|
|
|
|
|
|
|
|

 

Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto
Banu Avar,Kıymaz’a Teşekkür etti

Banu Avar,Kıymaz’a Teşekkür etti
 

Banu Avar,Kıymaz’a Teşekkür etti

 

Banu Avar, TRT de programının iptal edilmesinden sonra kendisini ilk arayan Cemiyet Başkanı olan GAP Gazeteciler cemiyeti başkanı olan Z.Abidin Kıymaz'a teşşeküt etti

 

“Küresel çete” olarak adlandırdığı güçlerin karmaşık ilişkilerini ve dünya üzerinde emellerini gerçekleştirmek için yaptıkları dalavereleri konu edinerek TRT”de Sınırlar arası adıyla yaptığı programın sona erdirilmesi de Banu Avar”ı durduramadı.  

 

 Araştırmacı gazetecilik çalışmalarıyla meslektaşlarına taş çıkartan Banu AVAR hafta sonu İstanbul’da bir araya geldiği GAP Gazeteciler Birliği Genel Başkanı Z.Abidin Kıymaz’a çalışmalarını özellikle küresel güçlerin hedeflerini ülke insanına anlatmayı hedef edinerek bıkmadan yorulmadan yaptığını söyledi.  

 

Böl ve yut, Demokrasi projeleri, sınırlar arasında, Avrasyalı olmak, Hangi Avrupa, hangi dünya düzeni kitaplarının birçoğu 5. 6. baskıları yapıldı ve kitap evlerinde okurların en çok aradığı kitaplar arasında yer alıyor.  TRT de SINIRLARASI adıyla yaptığı programlarla halka dünyada olup bitenlere objektif bir şekilde dikkat çektiği için programlarına son verildiğini söyleyen AVAR kadın gazeteci olarak kenara çekilmedi yazdığı kitaplarla gündem olmaya devam ediyor.   

 

Japon savacı samuraylar gibi kılıcını değil kalemini kullanarak mücadele eden AVAR ın kitapları imza günlerinde de ilgi odağı.   Türkiye’nin birlik beraberliğinin korunması yolunda gazetecilere, yazarlara ve aydınlara önemli görevler düştüğünü söyleyen Avar’ Ekranda kuklalar! Her biri ellerine verilmiş senaryoları başarıyla oynuyorlar. Bazısı bilerek bazısı habersiz yüzyılın oyununu sahneliyorlar…

 

Atlantik ötesinde kurgulanan bir oyunun kötü beceriksiz oyuncuları bunlar… Ağızlarındaki sözcükler birbirinin aynı..

Kullandıkları kelime haznesi çok dar… Üstlerinde eğreti bir bilmişlik.. ‘Değişim, Açılım, Demokrasi, Özgürlük, Hak Hukuk’ filan diyorlar… Sanki hep verili bir metni okuyorlar.. Gazeteci ve akademisyenler arasından daha çok çıkıyorlar…

Aslında onlar ikiye ayrılıyorlar.. Birkaç kuşak kentli olanlar batıyı kabe bilerek yoğrulmuşlar, kolejlerden çıkıp Avrupa ya da Amerika’nın yolunu tutmuşlar. Attila Agabeyin (İlhan) deyişiyle, saatlerini hep batıya ayarlamışlar.

 

Hem Atatürkçü , hem hürmason olabilmişler.(!). Batıdaki ‘guvernörlerine’ bağlıyken, Mustafa Kemal adını anabilmişler.. Halkı hep küçümsemişler.. Hem ‘Biz adam olmayız!’ demişler, hem solculuktan bahsetmişler (!) Azınlık kültürüne kendilerini daha yakın hissetmişler.. Hepsi, Türk değil, başka bir şey olmayı yeğlemişler

.

 İki okulu boyatıp, falanca vakfa bağış yapıp, birkaç köyde çocuk okutunca kendilerini daha ‘Atatürkçü’ hissetmişler.  Şarkılarını Kürtçe, Ermenice söyleyince ‘medenileşivermişler’!


Hergün ekranlarda ‘Türk Ulusu hiç olmadı ki!’ , ‘Türkler etnik bir topluluk!’ ‘Türk sözü yasalardan çıkarılmalı!’ demekteler.

