Köse ‘İşçilerin Sabrı Taştı’
CHP Adıyaman Milletvekili Şevket Köse, Amme Alacaklarına İlişkin Yasa Tasarısı üzerine TBMM’de söz aldı. TEKEL işçilerinin sorunlarına değinen Köse, Maliye Bakanıyla polemik yaşadı.
Meclis tutanaklarından CHP Milletvekili Köse’nin konuşması şöyle;
ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 463 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın 5'inci maddesi üzerine verdiğimiz önerge hakkında söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlar, ilgili madde komisyon görüşmeleri sırasında eklenmiştir, Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nda değişiklik yapmaktadır. Bu maddenin tasarıya girebilmesi için yeni bir yasa teklifi verilmiş, hemen ertesi gün komisyonda mevcut tasarıyla birleştirilmiştir. Oysa Meclis İç Tüzük'ü komisyona havale edilen işlerin görüşülmesine kırk sekiz saat sonra başlanabileceğini belirtmiştir.
Değerli arkadaşlar, İç Tüzük hükümlerinin arkasından dolanarak yasa yapılmaz. Hükümetin bu tutumu yanlıştır. Yasama yönteminin bu biçimde kullanılmasına karşıyız. Hükümetin yasama süresince yaptığı bu müdahalenin benzeri yaşamın her alanında karşımıza çıkmaktadır. Tekel işçileri konusu bunun en bariz örneğidir. Tekel işçileri kazanılmış haklarını kaybetmemek için kırk günü aşkın bir süredir mücadelelerine devam etmektedirler ve bu mücadelede Tekel işçileri yalnız kalmamıştır. Artık bu mücadele bütün toplumun mücadelesi hâline gelmiştir. Ankara'da ve Türkiye'nin her yerinde Tekel işçilerine destek çığ gibi büyümektedir.
Sayın milletvekilleri, eğer Türk-İş'in önüne giderseniz bunu görebilirsiniz. Toplumun her kesimi gücü yettiği oranda giyecek, yiyecek, içecek ve yakacakla Tekel işçilerinin yanına koşmaktadır. Tekel işçilerinin bu eylemi yalnız 12 bin işçinin değil, Türkiye'nin mücadelesi hâline gelmiştir.
Sayın Başbakan her fırsatta işçilere hakaret etti ve emeklerini görmezden geldi. Başbakan Tekel işçilerinin yalnız olmadığını görünce, işçilerin verdiği iyi niyet süresinin dolmasına birkaç saat kala, Tekel işçileri adına sendika temsilcilerinin istediği randevu için olumlu bir yanıt vereceğini açıkladı.
Tekel işçileri konusunda Sayın Başbakan ile görüşmeden nasıl bir sonuç çıkar bilemiyoruz ama işçilerin sabrı taşmıştır. İşçi ve memur sendikalarının temsilcilerinin yaptığı toplantılardan çıkan sonuç da bunu göstermektedir. Sendikalar işçilerin sorunlarının masada çözülmesinden yanadır ve 21 Ocakta da bu yönde karar aldılar ve sendikalar 28 Ocakta yapılacak görüşmeden sonuç alınmaması durumunda üretimden gelen dayanışma gücünü kullanacaklarını açıkladılar. Başka bir deyişle, eğer çözüm alınmazsa ufukta genel grev görünmektedir.
Değerli arkadaşlar, gördüğünüz gibi işçiler iyi niyetle hareket etmektedirler. "Demokratik yollarla bu sorun çözülebilir, hem de vakit kaybedilmeden hemen çözülmelidir." diyorlar.
Sayın milletvekilleri, Tekel işçileri emeklerinin karşılığını almak için dağa çıkmadılar ve de silaha sarılmadılar. Bu işçi kardeşlerimiz sadaka da istemiyorlar, hak etmediği bir makamı da değil, bileğinin hakkını istiyorlar ve yirmi yıldır çalışıp emek verdiği, alın teri döktüğü işini Hükûmetin keyfî bir kararıyla kaybetmek istemiyorlar.
Hükûmet işçileri perişan ediyor ve bunu da ekonomik gerekçelerle yaptığını söylüyor. Şimdi soruyorum: Tekel'in bir bölümünü 292 milyon dolara satar iken neden ekonomiyi düşünmediniz? Tekel'in bu bölümünü alanlar kısa süre sonra burayı 900 milyon dolara satarken işçiler ne olacak diye neden düşünmediniz?
