Demokrasi mi? Başka bahara!
Anayasa değişikliğinin 2. turunda, teklifin, parti kaptmayı zorlaştıracak 8. maddesi 327 'kabul' oyu aldığı için paketin dışında kaldı...Türkiye Parti Mezarlıkları olmaya devam edecek...Ve Demokrasi Başka bahara kaldı...Yazarımız Ramazan Toprak yazdı...
İşte o yazı...
Anayasa değişikliği sürecinde iki maddenin akıbetine ilişkin yaşadığım hayal kırıklığını nasıl telafi edeceğimi, yeniden ve demokratik bir ülkede yaşama umudumu nasıl diri tutacağımı doğrusu kestiremiyorum.
“Siyasi partiler mezarlığı” olarak tavsif edilen bir ülkede, siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran bir düzenlemenin parlamentoda, partiler nezdinde kabul görmemesi, lisan-ı hal ile “kapatmaya devam edin” davetinin bizzat bu partiler(CHP-MHP-BDP) eliyle yapılması, özlemlerimi “bir başka bahara” ertelememe neden oldu.
Bundan daha ağır ve alçaltıcı olanı 12 Eylül faşist rejiminin üzerinden bir silindir gibi geçip ezdiği siyasi partilerin, “ezmeye, asmaya ve vesayet rejimine devam..” yönünde irade(sizlik) beyanında bulunması, “seçilmiş” diye özel bir yere konan parlamenterleri nazarımda küçülttü, onlara olan saygımı yerle yeksan etti.
Evet, 12 Eylül askeri rejimi cuntacılarının yargılamasına yönelik iradeyi önce parlamento çökertti.
Ne Mamak’ta yaşananların bir değeri vardı bu çökmede ne de Diyarbakır cehenneminde olanların..!
Derin bir hayal kırıklığı içinde; anayasa değişikliği sürecinde sergilenen bu tavırlardan sonra yönünü kaybetmiş, dilini, hafızasını unutmuş bir halde ne diyeceğimi bilemiyorum. Sözün hükmünü yitirmesi herhalde böyle bir şeydir?
Gelelim sadede:
Oldukça zor ve zahmetli bir süreç olan ve koalisyon hükümetlerinin anlaşmamak üzerine anlaştıkları bir politik iklime inat, bir takım düzenlemeleri yapma olanağı varken bu fırsat da kaçırıldı. Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran düzenlemenin Meclis’ten “veto” yemesi kısmi anayasal düzenlemenin aldığı ağır bir darbe olarak demokratikleşmenin en önemli unsurlarından birini statükonun dilediği yerde bıraktı.
Kim kazandı peki?
Genel Kurul’a gelmeyen CHP mi?
Genel Kurul sıralarında oturarak “ret” oyu kullanan MHP mi?
Statükonun bu iki asli unsuruna “kaynak” olan BDP mi?
Eğer AK Parti’nin düzenlemesi yeterli desteği bulamayarak geri döndüyse ve AK Parti bundan bir yara aldıysa kazançlı çıkan bu üç parti mi oldu?
Bu partiler, eteklerine statükonun zaferini koyarak mı seçmenin karşısına çıkacaklar?
Kimin kazanıp kaybettiğine partiler cephesinden bakmayı bir kenara bırakalım. Yıllardır insanca bir yaşam arzusu ile demokrasi, insan hakları, kalkınmış bir ülke rüyası ile yatılıp kalkılan bir ülkede; kaybeden Türkiye oldu.
Değişim, sivilleşme, vesayet sisteminin ortadan kaldırılması, insan onur ve haysiyetine yakışır bir yaşam hayali bir başka bahara ertelendi.
Türkiye, büyük bir akıl tutulması, basiret bağlanması hastalığı ile hedefini bir kere daha ıskaladı.
Sivilleşmenin karşısında aslanlar gibi duran muhalefetin bir önerisi de yok üstelik!
Çok yazık..
ETİKETLER :