Muhalafet İkramimiyemizle oynamasın
Eğitim-Bir sen Adıyaman Şube Başkanı Gaffari İzci; Bu gün yaptığı açıklamada Ana muhalefet partisinin kamu görevlilerinin ikramiyeleriyle oynadığını da söyledi.
İzci; “Kamu görevlilerine toplu sözleme ve grev hakkı verilmesi konusunda sendika ve konfederasyonlarla diyalog ve işbirliği içinde olması gereken anamuhalefet partisi, işçi sendikalarında uygulanan toplu sözleşme ikramiyesine benzer, kamu görevlilerinin toplu görüşme primleri için Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açarak, iptaline ve kamu görevlilerinin gelirlerinin azalmasına neden olmasını anlamak mümkün değildir. Maalesef Anayasa Mahkemesi de konfederasyonların görüşlerine başvurmadan, sendikalıların yararlandığı tek kazanım olan toplu görüşme primini kaldırarak büyük bir haksızlığın altına imza atmıştır.” dedi.
Yüzde 4 artı 4 kamu görevlilerin hakkıdır
Yüzde 2.5 artı 2.5 zamma masada hayır dediklerini de söyleyen İzci, “Alanlarda da hayır demeye devam ediyoruz. İktidar, maalesef kamu görevlilerine, Orta Vadeli Mali Program’da 2010 yılı için belirlediği yüzde 5.3’lük enflasyon rakamını bile çok görmüştür. Uzlaştırma Kurulu’nun bizim önerimizle örtüşen yüzde 4 artı 4 kararını uygulamaktan imtina etmiştir. Ancak, buna karşılık bütçeden, sayıları yüzlerle sınırlı işadamlarına kriz paketleri adı altında 54.3 milyar TL, faiz giderleri olarak da 56.750 TL kaynak ayırabilmektedir. İşadamlarına ve rantiyeciye verilen bu kaynakların sadece yüzde 10’nun bile verilmesi durumunda kamu görevlilerinin beklentileri karşılanmış olacaktır.” dedi.
Ek ödeme, bu haliyle adaletsiz ve eksik bir ödemedir
Ek ödemede iktidarın yanlış hesap yaptığını belirten İzci, “Ek ödeme bu haliyle eksik bir ödemedir, çünkü ek ödeme miktarı eksiktir, ek ödemenin kapsamı eksiktir, ek ödeme düzenlemesinde sendikaların görüşlerinin alınmaması eksikliktir. 2008 yılı mutabakat metninde açıkça ifade edilmesine karşın 2009 ve 2010 yıllarında ek ödemede artış yapılmaması hükümetin imzasına güven duyma konusunda tereddütler oluşturmaktadır.
Mutabakata göre, 2012 yılının birinci altı aylık döneminin sonuna kadar ek ödemede kapsamlı artışlar yapılmak suretiyle ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesinin gerektirdiği sonuca ulaşılması karar altına alınmıştı. Ancak, belirtilen tarihe kadar ek ödemede hangi oranda artış yapılacağı konusunda bir takvimin ortaya konulamaması hükümetin bu konudaki samimiyetini de sorgulamayı haklı kılmaktadır. Memur-Sen olarak, ek ödemeye ilişkin takvimin Konfederasyonların da katılımıyla belirlenmesi ve 1 Ocak 2010’dan geçerli olmak üzere ek ödemeye 30 TL artış yapılması, 1 Temmuz 2010’da ilave 30 TL artış gerçekleştirilmesi talebimizi yineliyoruz.” dedi.
Kime, ne zaman ve ne kadar KEY ödeneceği açıklanmalıdır
Konut Edindirme Yardımı’nın hak sahiplerine ödenmesini 2009 toplu görüşme masasında karar altına aldırdıklarını söyleyen İzci, “İkinci KEY ödemelerinde yaşanan krize, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın el koyması, ödenmesi yönünde talimat vermesi ve konuyla ilgili yasa tasarısının hazırlanması olumlu bir gelişmedir.
Başbakan’ın talimatı üzerine hak sahiplerine üçüncü kez hak tanınmasının kararlaştırılması iyi niyetli bir adımdır ancak, yanlı uygulamalardan dolayı hak sahiplerinin endişe ve kaygıları devam etmektedir. Bu nedenle, KEY ödemelerinde yaşanan süre aşımı krizinin çözülmesi, yasa tasarısının zaman kaybedilmeden sonuçlandırılarak, hak sahiplerinin alacaklarını ne zaman, nereden ve ne kadar alacağına dair bilgilendirmenin kamuoyuna acilen yapılmasını bekliyoruz.” dedi.
Tedavi katılım payı memurun gelirini azaltan bir uygulamaya dönüşmüştür
İzci, “Hükümet, tedavi katılım payında yüzde 33 ila yüzde 150 arasında artış yapmıştır. Bu uygulamayla tedavi katılım payı hastadan ve hastalıktan para kazanmaya dönüşmüştür. Bildiğiniz gibi Konfederasyon olarak, hükümetin bu uygulamasının iptali için Danıştay’da dava açtık. Kamu görevlilerinin gelirlerini artırması gereken siyasi iktidar, katılım payı ile giderlerini artırma yöntemini tercih etmiştir.
Katılım payı uygulaması incelendiğinde görülecektir ki, sağlık kurumuna başvurmak ücrete tabi, reçete yazdırmak ücrete tabi, eczaneye gitmek ücrete tabi. Durum bu olunca aslında bir isim değişikliği de şart. Bu tedavi katılım payı değil, sağlık sisteminin paralı hale dönüştürülmesidir. Sayın Başbakan’ın genel sağlık sigortasıyla ilgili söylediği herkesin sağlık güvencesi şemsiyesi altına alındığı ve bu şemsiyeden ücretsiz yararlanacakları yönündeki beyanları bu uygulamayla Maliye Bakanlığı’nca ters çevrilmiş olmaktadır. Katılım payı uygulaması kaldırılmadığı sürece sağlıkta dönüşüm ve reform ölü doğmuş olacaktır. Umarız, tedavi katılım payı ortaya çıkan bütçe açığını kapatmanın en etkili yolu olarak kullanılmaz ve bu yanlıştan en kısa zamanda dönülür.” dedi.
www.gazeteadiyaman.com
ETİKETLER :