Baykal sonrası CHP ve akla gelenler..
Hakkında en çok yazı kaleme aldığım, kimi zaman üslubunu yerden yere vurduğum bir siyasetçi idi Deniz Baykal. “İdi” diyorum çünkü Deniz Baykal, dün itibari ile CHP Genel Başkanlığı’ndan “istifa” etti.Yazarımız Ramazan Toprak yazdı...
Baykal’ın basın toplantısı düzenleyeceği ana kadar televizyonun karşısından ayrılmadım. Ne diyeceği önemliydi.
Baykal, basın toplantısında “komplo”dan bahsetti ve son ana dek iktidarı hedef alan bir değerlendirme yaptı. Bu arada “Pensilvanya’dan gelen telefon(ların) samimiyeti”ne inandığının da altını çizdi. (Bu kısım biraz muğlâk)
Baykal, başına gelen bu tezgâhın sadece şahsını değil CHP’yi ve cumhuriyet rejimini hedef aldığını iddia ederek inandırıcı bir gerekçe bulmaya çalıştı. İktidarın izni ve katkısı olmadan böyle bir şeyin yapılamayacağını söyledi.
Baykal’ın, her cümlesini büyük bir özenle sarf ettiği savunması, “hizip partisi” olarak da isimlendirilen CHP’nin iç hesaplaşması, “kongre öncesi ayak oyunları” ihtimallerinden arındırılmıştı.!
Oysa..
Zülfü Livaneli, bu kasetin sekiz yıl öncesine ait olduğunu yazdı. Başka yerlerden başka bilgiler gelmeye başladı. İddiaya konu olan Nesrin Boytak’ın hayat hikâyesi, Baykal ve CHP ile olan ilişkileri sorgulandı. CHP’ye yakın köşe yazarlarının ve kimi gazetelerin ilk andan itibaren “istifa et” şeklindeki yaklaşımları ister itemez parti içi mücadeleyi hatıra getiriyor.
“Skandal video ile ilgili kim ne yazmış” diye merakımı gidermeye çalışırken şu kanaate ulaştım:
1-Baykal’ın, Boytak ile olan ilişkisi(?) bir süreden beri (1990) CHP Genel Merkezi tarafından biliniyor ve zaman zaman rahatsızlık olarak tezahür ediyor. Öyle ki, kasetin ne zaman çekildiği ve daha da önemlisi böyle bir kasetin olduğu, olabileceği ihtimali sair zamanlarda tartışmalara konu olmuş. Olmuş ki, Livaneli, “bu video sekiz yıl öncesine ait” dedi ve bu tespite diğerlerinin “istifa et” çağrısı eklendi.
Baykal’ın, değerlendirmesini, “iktidarın intikamı, laik cumhuriyet’in hedef alınması” gibi bir yere taşıması, inandırıcı, ikna edici bir arayışa yönelmesi anlaşılabilir bir şey. Hiç kimse böylesi bir duruma düşmek istemez ve bir şey söylemek icap ettiği halde onu bulup çıkarmak oldukça zordur.
Sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için bir takım bilgilerin, ilişkilerin, muhalif-mutabıkların ne dediklerine bakmak ne diyeceklerini beklemek gerekir.
Kısa vadede, Baykal’ın istifasının yol açacağı sonuçlar sadece CHP’yi değil diğerlerini de yeni bir duruş sergilemeye sevk edecektir. Baykal’ın istifa ettiği 10 Mayıs, farklı bir kapı aralayacaktır siyasete.
Baykal, istifa etmeyi seçerek üzerine atılan suçu bir kenara koyup “mağdur” durumuna düştü. Bu tamam. Bundan sonra ne var? Baykal sonrası CHP ve onun ittifak edebileceği bir başka parti aranıyor da olabilir mi?
Görüşlerine önem verdiğim değerli bir dostumla bu konuyu sohbet ederken onu şoke eden bir soru sordum: “CHP’ye operasyon yaparak yanına bir başkasını ekleme hesabı içinde olanlar varsa, bu cenah, AK Parti’ye yönelik bir hesap içinde de olmaz mı?
Mağdur fotoğrafının toplumsal karşılığını doğru okumak gerekir. Laik cumhuriyetin hedef seçilmesi, Türkiye’de yeni iktidar modellerinin düşünülmesi, Baykal sonrası CHP ve olması muhtemel gelişmelerle Türkiye, siyaset bilimine yeni bir tecrübenin ekleneceği günlerin arifesinde sanki.
ETİKETLER :