CHP'liler Rozet taktığı çarşafı yırttı
Hilafet'in kaldırışını kutlayan CHP'li kadınlar gündemi sarsacak bir olaya imza attı. Mersin'de CHP'li kadınlar çarşafları kahkalar atarak parçalayıp, çiğnedi...
İnsanı İşte dehşete düşüren bu anlayışı Genel Yayın Yönetmenimiz Naif Karabatak kaleme aldı...
Naif Karabatak'ın işte o yazısı
Bugün çarşaf yırtanlar…
Çok değil, daha geçen yıldı… “CHP Bizi Kandırdı” diyen “çarşaflı” kadınlar medyada boy gösteriyordu… Kimdi bu kadınlar?
Çok değil, 5 ay önce, yani 2008 yılının Kasım ayında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, İstanbul Alibeyköy’de “CHP’ye katılım yapan kadın üyelere” rozet takıyordu.
Ama bu kadınlar, kendi deyimleriyle “modern” görünümlü değil, “çarşaflı”ydı…
O tarihlerde “çarşaf açılımı” büyük sükse yapmış, tüm medyada çarşaflı ama güzel görünümlü bu kadınlarla süslenmişti…
Baykal, “başörtülü” olanların da, “çarşaf” giyenlerin de bu ülkenin insanı olduğunu ilk kez hatırlıyormuşçasına konuşuyordu…

Herkese aynı mesafede olduğunu söylüyordu, tüm demokratlar gibi…
Her fikre saygısı vardı, inançlara karşı hoşgörülüydü…
“Ama” diye devam ediyordu ama orasını kimse önemsemiyordu…
Çünkü “ama” deyip, başörtüyle, çarşafla kimin çizdiği belli olmayan “kamusal alan” da hayat hakkı olmaması gerektiği şiddetli bir biçimde vurgulanıyordu…
(Hani bazı deliler bir daire çizip, içerisinde dönerler ya, ben kamusal alan diye saçmalayanları, bu fasit dairede dönenlere benzetiyorum.)
CHP’nin ne olduğunu bilenler, bu açılımı yutmadı…
Bunun bir göz boyama olduğu, “günü kurtarma”dan başka bir şey ifade etmediği belliydi…
Ama CHP’nin borazanı olan basın bunu iyi kullandı…
CHP çarşaf açılımı yapmıştı ama bu açılım partide çatlaklara da neden olmuştu…
Ergenekon’un avukatlığını yaparken, birden bire çarşafa bürünmek pek hayra alamet değildi…
Neyse yalancının mumu geçen yıl Şubat ayında söndü…
Kadınlar, “CHP bizi kandırdı” diyor ve açılımda takılan rozetlerin “bir hesap işi” olduğu ortaya çıkıyordu…
CHP’nin çarşaf açılımı, daha geçen yıl Şubat ayında aslında elinde patlamıştı…
Başörtülü öğrencilere dünyayı zehir eden, eğitim hakkını elinden alan, TBMM’nin verdiği özgürlük hakkını bile Anayasa Mahkemesi’ne götürerek iptali için canla başla çalışan CHP’nin “çarşaf açılımı” hiç de inandırıcı değildi…
Elbette o tarihten bu yana “çarşaf açılımı” unutuldu. Zaten CHP’de bunu unutturmak için “inançlı insanlara” yönelik her iyi girişime engel olmak için “muhalefet” gömleğine sıkı sıkıya bağlandı, bazen avukat oldu, bazen hakim, bazen savcı…
Ama hiçbir zaman “halkçı” olmadı, “cumhuriyet” diye bir derdi zaten yoktu…
Onlara göre “Demokrasi” çok lükstü, “demokratlık” bize birkaç beden bol gelirdi…
Geçen yıl “çarşafa dolanan” CHP, bu töreni unutturmaya çok çalıştı; “çok büyük ayıp” etmiş gibi o açılımdan pek bahsetmedi…
***
Gerçek niyeti Mersin’de dün ortaya çıktı…
Mersin'de, CHP Kadın Kolları Üyesi bir grup, “Tevhidi Tedrisat”ı bahane ederek ellerindeki “çarşafları yırtarak” eylem yaptılar…
Hiç giyinmedikleri çarşafları yırttılar…
3 Martta “Tevhidi Tedrisat” (öğretimin birleştirilmesi) yasasının kabul edildiğini belirten CHP İl Kadın Kolları Başkanı Havva Ongunsel, “ümmetçi devlet anlayışından ulusçu devlet anlayışına geçildiğini” belirterek, “Hilafetin kaldırılmasıyla eski rejim taraftarlarının etkisizleştirilmiş, iç ve dış politikada bağımsızlık sağlanmış, Avrupa ile aynı ilkelerde buluşulmuş ve laikliğe geçiş süresi hızlandırılmıştır. Ulusal egemenlik anlayışı güçlenmiş, devrimlerin daha kolay yapılması sağlanmış, halifeliğe bağlı kurumlar yeni düzenlemelerle TBMM'nin denetimine geçmiştir. Bugün ülkemiz üzerindeki dolaşan kara bulutlara karşı Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk toplumuna emanet ettiği devrimlere sahip çıkarak, 'Karanlığın en koyu olduğu an aydınlığa dönüşümün başladığı andır' diyerek, aydınlık Türkiye için kara çarşafları yırtıp Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Atatürk'ün İnkılâplarına sahip çıkacağımıza söz veriyoruz.” diyordu…
Verdiği söz, ettiği iftira, attığı çamur, yaptığı hakaret ve yalan yetmiyormuşçasına, bütün bu sözleri “pekiştirmek” adına ellerindeki çarşafları yırttılar…
Paramparça ettiler; analarının, bacılarının “onurla” giyindiği “tertemiz” çarşafları…
Oysa onlara hiç kimse “çarşaf giyeceksiniz” diye zorlamamış, onlar da “özgürlük” adına bunları yırtarak cıscıbıldak kalmamışlardı…
Onlar hayatında bir kez olsun çarşaf giyinmemişlerdi…
Anlaşılıyor ki, sadece “örtü”ye karşı alerjileri vardı…
Bunun tedavisi de çarşafı yırtmak da değil, Akıl ve Ruh Hastalıkları Hastanesi’ne gidip tedavi olmaktan geçerdi…
Boşuna mı demişler, “her deli üstünü başını yırtmaz” diye, bazen de akıllı geçinenler çarşaf yırtar…
ETİKETLER :