Bugün 1 Aralık...55 yaşındayız ama…
İl Olduk, Vilayet Olamadık
Haber-Yorum: Naif Karabatak
Adıyaman, Malatya’dan ayrılıp il oluşunun üzerinden tam 55 yıl geçti.
Dönüp arkamıza baktığımızda nelerin değişip, nelerin yerinde saydığını hesapladığımızda bazen karlı, bazen zararlı çıktığımızı düşünüyoruz ama çoğunlukla da hayıflanıyoruz.
Malatya’nın bir ilçesiyken 1 Aralık 1954 tarihinde büyük mücadelelerin semeresi alınmış, Adıyaman vilayet unvanı kazanmıştı. Artık Adıyaman’da diğer vilayetlerin imkânlarından faydalanacak, kent olarak kalkınacak, insanlar daha modern ve daha müreffeh bir hayat sürecekti.
Özlem buydu…
Ama olmadı…
Yıllarca “büyük bir köy” statüsünden asla uzaklaşamadı. Sonra “orta halli bir ilçe” daha sonra “büyük bir ilçe” ama asla “il” olamadı.
Buna ne sosyal hayatı yeterli geldi, ne ekonomik durumu, ne piyasa koşulları, ne kültürel yapılanması, ne modern binaları, ne modern tesisleri, ne de “ufku açık” yöneticileri müsaade etmedi veya edemedi…
Bugün Adıyaman il olalı tam 55 yılı geride bırakıyor…
Üniversitesi, iyi hizmet sunan hastaneleri, asfalt yolları, parke kaldırımları, kilitli parke taşlarla döşenmiş yolları, ışıkları, ufak tefek parkları, az sayıda da olsa modern binaları, önünden bütün imkanları alınan çalışkan insanları ve asla “kabuğunu kırmaya gücü yetmeyen” siyasileriyle şekillenen bir kent olmaktan öte bir yer değil.
Başına vurup ekmeği alınan ama asla sesi çıkmayan Adıyaman’ın her zaman “sahipsizlik” yakınması oldu. Her zaman “bize kimse sahip çıkmıyor” dendi, sahip çıkmak isteyenlere de “siyasi oyunlarla” asla fırsat verilmedi.
Gelen çaldı, giden çaldı veya öyle dendi…
Cebini doldurmaktan “hizmet” etmeye fırsat bulamayanların bize reva gördüğü dar alanda kısa paslaşmalarla hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz.
Köprümüzü aldılar ses etmedik, barajımızı aldılar ses etmedik, petrolümüzü aldılar ses etmedik, turistik mekanlarımızı bile komşular parsellediler ses etmedik, tütünümüze kota getirdiler ses etmedik, Sümerbank’ımızı yok pahasına sattılar ses etmedik, Tekel’imizi talan ediyorlar ses etmiyoruz, tütüne getirilen kotayla can damarımızı kestiler ses etmedik, teşvikte “siz çok kalkınmış bir ilsiniz” dediler, şaşırdık cebimize baktık tam takır, kuru bakırdı…
Gayri Safi Milli Hasıla bizi hiç sevmedi; paramız yoktu, bankamız çoktu. Bankalar paramız için bize bakmıyor, verecekleri borcun hesabını yapıyordu.
Bütün bunlara rağmen memleketini seven insanların sesi çıkmaya, sorgulamaya başladılar. Basın bunlardan birisiydi, sivil toplum örgütleri ve bazı siyasiler…
Bütün bu insanlarımızın sesi çıktı ama gür olmaması için de birileri tamtam çalmaya başladı, sesimiz gürültü arasında kaybolup gitti.
Ve biz Adıyaman’da “vilayet oluşunun 55. yılını coşkuyla kutlama” masalları uydurma peşindeyiz.
Kim inanır…
Bütün bunlara rağmen Adıyaman, bölgenin en huzurlu, en şirin, en yaşanılası illerinden birisi. Bunda elbette kentin “olmayan” imkânları değil, insanlarının güzelliği en büyük etkendir.
Yoksa bize “ufku açık yönetici” geldi de biz mi kabullenmedik, otogar yaptılar biz mi yok dedik, Kültür sitesi inşa edelim dediler biz mi karşı çıktık, koca koca konferans salonları yaptılar biz mi yok dedik. Devasa alışveriş merkezleri yaptılar da biz mi önüne engel koyduk, tren geldi biz mi geri yolladık, tramvay yaptılar biz mi parçaladık, belediye otobüsü aldılar biz mi sefere koydurmadık, minibüsle yetineceksiniz dediler ses mi çıkardık, koca koca parklar yapacaklardı da biz mi hafriyatın önüne dikildik, geniş caddelere, modern kaldırımlara, devasa iş merkezlerine biz mi engel olduk?
Yok biz hiçbirisine engel olmadık, çünkü engel olacağımız hizmeti yapan çıkmadı. Günü kurtaran, gideni aratan, gelenin de umut olmadığı bir şekilde yaşadık.
