Adıyaman niye geriye gidiyor?
Sitemiz Genel Yayın Yönetmeni Naif Karabatak, Adıyaman'ı Civar illerle mukayese etti,Karabatak'ın kaleminden Adıyaman analizi...
İşte o yazı...
Birkaç gün önce özel bir işim için Gaziantep’e gitmiştim. Orada meslektaşlarımla da görüşüp, hasbıhal ettik. Sohbet esnasında elbette ki söz döndü dolaştı her iki ilin basınına, siyasetçisine ve bürokratlarına geldi…
Sohbet arasında “Malatyalı” olduğunu öğrendiğim bir meslektaşım, “Adıyaman neden hep geriye gidiyor?” diye bir soru yöneltti, ben şaşırdım…
İçinde yaşadığın kentin nasıl geliştiğini gözlemleme şansın çok olmaz. Bu biraz da kanıksamadan kaynaklanır. Her gün gördüğün yollarda, caddelerde, mekânlarda ufak tefek değişiklikle başlayıp, farklılaşmaya doğru gidenleri bile algılamak zor olur. Bu nedenle değişikliği fark edecekler, uzun süre Adıyaman’da olmayanlardır…
Uzun süre il dışında olanların şehre gelişlerinde en ince detayı bile gözlemlediği, şehrin ne kadar geliştiğini bir çırpıda söylediklerine şahitlik etmişsinizdir…
Ama aksini çok nadir duydum…
Yani, kent nasıl olsa gelişiyor, kalkınıyor, değişiklikler oluyor, eskiye nazaran çok farklı, yeterli olup olmadığı tartışılsa da bir farklılık var.
“Adıyaman niye geriye gidiyor?” sözü, “Az gelişiyor veya hiç gelişmiyor”dan çok daha farklı bir tespit…
Önemsemedim tabii…
“Yok, o kadar da değil, eskiye göre Adıyaman çok farklı. Hem de kıyaslanamayacak kadar” dedim ama -arkadaşın sözünde ısrarlı olduğunu görünce- beni aldı bir merak…
“Adıyaman değişti diyenler, 1970’li yılları kastediyorlar sanırım” diye savını iddiasında ısrar etti.
Çünkü ona göre, Adıyaman hep geriye gidiyordu…
Aksini söyledim, savunmaya geçtim; “bak üniversitemiz kuruldu, öğrenci sayımız arttı, yollarımız daha güzel, hastanelerimiz daha modern, az da olsa parklarımız var, 7 günlük gazetemiz, 6 radyomuz, televizyonumuz var, şu var, bu var” diyerek güzelliklerimizi anlatmaya başladım.
Tıpkı kente gelen müfettiş veya bakanlara “hiçbir sorunumuz yok, her şey güllük gülistanlık” diyen siyasi ve bürokratlar gibi…
İş başa düşmüştü, zor durumda kalmıştım.
Sonuçta ben de bir basın mensubuydum…
Bu kent sürekli geriye gidiyorsa, basın da geriye gidiyor demektir.
Eğer bu kentte “hep geriye giden işler yapılıyorsa” o zaman bunda basının da bir payı olmalıydı.
Zaten basının esas görevlerinden birisi, halkın daha iyi yaşaması için kamuyu bilgilendirmek, gelişmelerden veya gelişmemelerden haberdar etmek, olumlu-olumsuz her şeyi objektif bir biçimde aktarmak değil miydi?
Bu defa “az gelişiyor, geç oluyor diyebilirsin ama geriye gidiyor demek çok farklı” diyerek açmasını söyledim…
Arkadaş ısrarla Adıyaman’ın her alanda geriye gittiğini söylemeye devam etti.
Sıklıkla Adıyaman’a gelip gidenlerden, Malatyalı olmasına rağmen Adıyaman’la sıkı bağları olan birisi…
Gaziantep’i anlattı bana; belediye ve kurumların yaptıklarını, devasa projeleri, 17 renkli, pırıl pırıl gazetelerini, TOKİ’nin 38’inci etabına başladığını, sanayisini ve daha birçok şeyini…
Ama Gaziantep büyükşehirdi, imkânları çoktu. Adıyaman’la kıyaslamak mümkün değildi.
“Tamam” dedi, “Gaziantep büyükşehir, Şanlıurfa’ya ne dersin, Malatya’ya ne dersin, Elazığ’a bak, bunlar da mı büyükşehir?”
Değildi elbet…
Malatya’da bir alt geçit yapılmış, yetmemiş, şimdi bölgenin en büyük alt geçidinin inşasına başlanmıştı…
Sadece bir örnek, tek bir örnek, Adıyaman’da yapılan birçok yatırıma bedeldi…
Turizmde böyle, sanatta böyle, siyasette böyle, basında böyle, eğitimde, sağlıkta, yatırımlarda.. her şeyde Adıyaman’ın çevre illerine göre sürekli geriye gittiğini, sürekli kendisinden bekleneni karşılayamadığını, buna rağmen de “gelişiyoruz” teraneleri söylendiğinden bahsetti.
Adıyaman’ı kendi içinde değerlendirmenin yanlış olduğunu bir kez daha anladım.
Adıyaman’ın gelişip gelişmediğini değerlendirmek için en azından komşuların dünden bugüne nereden nereye geldiğini, Adıyaman’ın aynı süreçte kaç adım atabildiğine bakmak gerekiyordu…
“Ama” dedim, “teşvikte gördünüz ya, bizi üçüncü bölgeye aldılar, gelişmiş kentlerle birlikte aynı kategoriye girdik” deyince, “söylediklerine sen de inanmıyorsun ama” diye başlayıp, devam etti; “Adıyaman’ı gelişmiş göstermek, kendilerini başarılı göstermeyle bir sanan bazı bürokratlarınız, siyasileriniz, yöneticileriniz cilalamışlar. Olan Adıyaman’a oldu” deyince sesimi çıkaramadım.
Çünkü bunu en çok dillendirenlerden birisi de bendim.
Teşvik’te üçüncü bölgede yer almamızın esas sebebinin “koltuğunu koruma” adına şişirilmiş veriler olduğunu hep söyledim.
Ama Adıyaman’ın geriye gittiğini hiç söylememiş, bunu hiç düşünmemiştim…
Şimdi düşünme sırası sizde…
Adıyaman’ın ne kadar geliştiğini tespit için, “dünden bugüne Adıyaman”a bakmak yerine, kıstasınız çevre iller olsun…
Dünden bugüne Şanlıurfa, Gaziantep ve Malatya’yı kıyaslayın…
Elazığ’a bir göz atın, hatta “bize göre daha az gelişmiş” başka illere…
Ve o zaman meslektaşımın dediğinin doğruluğunu görebilirsiniz;
Adıyaman şeklen değişiyor ama çevre illere göre ise sürekli geri gidiyor…
Bunu kırmak, gelişmeyi çevre illere endekslemek, yöneticilerimizi, siyasilerimizi ve bürokratlarımızı daha fazla çalıştırmak gerek. Bir de “doğru” söylemek…
Kısaca “ne istediğimizi” bilmemiz gerekiyor…
ETİKETLER :