmalı ve milletin egemenlik hakkı millete tevdii edilmelidir.”
Farklı bir yazı oldu. Hukuki terimler de olsa en azından “yargılanamaz” diyenlerin “yalanı” bir kez daha ortaya çıktı.
Naif Karabatak- www.gazeteadiyaman.com
ETİKETLER :
Gazete Adıyaman Recep Tyyip Erdoğan Abdurrahman Cebe Naif Karabatak