Kürt Açılımında Geri adım mı?
Başyazarımız Mehmet Metiner'in de aralarında olduğu Edebiyatçı ve yazarlarla biraraya geldiği toplantıda Başbakan Erdoğan Kürt Açılımını ve Kürt diasporası ile ilgili net mesajlar verdi...Mehmet Metiner kaleme aldı...
İşte o yazı...
BAŞBAKAN “DEMOKRATİK AÇILIM” BAHS İNDE NE DEDİ? 2
Başbakan soru-cevap faslında çok açık ve samimi konuştu. Kelimeleri eğip bükmedi. Herkesi büyük bir sabır ve olgunlukla dinledi. Hem de saatlerce. Durmadan notlar aldı. Uzun saatlerin ardından yanıt verdiğinde de hiçbir ayrıntıyı kaçırmadığını ortaya koydu. Tek tek isim zikrederek yanıtlar verdi. Dili, muhabbet yüklüydü. Bu fasılda söyledikleri bence çok önemliydi.
İlkin bir gözlem ve analiz...
MERDİVENLERİ TEKER TEKER ÇIKMAK
Başbakan “Kürt meselesi” ve özellikle “PKK meselesi” bahsinde toplumsal iknayı ve tedriciliği esas alıyor. “Merdivenleri teker teker dikkatli şekilde çıkmak gerekiyor” sözlerinden çıkardım bunu. Mevcut anayasanın ve bürokratik vesayet organlarının sorununun çözümüne dair atılacak adımların önünde engel oluşturduğuna, bu yüzden anayasa değişiklik paketinin kabulüyle beraber, sorunun kalıcı çözümüne dönük adımların atılabilmesinin de önünün açılacağına inanıyor.
“KÜRT AÇILIMI”NDA GERİ ADIM MI?
Başbakan “Kürt açılımı”nda “rehavet” veya “geri adım” sorularına gayet net cevap verdi: “ Asla. Demokratik açılımda ne bir rehavet söz konusu, ne de geri adım. Çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.”
KÜRT DİASPORASI
Başbakanın Kürt diasporasına bir çağrısı olmuştu: “Ülkeye buyurun gelin!” Oysa Başbakanın bu samimi çağrısının önünde yargı engeli vardı. Yargıda süren davalar dolayısıyla ya döndüklerinde tutuklamalar olursa? Bunun için gerekli olan yasal altyapının hazırlanması gerektiğine inandığımı hatırlattım.
Başbakanın yanıtı netti:
“Haklısınız. Kürt diasporası konusunda gerekli olan yasal düzenlemeler için çalışıyoruz.”
TERÖRLE MÜCADELE MANTIĞI
Konuşmamda, mevcut terörle mücadele mantığının, dağı beslemekten öte bir işe yaramadığına değindim.
Mevcut haliyle örgüt üyeliği, yardım ve yataklık gibi suçlamalarla milyonlarca vatandaşımızın kolaylıkla suçlu görülüp cezalandırılabildikleri ortada.
Oysa sadece şiddeti/terörü/silahlı mücadeleyi suç kapsamına alan yeni düzenlemeye ihtiyaç var. “Eski Türkiye”de Nazım Hikmet’in sırf “parti üyeliği” ve “propaganda” dolayısıyla mahkûm edildiğini hatırlarsak, “silahlı mücadele” ile “siyasi mücadele”yi birbirinden artık özenle ayırmamız gerektiğini de kabul ederiz.
Başbakan, terörle mücadele mantığının değişmesi gerektiğine inandıklarını söyledi. “Ama” dedi. “Yardım ve yataklık suçu dünyanın her yerinde var.”
Var ama Türkiye’deki gibi sorunlu değil! Dağı besleyen faktörlerden biri haline dönüşmüşse, bunda ısrar yeni Nazım’ları doğurur.
Sayın Başbakanın genel yaklaşımlarından böyle bir düzenlemeye özü itibariyle karşı olmadığı izlenimini edindiğimi belirtmeliyim.
EVE DÖNÜŞ YASASI DEĞİŞMELİ
“Eve dönüş” yasasının pişmanlık ve itiraf gibi unsurlardan arındırılarak suça karışan- karışmayan ayrımına gerek duyulmaksızın silahını bırakıp gelen herkesi kucaklayan bir anlayış temelinde revize edilmesi gerektiğine inandığımı belirttim.
Başbakan,“Yapılan çalışmalar arasında eve dönüş yasasının revize edilmesi de var.” dedi. “Yanı sıra Kuzey Iraklı yöneticilerle yaptığımız görüşmelerde üçüncü ülke formülü üzerinde de duruldu. “
Edindiğim izlenim, Başbakanın bu konuda da çözüme katkı sağlayacak her formüle açık olduğu yönünde.
“SAYIN ÖCALAN!” MESELESİ
Taraf’tan Roni Margulies’ın, “Ben Sayın Abdullah Öcalan dediğim için yargılanıyorum Sayın Başbakan!” sözlerine, Başbakan da, “Benim için de bu konuda hazırlanmış bir fezleke var” diye karşılık verdi. Roni gibiler için açılan başkaca davalar için de düşüncesi netti: “Biz bunları kabul etmiyoruz. Bunlara tahammül etmemiz söz konusu olamaz.”
Edindiğim izlenim, Başbakanın artık bu tür meselelerle uğraşmayan “farklı bir Türkiye” istediği yönünde.
Başbakanın yargısal işlemlerin hesabının yürütme olarak kendilerinden sorulmasına bir itirazı oldu. Örnek olarak, BDP’li Belediye Başkanlarını gösterdi. “Kelepçelenme” olayını yürütmenin bir hatası olarak gördükleri için tasvip etmeyip hemen müdahalede bulunduklarını söyledi. Ama öteki boyutunun yargıyı ilgilendirdiğini ve bundan dolayı da yürütmenin suçlanmasına anlam veremediklerini söyledi.
ÇOCUKLARI SUÇA İTENLERİ DE GÖRELİM!
Başbakanın bir sitemi de, resmin bütün olarak görülmemesine oldu. “Çocukları suça itenleri de görmek gerekir” dedi. “Otobüse molotof atan da çocuktu. Ama ölen kızımız da çocuktu. Çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanmaları gerekiyor.”
SONUÇ
Konuşmamda ben cezaevlerindeki insanlık dramının yanı sıra taş atan çocukların dramına da değindim. Bunların dağı besleyen faktörler olduğunu hatırlattım. Bu konuda atılacak somut adımların çözüme giden yolu kısaltacağına inandığımı vurguladım
Başbakanın bu konularla ilgili insani duyarlılığı ortada… Çözüm arayışında samimi olduğuna da yürekten inanıyorum… Bu konuda kendisine sunulacak anlamlı katkıları bekliyor… Çözümün önünü tıkayan değil açacak olan adımlar… Bu süreçte şiddeti tırmandıracak her adım, demokratikleşme sürecini sabote etmekten öte bir işe yaramaz. Dahası, atılacak veya atılması için hazırlanan adımların da önünü keser.
“Terörün sonlandırılması” söylemiyle dağdakilerin fiziki imhasının amaçlanmadığı, tersine yöntem olarak silahlı mücadelenin tasfiyesiyle beraber dağdakilerin yeniden topluma kazandırılmasının amaçlandığının iyi anlatılması gerektiğine yaptığım vurgu umarım doğru anlaşılır.
ETİKETLER :