İltifat Ediniz, Marifetli Olsun!
İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki öğrenciler yarıyıl tatiline hazırlanıyor... Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim YERLİKAYA Öğrenzileri ve aileleri uyarıyor...
Yrd. Doç. Dr. İbrahim YERLİKAYA'nın yazısı
O’nun karnesini merak ediyorsunuz, ya kendi karnenizi…
İlk ve Ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören yaklaşık 15 milyon öğrencinin karne almasına kısa bir süre kala, öğrenci ve ailelerinin heyecanına çoğu kez bir telaş ve kaygılanma da eşlik etmekte, çünkü öğrenciler, karne konusunda aileleriyle nasıl konuşacaklarını, aileler de çocuklarının karnelerine ilişkin nasıl davranacakları konusunda kaygı duymaktadırlar “acaba nasıl davranmalıyım?”.
Çocuğunuzun karnesine yönelik tutumunuz aslında genel tutumunuzun bir parçasıdır. Yani, çocuğunuzun alış veriş yapmasına, ders çalışma alışkanlıklarına, kardeşi ya da arkadaşları ile yaşadığı sorunlara, serbest zaman alışkanlıklarına v.b. yönelik tutumunuz neyse karnesine yönelik tutumunuz da bundan farklı olmayacaktır. Dolayısı ile tüm bu yaşam alanlarındaki tutumunuz olumlu, destekleyici, özgüven oluşturmaya dönük ise karne zamanı gelince acaba nasıl davranmalıyım, çocuğumu üzer miyim diye endişelenmenize da gerek yok. Dolayısıyla, eğer sizin için çocuğunuzun karnesine ilişkin doğru bir tutum sergilemek önem taşıyorsa, genel yaşam alanlarına dönük tutumlarınızı değerlendirmeniz ve olumlu hale getirmeniz gerekir.
Karnede en büyük sorumluluk tabii ki öğrencinindir. Ancak başta anne – baba ve öğretmenler olmak üzere pek çok kişi ya da durumun da karne üzerindeki etkisi farklı oranlarda olmakla birlikte yadsınamaz. Bu, karnenin içeriğine bakılmaksızın böyledir.
Anne – babaların ve diğer yetişkinlerin çocukların karnelerine yönelik olumsuz tutumları ülkemizde her karne döneminde birçok komik ve trajik olayların tekrarına yol açmaktadır. Bunu önlemenin yolu; çocuğunuzun karnesine ilişkin tutum ve davranışlarınızın akılcı ve işlevsel olmasıdır.
İyi bir karne getirdiyse…
Hem çocuğunuzla hem de kendinizle gurur duyabilirsiniz. Ancak bunu yaparken dikkatli olmalısınız. Çünkü, aşırı gurur ve kibir çocuğun şımarmasına, ders çalışmayı bırakmasına yol açabilir. Bunlara meydan vermeden çocuğun ödüllendirilmesi (yalnızca maddi ödüller kastedilmemektedir) ve desteklenmeye devam edilmesi gerekir. Bu kabul, ödüllendirme ve desteklemede temel vurgu karneye değil çocuğa yapılmalıdır.
Yani çocuğa “böyle bir karne getirmen tabii ki bizi çok mutlu etti, ama biz seni her zaman çok seviyoruz ve her zaman yanındayız” mesajı verilmelidir. Aksi halde göstereceğiniz olumlu tutumları sadece karneye bağlamasına yol açmış olursunuz ki, bir çocuğun yaşamı boyunca hep iyi karne getirmesinin bir garantisi yoktur. Kaldı ki böyle bir çocuk dahi olsa onu sadece bu başarısı için değil bir insan ve çocuğumuz olarak sevmeliyiz.
Başarısız bir karne getirdiyse…
Öncelikle kabul edici olmalısınız. Unutmayınız ki, marifet iltifata tabidir. İltifat ederseniz marifetli olmasına katkı yaparsınız. Her çocuğun, performansı ne olursa olsun iltifata, kabul edilmeye ihtiyacı ve hakkı vardır ve her çocuğun da iltifat edilecek ve kabul edilecek bir yönü mutlaka vardır, bunu ortaya çıkarmak ve vurgulamak da sizin marifetiniz olmalıdır. Bir çocuğu hayatta tutan ve hayata tutunduran şey; birilerinin aklında tutulduğunu hissetmesidir. Lütfen, çocuğunuzun karnesi nasıl olursa olsun, onu aklınızda tuttuğunuzu ona hissettiriniz.
Sevgili Öğrenciler!
Yorucu bir dönemi geride bıraktınız. Çabalarınız istediğiniz sonuç için yeterli olmasa da öncelikle kendinizi kutlayın. Unutmayınız ki karnenizdeki notlar, kişiliğine verilen puanlar değildir. Sadece belli derslerdeki belli konulara ilişkin değerlendirmelerdir. Unutmayınız ki; hiçbir karne sizin son şansınız değildir ve hiçbir karne sizin kadar önemli değildir..
Yrd. Doç. Dr. İbrahim YERLİKAYA
Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi
iyerlikaya@adiyaman.edu.tr
ETİKETLER :