Sayın Başbakan "Milletin bize emanet ettiği kasayı soydurmayız." diyor. Tekel işçisi kazanılmış anayasal hakkını istiyor, emeğinin karşılığını istiyor. Tekel işçisi Başbakana alınan trilyonlarca liralık uçaktan, Başbakanın oğluna alınan gemicikten, bakanlara alınan 100 milyarlık araçlardan, ne kadar tuttuğu belli olmayan yurt dışı gezilerinden de istemiyor ve işçiler, devlet bankalarının kimseye vermediği, Başbakanın yakınına verdiği 750 milyon dolar kredi gibi bir kredi de istemiyor. Başbakan bütün bunları gerçekleştiriyor ama "Yetim hakkı yedirmem." diyor. Peki, bu saydıklarım nedir acaba? Bunları nasıl açıklayacaksınız?
Sayın Başbakan, altın yumurtlayan tavuk misali Tekeli satarken "Kasayı soydurmam." niye demediniz?
Sayın milletvekilleri, Hükûmet yeni yeni açılımlarla meydana çıkmaktadır. Bakınız, Türk, Arap, Kürt, Sünni, Alevi diye isimler sayılıyor. Oysa Tekel işçileri bu saydığımız kimlikleri düşünmüyor çünkü onların ortak kimliği emekçi olmalarıdır ve onları birleştiren tek şey alın teridir. Hükûmet açılım yapmak istiyorsa işçilerin hakkını vermelidir ve açılımı Kızılay'da yapmalıdır. Hükûmet bölmek değil birleştirmek istiyorsa Tekel emekçilerini düşünmek zorundadır.
Sayın milletvekilleri, hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki 2007 yılının Mart ayında Hükûmet bir girişimde bulundu ve 218 bin geçici işçiye kadro verdi.
Kadroya alınmalarına bir sözümüz yok ama Hükûmet, bu işçileri, emekçileri düşündüğü için değil, siyasi rantı düşündüğü için bunları yaptı çünkü seçimlere birkaç ay kalmıştı, 218 bin kişi oy uğruna kadroya alındı. Bugün ne oldu da 12 bin işçi için düzenleme yapılmıyor? 218 bin kişiye verilen kadro Tekel işçilerine neden verilmiyor? Dikkatlerinize sunmak istiyorum: Bu haksızlıktır, bu adalete de, kalkınmaya da sığmaz.
Sosyal devlette merhamet yoktur, yurttaş hakkı vardır. İşçiler de bu haklarını aldılar, şimdi ise bu hak ettiklerini kaybetmemek için mücadele ediyorlar. Sayın Bakan ne dediğinin farkında değil. Merhamete gerek yok, hepsi bugüne kadar emeklerinin karşılığını aldılar, şimdi de emeklerinin karşılığını istiyorlar.
Hükûmetin merhameti kimlere gösterdiğini hepimiz biliyoruz. Yumurta ithalatı yapanlara, Tekel Yönetim Kuruluna getirilenlere, usulsüz kredi verdiklerinize merhamet gösterdiniz ama işçiye emeğinin karşılığını vermeyi çok gördünüz. Hükûmet işçiye değil, işçi AKP'ye merhamet göstermiştir, merhamet edip oy vermiştir. Mağdur rolünü iyi oynayıp merhamet oyu aldınız.
Sözlerime son verirken, önergemin kabulünü diler, en içten saygılarımı sunarım.
BAŞKAN - Bölüm üzerinde şimdi on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Sayın Köse, Sayın Tankut, Sayın Yıldız, Sayın Akçay, Sayın Paksoy, Sayın Özdemir, Sayın Aslanoğlu, Sayın İnan, Sayın Taner, Sayın Çalış, Sayın Doğru, Sayın Yunusoğlu ve Sayın Akcan sisteme girmişlerdir.
Soru sorma süresi sekiz dakikadır.
Sayın Köse, buyurun.
ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan, kırk beş gündür sadece kazanılmış haklarını savunmak için mücadele eden Tekel işçileri hakkında Hükûmetin tutumunda bir değişiklik var mıdır? Başbakanın yarın Türk-İş Başkanıyla yapacağı toplantı sonunda işçilerin haklı talepleri kabul görecek mi?
İkinci sorum: Küçük ve orta ölçekli sanayicilere kredi verildi. Bu krediler için hangi kriterler arandı? Bu kredi için kaç kişi başvurdu? Bu krediye başvuranlar arasında kaçı kabul gördü?
Üçüncü sorum: Tekelin özelleştirilmesi demokrasinin bulunduğu, halka, insana değer verilen bir ülkede olsaydı devlet şöyle yapardı: Alıcılarla oturup konuşur, işçileri kim istihdam edecekse, kim fabrikaları kapatmayıp çalıştıracaksa Tekeli ona satardı ama ülkemde böyle yapılmadı. Bu konuda nasıl düşünüyorsunuz?
www.gazeteasiyaman.com
ETİKETLER :