 

BATININ PARALI ASKERLERİ VAR
 

Büyük Ortadoğu Projesinin öngördüğü Kürdistan hayali için Batının paralı askerleri onlar.. Kandil’de itibarla ağırlanırlar. Washington’un memurlarıdırlar. Ermenistan sınırının açılması için kraldan çok kralcıdırlar, Vakıflı köyünde Soros projeleri kapsamında Türk ve Ermeni öğrencileri kaynaştırmaya çalışırlar. 2004’de de ‘Kıbrıslı’ yaratabilmek için Türk ve Rumları ‘kaynaştırdılar! Fener Rum Patrikhanesine davet edilmek için birbirleriyle yarışırlar.

 

Batıyla yatıp batıyla kalktıklarından inanılmaz sorular formüle ederler.. ‘Kemalist misin Avrupalı mı?’ gibi mantık dışı soruların sahibidirler..

 

Gazete köşelerinden ya da televizyon programlarından acınası ve ağlanası teorilerini ifşa ederler.

 

Biri ‘Batının bu denli olumsuz bir imaja sahip olduğu bir ülkede, nasıl batı yanlısı politikalar izlenecek?’ diye iç çeker, bir başkası, ‘Avrupa ve ABD Kürt sorununu çözmemizi istiyor, çözeceğiz!’ diye çığlık atar, ani çarkedişiyle dikkat çeken ötekisi ‘Türkiye bölgenin Amerikası! ’ diye yazar çizer, kükrer..

 

TÜRKLÜĞÜ AŞAĞILAMA YARIŞI VAR

 

Atatürk’e hakaret ve Türklüğü aşağılama konusunda diğer grupla yarış ederler....


İkinci grup kırsal kesimden gelen, tarikat ve cemaatlerin taa içinde yeralan, hilafetçi, şeriatcı söylemlerle ortada dolaşan, her türlü parasal ilişkileri beceriyle başaran, Amerika’yı kabe kabul edenlerdir. Amerika onlar için komşu kapısıdır.. 


 

 Önce El Ezher’de sonra Londra ya da Utah’da eğitim görmüşlerdir.. Batı tarafından ‘öncü’ seçilmişlerdir... .

 

Onlar Amerikan Düşünce kuruluşlarının görevlileridir. Büyük Ortadoğu Projesini canhiraş savunurlar.. Saltanata ve hilafete büyük bir iştahla sahip çıkarlar. Aynı sırtlan iştahıyla Gazi Mustafa Kemal’e saldırırlar.. İki grup da Türk milleti ve Mustafa Kemal nefretinde birleşirler.. İki grup da batı’ya biat ederler…

      

MİLLİYETÇİLER İŞİNDEN OLDU


İşte bu iki ihanet çetesi, basın yayının her köşesinden zehirlerini akıtırlar, tartışma programlarının vazgeçilmez konuklarıdırlar. Her gazetenin köşelerinden diş gösteren onlar.. Gerçek gazetecilerin çoğu, bu ülkenin, bu milletin tarafında olanlar, işlerinden çıkarıldılar..

 

Bir kısmı içeri tıkıldılar ..



Şimdi hepimiz televizyonlardan gazetelerden bu vatan ve bu millete düşman olanları izliyoruz.. Onlar batının ‘öncü güçleri’ , ‘Türkiye’nin paralanma projesini halka benimsetmekle görevliler… ‘Felakete alıştırma’ görevini üstlenmişler…

6 Eylül tarihli Zaman gazetesinde Mümtazer Türköne ‘Demokratik açılımın selameti kitleleri ikna etmekten geçiyor..’ diyor. Sonra ekliyor: ‘Kitlelerin yumuşatılması lazım!’

 


Türkiye’yi yönetenler sık sık ‘hazmettire hazmettire’ değişimin dayatılacağını beyan ediyor..




‘Yumuşatma’ ve ‘hazmettirme’
işleminde en büyük araç televizyonlar..

 

Yukarda söz ettiğimiz iki grubun denetiminde Türk halkını şekillendirmek için çabalıyorlar.

