Bu Kemal’mi başbakan olacak?
Sitemiz Başyazarı Mehmet Metiner, CHP'nin 7.Genel Başkanı olan Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu için; 'Tarihin ironisine bakınız ki, Kılıçdaroğlu Dersim katliamcısı bir partinin Genel Başkanlık koltuğuna oturuyor' dedi ve ekledi...
İşte o yazı...
CHP kurultayını televizyondan izliyorum.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını merakla bekliyorum. Acaba değişim adına ne söyleyecek, Türkiye’nin sorunları hakkında ne çözümler önerecek?
Salondan yükselen slogana kulak veriyorum: Başbakan Kemal!
BAY RETORİK!
Kılıçdaroğlu siyasi bir mehdi edasıyla kürsüye yürüyor. Konuşmaya başlıyor.
Aman Allah’ım!
Tam bir düş kırıklığı!
İçi boş bir retorik sadece...
Ucuz ve düzeysiz polemikler...
Siyasetin “bel altı vuruşları”ndan medet uman bir siyaset tarzı... “Sahte faturacıdan Maliye Bakanı, Ali Dibo’dan Adalet Bakanı, kalpazandan Başbakan olmayacak” gibi ifadeler...
Ulusalcı-Ergenekoncuların o yavan ağzı... “Yandaş medya”, “yandaş yargı” vb ifadeler... Başbakan Erdoğan için, ısrarla “Recep Bey” deyip durması...
Entelektüel ve siyasi karşılığı olmayan bir retorik...
Halkçılık değil kaba ve sırıtan bir popülizm... Kılıçdaroğlu neredeyse herkese cennet vaat etti. Kendisinin Başbakanlığındaki bir CHP iktidarında hiç kimsenin işsiz kalmayacağını, herkesin sorunlarının bir çırpıda çözüleceği bir Türkiye vaat etti.
YA KOMPLO OLMASAYDI?
Konuşmasına başlarken Baykal’a yapılan komploya değindi. “Bu komplonun faillerini bulmak boynumuzun borcudur” dedi. Sahiden merak ediyorsa Baykal’a sorması gerekmez miydi? Sözünü ettiği komplo olmamış olsaydı kendisinin zinhar Genel Başkan seçilemeyeceğini bilmiyor olabilir mi?
Kılıçdaroğlu etnik kimliği siyasetin odağına yerleştirmemek gerektiğini söylüyor söylemesine ama nedense insanların acılarını ve duygularını siyasetin odağına yerleştiren bir siyasetten de medet umuyor.
Zonguldak’taki maden işçilerinin ölümleri üzerinden Başbakana yüklenirken “Niye başka ülkede olmuyor da bizim ülkemizde oluyor. Bu kader mi?” gibisinden laflar ediyor.
Peki kendisi de Dersimli olan, Dersim isyanının mağduru bir ailenin çocuğu olan Kılıçdaroğlu’na birileri kalkıp “Dersim katliamına benzer bir katliam başka ülkelerde olmuyor da niye bizim ülkede oluyor. Dersim katliamı kader mi?” diye sorsa ne cevap verir acaba?
HANİ ALEVİ AÇILIMI, NEREDE ÖZÜR?
Tarihin ironisine bakınız ki, Kılıçdaroğlu Dersim katliamcısı bir partinin Genel Başkanlık koltuğuna oturuyor. Onur Öymen’in Dersim katliamına arka çıkan sözleri için “Gereğini yapmalı” uyarısında bulunan Kılıçdaroğlu bakalım kendi başkanlığı döneminde Dersim katliamı ve Dersim sürgünleri konusunda nasıl bir tavır takınacak.
Konuşmasında nedense bırakınız Alevi açılımına değinmeyi Alevi adını dahi ağzına almadı.
Onur Öymen’in demecine arka çıkan Baykal dönemindeki CHP adına yeni dönemde özür dileme gereği bile duymadı.
KÜRT MESELESİ VAR MI?
Kılıçdaroğlu, Kürt meselesini tıpkı rahmetli Ecevit gibi iktisadi bir soruna indirgedi. “İşsizlik” dedi, “istihdam” dedi. “İşsiz gençler terörün kucağına itiliyor” dedi. “Biz gelirsek işsizlik ve istihdam meselesini halledeceğiz” dedi. “Mayınlı arazileri köylülere dağıtacağız” dedi.
Kürt kelimesini ağzına almadı.
“Etnik kimliği siyasetin odağına koyan bir anlayış bizim anlayışımız olamaz” dedi.
Sadece etnik kimliklere ve inançlara saygılıyız demekle yetindi.
Bu saygının neyi içerip içermediğini nedense anlatmadı.
Sözgelimi, Kürt dili eğitimi ve öğretimi önündeki engellerin kaldırılması veya başörtülü yurttaşlarımızın üniversiteler dâhil kamusal haklardan yararlanması gibi taleplerin bu saygı çerçevesi içinde yer alıp almadığını açıklamadı.
Terörle mücadele anlayışı ve yöntemini değiştirip değiştirmeyeceklerine değinmedi. Taş atan çocukların sorunlarına girmedi.
Ama buna rağmen “demokrasinin standartlarını yükseltmek”ten söz etti.
Benim içi boş retorik demem bu yüzden işte...
CHP-KUVVACILIK-ERGENEKONCULUK
CHP’ye Ergenekoncuların söylemini hatırlatan tanımlar üzerinden vurguda bulundu, “CHP kuvvayı milliyedir, müdafaa-ı hukuktur” dedi.
Ergenekoncuların kuvvacılık ruhu ile CHP’nin kuvvacılık ruhu arasında yeni dönemde nasıl bir fark olup olmadığını göreceğiz.
“Müdafaayı Hukuk Cemiyeti”yle CHP arasında ideolojik-siyasi bir akrabalık bağı olmadığını bilmem söylemeye gerek var mı? Çünkü birincisi hilafetçi ve saltanatçı idi...
Kılıçdaroğlu’nun siyasetteki yol arkadaşlarını yarın göreceğiz. Parti içi demokrasiye ne kadar önem verip vermediğini de...
Kanaatim o ki, Kılıçdaroğlu malum güç odakları tarafından gündemleştirilmiş bir isim. Ve bu isim üzerinden CHP lehine müthiş bir psikolojik harekât yürütülüyor.
ETİKETLER :