Taner; Darbeciler Yargılanmalı
Eğitim Bir Sen Genel sekreteri Neşet Taner, 28 Şubat gibi antidemokratik girişimlerin son bulması için tüm darbecilerin, darnbeye teşebbüs edenlerin yargılanması gerektiğini söyledi.
Sümeyye Karabatak’ın haberi…
28 Şubat’ın yıldönümü nedeniyle bir açıklama yapan Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri Neşet Taner, “Yakın tarihi ile yüzleşip hesaplaşamayan, darbecilerden hesap soramayan, darbeleri doğru analiz edemeyen toplumlar, darbeye ve darbecilere tarih kısmı boş bırakılmış davetiye düzenlediklerini fark dahi edemezler. Bu acı gerçek kendisini, ülkemize ve toplumumuza farklı biçimlerde de olsa neredeyse her 10 yılda bir hatırlattı.
Çok partili demokratik hayata geçişten bu yana 1960, 1971, 1980, 1997 ve 2007’de makus talihimizmiş gibi bu gerçekle yüz yüze kaldık. Bir öncekinin hesabını dahi sormaya fırsat bulamadan yenisini yaşamanın şaşkınlığıyla rafa kaldırılmış demokrasi ve sindirilmiş millet iradesi dramını değiştirilmez bir senaryoymuş gibi oynamak zorunda bırakıldı bu ülke insanı.
Darbe heveslisi ve milli irade düşmanı Ergenekon Örgütü mensuplarının, millet adına karar veren yargı organlarında hesap vermeye devam ettiği ve 28 Şubat postmodern darbesinin yıldönümü olan bugün, darbe riskinin ve darbeci zihniyetin bir daha palazlanmayacak şekilde tarihin çöp sepetine atılmasını sağlayacak topyekûn kararlılığı ifade etmek adına en anlamlı gündür. Bu kararlılıkla ulaşacağımız sonuç, darbe kelimesinin lügatimizden silinmesi ve dünya demokrasi liginin ilk sıralarında yerini almış gerçek anlamda demokratik bir ülke haline gelmektir.” dedi.
Taner, “Yaşatılan darbelerin beraberinde getirdiği olumsuzluklar, sadece demokrasimizin kesintiye uğraması gibi herkes tarafından görülebilir sonuçlarla sınırlı değildir. Eğitimden ekonomiye, kültürel hayatımızdan sosyal algılarımıza pek çok alan darbelerden fazlasıyla nasibini aldı. Bu süreci takip edenler, 28 Şubat’ın, “üretilmiş irtica kaygısına” yöneltilmiş bir darbe olmadığını aynı zamanda kaygının perde olarak kullanıldığı çok ortaklı bir hırsızlık süreci olduğunu da göreceklerdir.
28 Şubat sürecinde bankaların içinin boşaltıldığı, kişi başına milli gelirimizin gerilediği, dini hassasiyeti olan sermaye sahiplerine karşı servet düşmanlığı uygulamalarının hayata geçirildiği, IMF girdabına mahkum olunduğu, ‘Beşli Çete’ eliyle, emeğin sözcüsü olması gereken bazı sivil toplum kuruluşlarının emek hırsızlığına yöneltildiği, bu sürecin ürettiği senaryolarla işbaşına gelen hükümetin Cumhuriyet tarihinde ilk kez yolsuzluk nedeniyle iktidardan düşürüldüğü gerçeği karşısında darbeleri sadece demokrasiyi kesintiye uğratan basit bir militarist olgu olarak değerlendirmek mümkün değildir.
28 Şubat süreci, sadece ülkenin ve milletin kaynaklarını talan eden bir sistemin kurulmasına zemin hazırlamamış, beraberinde milli iradeyi yok sayan, milletle hesaplaşmayı makul gören derin devlet yapılanmasına da çanak tutmuştur. Temel hak ve özgürlükler, demokrasi kültürü konusundaki kazanımların bütününde sadece içeride değil, uluslararası düzeyde de demokrasimizin olgunlaşmadığını ifşa eder mahiyette geriye gidişler yaşanmıştır.” dedi.
28 Şubat postmodern darbesini derinlemesine incelediğinde ortaya çıkan sonucun bireylere bakan yönüyle 28 Şubat’ın bütün ayrıntıları iyi şematize edilmiş bir toplumsal mühendislik çalışması olduğunun anlaşılacağını söyleyen Taner, “Siyaset kurumunun ve sivil toplumun kimi aktörlerinin birlikte oluşturduğu çeteler eliyle millete ve devlete ait olan ne varsa, bugün de aynı hayali kurmaya devam edenlere servet olarak transfer edilmiştir.
28 Şubat sürecinde illegal yollarla hükümeti değiştirmek, ‘Devlete demokrasi dışı rota çizmek’ suretiyle açıkça Anayasa suçu işleyenlerin ortaya koyduğu derin devlet anlayışının ürünü tüm yapılanmaların ortaya çıkarılması ve yargı önünde hesap vermesi, bu milletin, devlet kurumlarının ve siyasi iradenin küçümsenmeyecek bir bölümünün darbelerden gerekli dersleri çıkardığı konusundaki umudumuzu artırmıştır.
Ancak, isteğimiz ve beklentimiz, darbeleri zemin bilerek bu ülkenin ve milletin servetini kendi kişisel serveti haline getirenler ve buna aracılık edenlerin de yargılanmasıdır. Bu yapılamadığı sürece ‘darbelerden arınma’ ve ‘darbecileri temizleme’ sürecinin tekemmül etmeyeceğini unutmamalıyız. 28 Şubat postmodern darbesini kurgulayanlar ve gerçekleştirenler yargı önünde hesap vermediği takdirde ‘kendilerini devletin kurtarıcısı olarak görenlerden’ bu sıfatla demokrasi dışı her tür müdahaleyi makul bulanlardan kurtulamayacağımız gibi yeni kurtarıcıların iştahının kabarmasını da engelleyemeyiz.” dedi.
Taner, “Bunun önüne geçmenin yolu, darbeye, darbe yapma eğilimine dahi fırsat vermeyecek demokratik, sivil, özgürlükçü ve şeffaf, hesap verebilir devlet idealini esas alan, devletin istediği bireyi değil, bireylerin istediği devleti tanımlayan yeni ve milli irade ürünü bir Anayasanın ivedilikle yürürlüğe konulması, darbecilerin taşeronluğunu yapanların yargılanmasıyla yetinilmeyip, 28 Şubat ve benzeri antidemokratik senaryoların baş aktörlerinin de yargı önüne çıkarılmasından geçmektedir. Bugünkü arınmaya dönük yaklaşım ve girişimler milletimizi geleceğe dönük heyecanlandırmaktadır. Milletimiz, hangi görüşten olursa olsun, birbiriyle kenetlenmeli, kendi iradesini hiçe sayan yaklaşımlar karşısında bugün ve yarın göğsünü siper edecek kuvvet ve kudreti mutlaka edinmelidir.” dedi.
www.gazeteadiyaman.com
ETİKETLER :