Daha önce Yugoslavya’da da başarıyla denendiği üzere halkı günlük siyasetten uzaklaştırma ve sanal bir dünyaya hapsetme taktiği televizyon dizileriyle uygulanıyor. Halkın büyük çoğunluğu, özdeş karakterler bulabilecekleri dizilerde kendilerini kaybediyor.

Diziler bir nevi toplum mühendisliği yapmaya başlıyor.. Mafya dizileri, Türkiye’deki siyasi gelişmeleri anında yorumluyor ve tamamen çarpık bir manzarayı cahil beyinlere mıhlıyor..

 


Çocuk ve Gençlik dizilerinde Türk gençliğine satanizmden, kuantum şarlatanlığına, büyü sihir ve falcılığa kadar her türlü zehir enjekte ediliyor..

 

TÜRK HALKINA AŞAĞILIK KOMPLEKSİ AŞILANIYOR


 Hemen hemen tüm eğlence, yarışma ve dedikodu programları Türk halkına aşağılık kompleksi aşılıyor.. Bu programların hemen hepsinde halkın zekasına hakaret ediliyor!

Eğitim düzeyi yüksek olanlar için farklı uyku hapları ekranlara geliyor. Hemen hepsi Amerikan formatlı haber, müzik, yarışma, eğlence programlarıyla halk, ‘çaktırmadan’ ‘yumuşatılıyor’ ve ‘hazmettiriliyor’! .


Gençlerin sevgilisi , ünlü bir televizyon şahsiyeti, programını Obama’nın başkan oluşunu alkışlayarak açıyor..

 

Ünlü ve çok sevilen sanatçılarımız Kürtçe ve Ermenice şarkılar öğrenip ortalığa fırlıyor.


Tarihsel gerçekleri çarpıtan yazar, çizer, filmci şüreka, batının takdirine mazhar oluyor her gün daha büyük yalanlar söylüyorlar. Söyledikleri yalanlar batı’da ödüllendiriliyor!


Bütün bunlara rağmen Türk halkı ‘yumuşatılamıyor’ ve sahnelenen oyunu ‘hazmetmiyor’!

İşte sıkıntı budur! O nedenle hedefe gençlik, hatta çocuklar oturtulmuştur. Artık ilkokullarda söylenen andlar bile yasak olmuştur..

 

 Anaokullarında başlatılan şekillendirme operasyonu, üniversitede devam etmekte, son darbeyi Erasmus eğitimi vurmaktadır. Öncü bir güç böyle yetişmekte , kendi ülkesine değil, ‘batıya bağımlı birey’ler, hayatın her alanında boy göstermektedirler..

Yapılan planlara göre ‘AB uyum yasaları’ kezzabı Türkiye’yi ‘yumuşatacak’, halk ‘açılımları hazmedecek’ ve en geç 2015 de Türkiye ‘halledilmiş’ olacaktı! Hesap buydu!

 


Bu değişim ve açılım operasyonu medya aracılığıyla halka yayılacaktı.. Televizyonlarda ‘Türkçe bakışlı’ kimse bırakılmayacaktı…   

               

HALKIN DİRENME GÜCÜ SINANIYOR

 

Şu anda Türkiye’deki tüm kanalların başında Amerikalı Avrupalı ‘uzmanlar’ var.


Diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de medya bombardımanını yönetiyorlar.


10 yıl içinde millet yarışmacı ve izleyici haline getirildi.. …

 

Zehirli bir toplum projesi halkın direnme gücünü sınıyor..

Batının ‘halledilme’ sürecinde gördüğü Türkiye, tıpkı Yugoslavya gibi, uzun zamandır basın yayın araçlarıyla bombalanıyor. Bilgi kirliliği ile zehirleniyor. Tüm kutsal değerleri ayaklar altına alınıyor. Ve içimizdeki yeni dünya memurları sinsice bu süreci izleyip sırıtıyor.



Ama tüm bu bombardımana rağmen halk pes etmiyor.. Sağduyuyu elden bırakmıyor.. Edilgen bir direnç gösteriyor.. Yakında bu sinsi saldırıya karşı savaş açacak!. 
              

