Adıyaman tavası ne hoştur havası…
“Oy aman aman
burası Adıyaman.
Alem düşman kesilir
seni sevdiğim zaman”
Bu dizelerle başladı gece.
Etler Çelikhan’dan,
domatesler Samsat’tan,
biberler Kahta’dan,
Salça Tut’tan.
Üzüm Besni’den,
Erik Gölbaşı’ndan,
Ekmekler Gerger’den,
pırparlar Sincik’ten gelmişti.
Pirinli Nusret Usta’nın
ellerine yapışınca hepsi
güzel yemek olmuştu.
Bulgur desen tüm
Adıyaman’ı içine almıştı...
***
Koca koca tepsilerde pişmiş
güzel insanların önüne konmuştu.
Adıyaman Tavası,
meşhur bulgur pilavı ve
pirpirin çorbası vardı.
Çay vardı meyve vardı.
Sohbet deseniz o bambaşkaydı.
***
Avukat H. Mehmet Baykurt’un
ev sahipliğinde, Gazeteci kardeşim,
Beykoz Belediyesi Basın Danışmanı
Abdurrahman Cüneyd Fidancı’nın
organizasyonunda gurur abidemiz
Adıyamanlılar Kültür Merkezi’nde
eğlence vardı, hasret vardı.
Elerliyle dağıttı yemekleri
Mehmet Baykurt, gönlüyle
karşıladı konukları...
***
Şair, tarım politikaları uzmanı
Cumali Ünaldı, Sultangazi Belediye
Başkan Yardımcısı Hacı Orhan,
Adıyamanlılar Vakfı Genel Müdürü
Hüseyin Gözgü,
Ünlü Ağır Ceza Avukatı
Abdurrahman Cebe,
Avukat Abdurrahman Dursun,
Ressam Remzi Taşkıran,
Sanatçılar;
Yaman, Tuncay Okutan,
Şairler Ziya Taştan, Cumali Balıkçıoğlu,
İş adamlarımızdan;
Faysal Yıldırım, Ender Açıkgöz,
Ali Eman, Ramazan Baykurt,
Gökhan Bayram, dershaneler sahibi
Ahmet Sivil, Gergerhaber Yayın Grubu
Başkanı Abdurrahman Kurtbey,
Yılmaz Çalış, Hüseyin Aksoy,
Behçet Elcik ve aklıma gelmeyen
onlarca dost ahbap.
Başka illerden de vardı.
Diyarbakırlı İş adamı Cuma İçten,
Ordulu Avukat Mehmet Başbuğ,
Bitlisli Resul Yurdan,
şeref konuklarıydı.
Adıyaman tavamızı yediler
öve öve bitiremediler.
***
Tanıştırma faslı bir
alemdi doğrusu.
Abdurrahman Cüneyd Fidancı
konukları tek tek tanıttı.
Hem de meslekleri ve kişilikleriyle.
Fidancı’nın araştırmacı kişiliği
sayesinde herkes birbirini
daha iyi tanıdı.
Yoksa öbür türlü;
“Ben bilmem kim Adıyamanlıyım”
denip geçiliyordu.
Avukat Mehmet Baykurt
hiç boş durmadı.
Gözü konuklardaydı.
Bir eksikleri, bir istekleri olur
endişesiyle kolaçan ediyordu etrafı.
Misafirleri ağırlamanın mutluluğu
yüzüne yansımıştı.
Sağ olsun var olsun…
***
Yaman, Tuncay Okutan ve
Remzi taşkıran türkülerle,
Cumali Balıkçıoğlu, Ziya Taştan
şiirlerle renk kattılar ortama.
Bu arada aramızda kalsın;
herkes tavayı birer tabak yerken,
ben çaktırmadan bir tabak
fazla yedim.
Ne yapayım dayanamadım.
Adıyaman tavasıydı ya ondan işte.
***
Bu son geceydi.
Son derken, yaz arası verildi.
Sonbaharda ölmez sağ kalırsak,
bu güzellikler devam edecek.
Başlıkta da dediğim gibi;
Adıyaman tavası ne hoştur havası…
ETİKETLER :
Feti Akar Adıyaman Tava Çelikhan Abdurrahman Cebe