Başbakan 'AÇILIM' için ne dedi?
Dün Beşiktaş'taki Başbakanık Ofisinde Başyazarımız Mehmet Metiner'in de aralarında olduğu Edebiyatçı ve yazarlarla biraraya geldi ve siz olmadan Demokratik açılım eksik kalır dedi...Peki,Başbakan Erdoğan Başka ne dedi? Mehmet Metiner kaleme aldı...
İşte o yazı...
Başbakan Erdoğan dün Beşiktaş’taki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde benim de içinde bulunduğum yazar ve edebiyatçıları “demokratik açılım” çerçevesinde bir araya geldi.
Başbakanın konuşması, demokratik açılımın amacını gayet netlikle ortaya koyan bir muhtevaya sahipti.
Siyasi mesajlar edebi bir dille sarmalanmıştı. Sadece ve yalnızca insan odaklaydı. Bir tür manifesto niteliğinde olan bu konuşma, çözüm için gerekli olan “zihniyet değişimi” üzerine oturmuştu.
Başbakan çok rahattı. Kendinden emindi. Kararlıydı. Her zamanki gibi güler yüzlü ve samimiydi. Yürek diliyle konuşmayı yeğledi.
Başbakanın bir dost meclisindeymiş gibi konuşması,“yürek buluşması”nı hemen ilk anda sağlamaya yetti.
******
“Çok değerli dostlar” diye başladı konuşmasına. “Muhabbet sofrası” tanımı ise son derece sarmalayıcıydı. Sözün ustalarıyla ve topluma mal olmuş edebiyatçı, yazar ve düşünürlerle bir arada olmanın ayrıcalığına ve önemine vurguda bulunması da samimiyeti çoğaltan bir yaklaşımdı.
“Bu toplantıların amacı, yazar, edebiyatçı ve düşünürlerimizle iktidar arasında köprü kurmak değildir” dedi.“Popüler amaçlı halkla ilişkiler çalışması yapmak hiç değildir.”
Amacı şu sözlerle net bir biçimde koydu: “Sorunu en geniş manada masaya yatırarak hal yoluna koymaktır amacımız. Aradığımız ortak akıldır. Yoksa biz herkesi kendi hizamıza getirmeyi amaçlayan bir anlayışın sahibi değiliz. Sadece tespitte değil çözüm önerilerinde de ortaklaşabilmeyi önemsiyoruz.”
******
Başbakan çok önemli mesajlar verdi.
“Sessiz devrim” ve “paradigma değişikliği”, bu mesajların özünü oluşturuyordu.
Türkiye’de her alanda bir değişimin yaşandığına dikkat çeken Başbakan şöyle diyordu: “Statükoyu sürdürmek hem mümkün değildir, hem de Türkiye’nin yararına değildir.”
Bugünü dünden ayıran farkı ise tek cümleyle açıklıyordu: “Artık Türkiye’de statükoyu değil değişimi esas alan bir yönetim anlayışı var. Güçlü bir çözüm iradesi var.”
Başbakanın konuşması sadece siyasi içeriği bakımından değil edebi üslubu ve muhtevası itibariyle “ilk” olma özelliğine sahipti. Bu ülkenin sağdan-soldan tüm yazar ve edebiyatçılarından yaptığı yerinde ve anlamlı alıntılarla aslında hep birlikte Türkiye olduğumuzun da güçlü mesajını vermiş oldu.
******
Başbakan bu ülkede suyu bulandıranlarla, demokratik değişim sürecini sabote etmek isteyen karanlık güç odaklarıyla kararlılıkla mücadele ettiklerinin altını çizdi. Şevket Süreyya Aydemir’in “Suyu Arayan Adam” kitabına göndermede bulunarak, “Biz kendimizle yüzleşmek için bulanmamış berrak bir su arıyoruz.” dedi.
Başbakanın konuşması bir tür yüzleşmeydi zaten.
“Eski Türkiye”nin ötekileştiren zihniyeti yerine herkesi kendinden bilen kuşatıcı “Yeni Türkiye” zihniyetinin yol haritası niteliğindeki bu konuşmanın salondaki herkes tarafından beğenilmesi doğrusu altı önemle çizilmesi gereken bir husustu.
Başbakan çok açık bir dille, “Biz farklı bir Türkiye’ye inanıyoruz” dedi.
Farklı dediği, demokratik hak ve özgürlükler üzerinde inşa edilmiş, sadece ve yalnızca insanı merkeze alan bir Türkiye idi.
******
Hiç kimsenin ne etnik, ne dinsel, ne de mezhebi kimliğiyle dışlanmadığı, herkesin Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı üst kimliği altında hür ve eşit vatandaş olarak yaşadığı bu “Yeni Türkiye” arayışına yazar, sanatçı ve edebiyatçıların da katkı sunması gerektiğini söyledi.
“Sanatçı duyarlılığı bu sürece yansımazsa süreç eksik kalır” dedi ve ekledi: “Kelimelerinizi ve hissiyatınızı bu sürece dahil ediniz.”
“Hükümet olarak biz buradayız işte!” dedi. “Herkes bilsin isterim ki, sorunların çözümü konusunda kararlıyız.”
“Gök ekinlerimiz” diye tanımladığı gençlerin daha boy atmadan toprağa düşmelerine seyirci kalamayacaklarını önemle hatırlattı.
Başbakan yapılanları kalıcı bir çözüm için yeterli görmediklerini, ancak orta ve uzun vadede öngördükleri başkaca adımların atılabilmesi için gündeme getirdikleri anayasa değişiklik paketinin kabul edilmesinin gerekli olduğuna inandıklarını söyledi.
Attıkları her adımda statükonun derin direnciyle nasıl karşılaştıklarına da değinen Erdoğan, anayasa değişik paketinin kabulüyle bu sürecinin önünün de açılacağına inandığını belirtti.
ETİKETLER :