 UZUN ZAMANDIR SABRIMIZ SINANIYOR


Uzun zamandır sabrımız deneniyor.. Her gün, binlerce yılın şanını taşıyan bu milletin, parçalara ayrılma planlarıyla yüz yüze geliyoruz.. . Her gün ‘demokrasi hak hukuk özgürlükler’ adı altında ‘AÇILIN; SAÇILIN; DEĞİŞİN!’ diyenleri dinliyoruz.. Sık sık terörü öven birileri, Apo afişleriyle beyaz camda karşımıza geçiyor, sık sık yurdun bir köşesinde şehit düşen kahramanların kalkan cenazelerini izliyoruz.

 


Eş zamanlı olarak sürekli fakirleşiyoruz…



Tüm bunların toplum ruhundaki tezahürü çöküntü, bıkkınlık, bunalımdır…’Ne olacaksa olsun artık!’ duygusunun yaygınlaşmasıdır..

 

Genel geçer bilgi böyle.. Gelgelelim Türkiye bu bilgiyi doğrulamıyor. Ne zaman büyük zorluklarla karşılaşsa diriliyor, birleşiyor.. İşte korktukları budur…



Yukarıda özetlediğimiz tarzdaki bombardıman daha basit formlarda 100 yıl önce de vardı. Mütareke aydınları, ecnebiye kalplerinden ve ceplerinden bağlı olanlar, kendini batılı, milletini hayvan diye niteleyenler bu topraklarda hep var oldular. Ama toplumun geri kalanı, ezici çoğunluğu, tarihte de örneği olduğu üzere, üzerindeki baskı arttıkça güçlenmiş, direnci artmış ve sonunda baskıcıların suratına şiddetli bir şamar atmıştır...



Bu diyalektiği anlamayan 7 düvelin Batısı, Kurtuluş savaşını o nedenle ‘Türk mucizesi’ olarak nitelemişlerdir. Bu millet, en ince ayrıntısına kadar planlanmış, 200 yıla yayılarak uygulanmış Batı saldırısını göğüslemekle kalmamış, tüm mazlum milletlere kurtuluş rüzgarı yaymıştır…

 


Batı Türk milletinden boşuna nefret etmiyor.. Tarihin çeşitli dönemlerinde tüm planlarını defalarca alt üst eden başka bir millet yok… Ve bundan böyle de sürprizler devam edecek…



Halkını bin bir etnik gruba bölmeye çalışsalar da, Allah’la aldatmak için uğraşsalar, sahte dinleri dayatsalar da, beyaz camdan uyku hapları, zehirli iğneler fırlatsalar da, ‘aydın’ kisveli deccalları besleseler de, Türk milleti ‘mucize’ bir millettir..Çok yakında bir mucizeyi daha, hainlerin suratına geçirecektir!  

 

MANGALDA KÜL BIRAKMAYANLAR ORTADAN KAYBOLDU

 

Mayıs 2008’de TRT ile ilişiğim kesildikten sonra yaklaşık 7-8 ay Sınırlar Arasında’ya bir kanal aradım... Aklınıza gelebilecek hemen her televizyon şahsiyetine bir şekilde haber yolladım. Bazılarıyla konuştum..

 

Tahmin edebileceğiniz gibi hiçbirinden olumlu sonuç çıkmadı. Kimisi ‘Kriz var’ dedi, kimisi ‘Bir bakalım’ dedi ve yok oldu. Bazıları ‘aşırı uç’ olduğumu söylemiş, üstelik bunu söyleyenler mangalda kül bırakmayanların önde gidenlerinden..



Beni davet eden birkaç ulusal kanal ise, Sınırlar Arasında gibi yurt dışında çekilecek pahalı bir programa ayıracak bütçeden yoksundular.. Bu bütçeyi bulabilmek için bize iltifatlarını esirgemeyen ulusal işadamlarımıza da başvurduk.. Önce büyük ilgi gösterdiler, sonra sanırım birileri gözlerini korkuttu, vazgeçtiler…

Canları sağ olsun..



 Bu arada izleyicilerimin desteği beni hiç yalnız bırakmadı.. Mektuplar mesajlar, telefonlar hiç susmadı… Programa katkı için cüzi maaşını yollamaya kalkanlar bile oldu.. Sonunda Ocak 2009da kendi maddi olanaklarımla, Sınırlar Arasında gibi bir program değil ama Dünya Düzeni adlı masa başı bir programı Avrasya tv’de yapmaya karar verdim.