Örnek alınacak yöneticilerimiz de yoktu. Gelen günü kurtarmış, üç beş cilalı işle hizmet yaptığını ballandıra ballandıra anlatmıştı. Dönüp arkaya baktığımızda eğer hepsi dedikleri kadar hizmet etmiş olsaydı Adıyaman şimdiye Paris olmuştu diyeceğiz ama bunu bile diyemiyor, 55’inci yılımızı kutluyoruz…
Kutlu olsun…
Adıyaman'ın İdari Tarihçesi
Dulkadiroğullarından Osmanlı İmparatorluğu’na geçen Adıyaman şehri, önce Kahraman Maraş (Zülkadriye) Eyaleti sınırları içinde yer alır. İlk yıllarda (1519-1530) Samsat sancağına bağlanır. 1531’ den sonra da Elbistan sancağına bağlanır. 1841 yılında Adıyaman şehrinin ilçe merkezi olduğunu görüyoruz. Şehrin, vali adına görev yapan bir memur yani kaymakam tarafından yönetilmeye başladığını görüyoruz. Ancak tarihi belgelerde “Kaymakam”sözcüğüne rastlanmamıştır. 1849 yılında sancak haline getirilerek Diyarbakır’a bağlanmıştır. Bu tarihten itibaren Besni, Kahta ve Siverek ilçelerinin de Adıyaman sancağına bağlandığını görüyoruz. 1859 yılında bu defa Malatya sancak olunca, Adıyaman tekrar ilçe haline dönüştürülür. Bu durum, Adıyaman’ın resmen il merkezi olduğu 01.12.1954 tarihine kadar devam eder.
Söz konusu yasayla Adıyaman il olmuştur. 22.06.1954 tarih ve 6414 sayılı yasa ile Kahta, Besni, Gerger ve Çelikhan ilçeleri ile birlikte 16 bucak da Adıyaman'a bağlanmıştır. Daha sonra 7035 sayılı kanunla 01.04.1958 tarihinde Gölbaşı, 01.04.1960 tarihinde Samsat, 09.05,1990 tarihinde 09.05.1990 tarihinde 1664 sayılı yasayla Tut ve 1991 yılında ise Sincik ilçe merkezine dönüştürülmüştür. Bugün Adıyaman’a bağlı 8 ilçe merkezi bulunmaktadır.
İL ADININ HİKAYESİ
Adıyaman isminin menşeyi hakkında çeşitli rivayetler vardır.
Birinci rivayete göre; Perre şehrinde cereyan ettiği belirtilen bir olaya bağlanmaktadır. FARRİN yada PERRE olarak bilinen şehirde PUT’ a tapan bir babanın yedi oğlu, babalarında evde olmadığı bir gün bütün putları imha ederek ALLAH’ın (Hz. İsa’nın söylediği gibi) bir olduğunu kabul ve ilan ederler. Putperest baba durumu öğrenince yedi oğlunu da öldürür. Babaları tarafından öldürülen yedi kardeşin hatırasına Farrin (Perra=Pirin)’ de bir manastır yaptırılır. Bu olaydan ötürü de şehre Yedi Yaman adı verilir. Yedi Yaman zamanla Adıyaman şekline dönüşür.
İkinci rivayete göre; Adıyaman şehrinin ortasında yaptırılan Mansur’un kalesi olarak bilinen kale’ ye halk, Hısn-ı Mansur ismini vermiştir. Hısn-ı Mansur isminin menşeyi hakkında iki ayrı rivayet mevcuttur. Kaynaklarda VII. yüzyılda buraya gelen Emevi komutanlarından Kays kabilesine mensup Mansur. Ca'vene'ye izafetle bu ismin verildiği rivayet edilmekte ise de başka bir rivayete göre bu ismin Abbasi Halifesi Ebu Cafer El-Mansur'un adından gelmektedir. Zamanla halk arasında telâffuz şeklinin de değişmesiyle “HÜSNÜ MANSUR” olarak bu şehrin ismi değiştirilmiş olmaktadır.
Üçüncü rivayete göre; Adıyaman şehrini doğu, batı ve güney yönlerinde derin vadiler çevirmiştir. Bu vadilerin yamaçları zengin meyve ağaçları ile kaplı olduğu gibi, şehrin çevresinin de meyve ağaçlarıyla kaplanmış olmasından dolayı güzel vadi anlamında olan “VADİ-İ LEMAN” (Güzel vadi) kelimesinin söylenişi zamanla değişmiş ve halk arasında “ADIYAMAN” şekline dönüşmüştür. Ancak, Hısn-ı Mansur yani Hüsnü Mansur ismi 1926’ ya kadar resmi ad olarak kalmıştır. 1926 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararları ile şehrin ismi tekrar ADIYAMAN olarak değiştirilmiştir.
www.gazeteadiyaman.com
ETİKETLER :