Olaylara Kadın Gözüyle Bakamamak
Öyle lafı eğip bükmeyeceğim. Suçu başkasına da atmayacağım. Son yaşanan olay da gösterdi ki, içinde ben de olmak şartıyla, sadece medya değil, siyaset de erkeklere göre yapılıyor.
Hatalar kadınların, sevaplar ise erkeklerin, suç kadınların, onur erkeklerin…
CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal ile CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’a ait olduğu iddia edilen kasetin içeriği konusunda kimse “ayıp” diyerek laf etmedi…
“Özel hayattır” denilerek, bir şekilde -istisnalar hariç- “olgunluk” gösterildi.
İçerikte yer alanların ahlaka aykırı olup olmadığı konusunda izlemeyenler için bir fikir de verilmedi…
İğrenç bir şekilde elde edilen bir kasetin, izlemeyenler için ne manaya geleceği pek değerlendirilmedi. Buna rağmen televizyon kanalları mikrofonları vatandaşa uzatıp görüş istedi…
Sadece yasak ilişki vardı ve bu bazılarına göre ayıptı, bazılarına göre özel hayatın ihlaliydi…
Kasette görüntüleri olanın birisi 40 yıllık siyasi geçmişe sahip, bir diğeri de uzun yıllar birlikte çalıştığı, sonradan milletvekili olan kadındı…
“O kadın” dedi CHP’liler…
Bekledim…
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, istifasını açıkladığında “yazık değil mi Nesrin hanıma” diye bir tek cümle ağzından çıksın diye ama yok, öyle bir şey olmadı…
Baykal, istifasını açıkladığı tarihi konuşmasında, failleri yanlış yerde araması hariç, çok güzel tespitlerde bulundu.
Siyaset böyle yapılmamalıydı.
Bu kadar iğrenç hesaplar olmamalıydı…
Ama mağdurlar da iyi tahlil edilmeliydi…
Öncelikle kasette görüntüsü olan iki kişinin ilişkisi deşifre edildiği andan itibaren, aynı zamanda “mağdur” konumu da beraberinde gelir…
Hatırlayın benzer olayları…
Gamze Özçelik olayını düşünün…
Ve sonra diğer mağdurları…
Tarafların eşleri…
Çocukları, yakınları ve seçmenleri…
Habercilik, ayıpları deşifre etmek değildir.
Ama siyaset adamlığı da ahlaki olmayan yollara başvurmak değildir.
***
İkisini ayrı tuttuktan sonra gelelim kaset olayına…
Tartışma başladıktan, istifaya kadar geçen süre boyunca sadece “aile olarak üstesinden geliriz” açıklamasından başka konuşmayan, görüntülenmeyen diğer kişi CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’du…
Olayın diğer muhatabı olan CHP Lideri Deniz Baykal, birkaç gün süren sessizliğini bozup, istifa ederek siyasi hayatını şimdilik noktalarken de “adını anmadığı” kişi Nesrin Baytok’du…
CHP’lilerin olayı “ürkerek” değerlendirdiklerinde de Nesrin Baytok, “o kadın” oluvermişti birden bire…
Oysa o görüntülerde en mahrem yerlerine kadar kamuoyuna sunulan Nesrin Baytok’du…
CHP Liderinin uygunsuz tek bir kare görüntüsü yoktu…
Yasak ilişki yaşamak, bütün vücudunu kamuoyuna deşifre etmeyi de beraberinde getirmez…
İki kişi arasında olan veya olduğu iddia edilen bir ilişki yaşandı diye, tüm ülkenin, hatta dünyanın bu görüntüleri izleme hakkı olmamalıdır.
Baykal’ı erkek koruma içgüdüsüyle koruyup, masum gösterenler, Nesrin Baytok’un mahrem görüntülerinin herkesçe izlenmesine, onun vücudunun teşhir edilmesine ses etmemeleri manidardır…
Suç varsa ikisinde…
Evliyse ikisi de…
Yasak ilişkiyse ikisi de…
Görüntülerde vücudu teşhir edilerek onuru zedelenen kişi ise Nesrin Baytok…
Oysa kişilerin vücudu kendi tasarrufundadır.
Ve elbette ki “helali” ve izin verdiklerinin tasarrufundadır…
Diğer insanların onu görme, kullanma hakkı yoktur/olamaz da…
Kadın ya, önemsenmedi…
Zaten “karşılığında” milletvekilliği gelmiş olabilirdi…
Ahlaki olmayan davranış onundu…
Diğerinin hiçbir suçu yoktu…
Hatta CHP’liler Baykal için imza topluyordu, “biz seni böyle kabul ediyoruz, ne olur dön” feryatları yükseliyordu…
Açlık grevine başlayanlar vardı…
İllerden Ankara’ya gidilecek, Baykal ikna edilecekti…
Baytok’u bırakın ikna etmeyi, “o kadın neden istifa etmedi?” diye neredeyse linç başlayacak…
Olaylara erkek gözüyle bakmak sanırım böyle bir şey…
Empati yapmayı denerseniz çok farklı bir sonuçla karşılaşırsınız…
Ben denedim ve utandım…
ETİKETLER :