 

İzleyicilerimin bir kısmı sadece uyduda ve digitürkde yer alan ART’yi izleyebiliyor, bazıları da neden ulusal çapta karasal yayın yapan büyük bir kanalda çalışmadığımı soruyordu… Anlaşılan büyük bir çoğunluk Türkiye’de birçok kurum gibi televizyonların da işgal altında olduğunu bilmiyordu..



Bugün büyük kanalların hemen hepsinin başında yabancı özellikle Amerikalı ‘uzman’lar görev yapmakta. Türk olanlar da, öyle seçiliyorlar ki, kraldan çok kralcı, Amerikalılardan çok Amerikalılar, hatta onlara rahmet okuturlar.. Yani büyük kanallar, büyük gazeteler, Türkiye’nin tarafında olan gazetecilere televizyonculara kapalıdır…

O nedenle bana yarı kızgın ‘Siz de saklanır gibisiniz..!’ ‘Neden büyük bir kanalda işinizi yapmak için falan falana başvurmuyorsunuz!’ ‘Ortaya çıksanıza, 7 program sonrası tatile girdiniz’ diyenlere her yolu denediğimi söylemek isterim. Ayrıca maddi zorlukların bizi durdurduğunu bir kez daha hatırlatırım.. Ve tüm bunlara rağmen bir yolunu bulup ekranlardan kavuşacağımızı müjdelerim..


2009 yılı yabancı güçlerin ve içerdeki işbirlikçilerinin, gemi azıya aldığı ve bunu açıkça ilan ettiği yıldır.. 2009 tarihe bu şekilde geçecektir.. Şubat ile Haziran 2009 arasında, Avrasya televizyonu ekranlarından sizlerle buluştuğum Dünya Düzeni adlı programın bölümlerinin bu tarihsel döneme tanıklık eden programlar olduğunu düşünüyorum.  Beni yalnız bırakmadığınız, desteğinizi esirgemediğiniz ve her yaptığım işi geniş kitlelere yaymak konusundaki katkılarınız için, hepinize teşekkür ederim.                

 

GAP GAZETECİLER BİRLİĞİ BANA SAHİP ÇIKTI

 

GAP Gazeteciler Birliğinin mesleki kaygılarla meselelere yaklaşıp sektörün sorunlarına sahiplendiği için takdir ediyorum. TRT de programım iptal edilmesi sonrasında beni ilk arayıp geçmiş olsun diyen gazeteciler cemiyet başkanı sizdiniz.  1946 yılında kurulmuş binlerce gazetecinin üye olduğu TGC ye sıkıntılarımı anlatmak üzere gittiğimde karşımda bir muhatap bulamadım.   

 

ADIYAMANLI OKURLARLA İLK FIRSATTA BİR ARAYA GELECEĞİZ

 

GAP Gazeteciler birliğinin bölgesel Adıyaman merkezli bir cemiyet olmasına rağmen uğradığım haksızlık karşısında yanımda olması beni son derece duygulandırdı. 2010 yılı başlarında nasip olursa cemiyetinizin daveti üzerine Adıyamanlı hemşerilerimize bir konferans vermenin yanı sıra kitaplarımı da imzalamak istiyorum.”dedi.                                                                                            

 

ETİKETLER :

 
 SİZDEN GELEN YORUMLAR
Handan Doğru - 07.12.2009 19:00:00  
   

HABER GÜZEL HAZIRLANMIŞ

Banu avar'ı TRT de zevkle izliyorduk, yapıtlarının cd sini nasıl temin ederiz. Ayrıca Adıyamanda ne zaman konferans verecek haberimiz olabilirmi? Haber tekniği olarak güzel bir haber olmuş. Acaba banu hanım o samuray elbisesini nereden bulup giydi merak ettim

 

 

 

  Diğer Başlıklar Tüm Haberler
     
 
Gündüz Çiğköfteci, Gece Türkücü

Gündüz Çiğköfteci, Gece Türkücü

Çiğköftecilikten sahnelere uzanan bir başarının hikayesi. Flash Tv ana haber bültenine konu olan Adıyamanlı sanatçı İbrahim Harikases’in Adıyaman’dan

Benimkisi vergi iadesi

Benimkisi vergi iadesi

Adıyaman Üniversitesi Tiyatro Topluluğu tarafından organize edilen programda sahne alan Atalay Demirci, tek kişilik stand-up gösterisiyle seviyeli miz

Adıyaman'da bir Sultan Doğdu..!

Adıyaman'da bir Sultan Doğdu..!

Fetih 1453, Türk sinemasında ilklerin filmi oldu. Hem bütçesiyle rekor kırdı, hem gişesiyle. Resmi kayıtlara göre Türkiye'de ilk kez bir film, 5 milyo

Gerçek solcu Ergenekon'u alkışlamaz

Gerçek solcu Ergenekon'u alkışlamaz

Özgün müziğin önemli seslerinden Suavi, uzun bir süredir hasta olan İzmir'deki annesinin yanındaydı. İstanbul'a döner dönmez ayağının tozuyla stüdyo ç

>> Kapatmayı Kafaya koymuşlardı
>> PKK kendi JİTEM'ini kurdu
>> Çevik Bir Sakat düzenin çocuğu
>> Bilgi, Yaşam ile taçlandırılmalı
>> AK Parti devletli oldu
>> Doktorun notunu Hasta verecek
>> Herkesin ana dili mübarektir
>> BDP Neo Kemalist bir parti
>> Erdoğan'mı muhtaç,Gülen mi?
>> Adıyaman’ı Başka İlle Kıyaslamak Yanlış
>> Demokrasi olmadan bir şey olmaz
>> Bir başka açıdan Vali Sodan
>> Mahkeme kadıya mülk değildir
>> O Bir zamanlar İşportacıydı ya şimdi?
>> PKK'nın kolu kanadı kırıldı
>> Derin Devlet PKK'yı kullandı
>> PKK'yı MİT kurdu
>> Hastaneden Meclise Sağlık
>> Adıyaman kültüründen hiç kopmadım

 

  Bu Haberi Paylasin

Tarih 07.12.2009 13:51:00

Kategori Röportajlar

  Haberle Ilgili Ayrintilar
  Habere Yorum Ekleyin
  Eklenen Yorumlari Okuyun
  Haberi Arkadasina Postala
  Haberi Sık Kullanılanlara Ekle
  Bu Kategorideki Tüm Haberler
  Bu Kategoriye Abone Ol
  Benzer Haberler...
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  ANA SAYFA | ARAMA | REKLAM | ARSIV | EDITÖRE YAZ

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.

İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Makro SMS

Adıyaman24 Adıyaman haberleri

 

 

Sağlık -Yaşam

Pektaş’tan Tıp Bayramı Kutlaması

Yeni yılda herkes SGKlı olacak

Adıyamana 31 Hekim Atandı

82.Yıl da Hafta Sonu Branşları Arttı

Minikler Sodes’le Desteklenecek

Bütün çocuklar aşılanacak

Sağlık-Sen’den Tam Gün Protestosu

Metin Harıkçı’nın Acı Günü

Bunu yapmayan her ay 213 TL ödeyecek

Yoksulluk ve Çaresizlik Ölümü Getirdi

 

   

Ekonomi

“Bir Market 30 Esnafı Bitiriyor”

TOBB Mesajı Adıyamandan verecek

Kredi kartlarına tek limit geliyor

Kahta OSB’ye yoğun ilgi var

ATMden para çekerken dikkat

Yeni kurana 30 bin TL hibe!

Kredi kartında aylık limit geliyor

Kiler, Adıyaman’a Market Açacak

Torbadan memura yılda 1.700 lira gelir çıktı

Kıdem tazminatında son durum ne olacak?

 

Çevre Turizm

Ve Nemrut Malatya’nın Oldu!

Tıbbi atıklar bertaraf edilmeli

Tanıtımlar turist sayısında artış sağladı

Ormanlar rehabilitasyona girdi

Ve Nemrut Protokol Erteleniyor

Temiz Çevre İçin Temiz Yakıt

Köylülere Yangın Söndürme dersi

Çevre Kirliliği Önlenecek

Malatya, Adıyaman’a Saygı Göstersin!

Tuz Hanı Esnafı Kaygılı