Köse: “Adıyaman’a Haksızlık Edildi”
CHP Adıyaman Milletvekili Sayın Şevket KÖSE, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının bütçesinin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında Adıyaman'ın tarıma dayalı sorunlarını dile getirdi.
Bunlar içerisinde Kalkınma Kurumu içerisinde neden Adıyaman'ın olmadığına dair konuşması ve soruları dikkati çekti.
Köse; sürekli göç veren ve kişi başına gayri safi milli hasılası 750 dolar olan Adıyaman'ın olmadığı Kalkınma Kurumu'nda Ankara, Balıkesir, Malatya, Trabzon, Diyarbakır'ın neden yer aldığını sordu. Bakan, Müsteşar Yardımcıları ve kimi Genel Müdürlerin illerinin yer almasının manidar olduğunu belirten Köse, bu konuda Adıyaman'a haksızlık yapıldığını sözlerine ekledi.
Köse’nin komisyonda yaptığı konuşma ve Bakan Mehdi Eker’in cevabı şöyle;
Tarım ve Köyişleri Bakanlığının bütçesini görüşmekteyiz. Adıyaman Milletvekili olarak bu konuda söyleyeceğim çok şey var ancak sürem dahilinde önemli gördüğüm konuları aktarmaya çalışacağım. Ardından da kimi sorularım olacak, onları yönelteceğim.
Sayın Bakanım, biliyorsunuz Adıyaman’ın en önemli tarım ürünü tütündü. “Tütündü” diyorum çünkü İktidarınız döneminde Tekel’in özelleştirilmesi süreciyle birlikte tütün yok edildi. Kalanlar ise özel firmaların insafına bırakıldı. Oysa Tekel’in bütün alımı toplam tütün alımının büyük bir kısmını kapsamaktaydı. Bunun yerine alternatif ürün projesi kapsamında tütünün yerine yeni ürünlerin üretimi teşvik edilmeye başlandı. Yalnız alternatif ürün projesi ciddi bir planlamayla yerleşmeden, tütünün bu hâle getirilmesi çiftçimizi mağdur etmiştir.
Biliyorsunuz, geçtiğimiz yıl bu zamanlarda tütün üretiminden vazgeçip alternatif ürün yetiştiren üreticilerin desteklenmesine dair Bakanlar Kurulu kararı Resmî Gazetede yayımlandı. Bunun üzerine Adıyaman’da bir umutla tütün üretiminden vazgeçerek alternatif ürüne yönelen çiftçilerimiz oldu. Ancak bu çiftçilerimize ağustos ayının sonu olmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmamıştır.
Sayın Başkanım, Sayın Bakana da bu konuyu bir soruyla ilettim. Tütün konusunda Adıyaman ve Adıyaman gibi mağdur olan Güneydoğu Anadolu, Ege ve Karadeniz illeri tütün üreticilerinin mağduriyetine en azından geçici bir önlem için yasa teklifi verdim. Bu teklifte dedim ki: “Alternatif ürün programının uygulandığı yerlerde program gerçekleşene kadar tütün üreticilerinin yaşayacağı mağduriyete engel olmak amacıyla desteklemeler ve alımlar devam ettirilmelidir. Alternatif ürün programı yerleşince zaten sorun kalmaz.” Yalnız bu teklifim kabul görmedi. Muhalefet olarak eleştiri yapıyoruz. Sadece eleştiri yapmakla kalmıyor, çözüm yolu için alternatifler de sunuyoruz ancak kabul görmüyor.
Sayın Bakana sormak istiyorum:
1) Kota iptali de denilen konuda ödemeler yapılmış mıdır?
2) Resmî Gazete'de ismi geçen illerin toplamında ve Adıyaman ilinde ne kadarlık ödeme gerçekleşmiştir?
3) Bu karar başarıya ulaşmış mıdır ya da başka bir ifadeyle, toplam kaç üretici tütün ekimi yaparken bu ekimden vazgeçerek alternatif üretime geçmiştir?
Sayın Başkan, Adıyaman'da bu yıl içerisinde, tıpkı tüm ülkemizde olduğu gibi bir başka tarımsal sorun baş göstermiştir, Toprak Mahsulleri Ofisinin hububat fiyatlarını geç açıklaması üreticinin belini bükmüştür. Ucuz fiyata ürünlerini elden çıkarmak zorunda kalan üreticiler, maliyetlerini dahi karşılamayan paralara ürünlerini ellerinden çıkarmaya çalışmışlardır. Bu konuda Bakanlığınızın da daha fazla hassasiyet göstermesi gerekmektedir.
Bunun önemli bir örneğini hububat fiyatları açıklanırken yaşadık. Sayın Bakanın açıkladığı hububat fiyatları üretim maliyetlerinin altında kalmıştır. Çeşitli meslek odaları ve demokratik kitle örgütlerinin yaptığı araştırmalarına göre, 1 kilogramlık buğday üretiminin maliyeti 60 ile 70 kuruş arasında değişmektedir. Oysa Sayın Bakan kilogram başına 50 kuruşluk bir oran açıklamıştır. Birim fiyatları da bu konuda tatmin edici olmamış ve kilogram başına 5 kuruşta kalmıştır. Üstelik alımların peşin olarak değil, bir aylık vadeyle yapılacağı da söylenmiştir. Aslında bu rakamlar, İktidarın tarıma bakışını da göstermektedir. Zira, Amerika Birleşik Devletleri’nde 2008 mali yılı tarımsal bütçesinde kişi başına tarımsal destek 15 bin dolardır. Aynı rakam Avrupa Birliğinde yaklaşık olarak 2.700 dolardır. Oysa ülkemizde bu rakam sadece 246 dolardır.
Bakınız, yine başka bir rakam örnek olacaktır: Türkiye'de 2007 yılında bütçeden tarıma ayrılan kaynakların toplamı 5,2 milyar TL'dir. Bu rakam bütçenin yaklaşık yüzde 2,5'ini oluşturmaktadır. Üyesi olmayı hedeflediğimiz Avrupa Birliğinde 120 miyar avroluk toplam bütçenin yüzde 40’ına yakınının tarıma ayrıldığı düşünülürse ne demek istediğim daha da net anlaşılır.
Sayın Bakanım, 2010 yılında hububat fiyatları açıklanması konusunda bu yılki tablo yaşanacak mıdır? Gecikme, verilen fiyatların maliyetlerin altında olması gibi konularda üreticinin mağduriyetinin giderilmesi konusunda herhangi bir çalışma yapılacak mıdır?
Bir diğer konu ise, Adıyaman denilince akla öncelikle gelen şeylerden bir diğeri de maalesef mevsimlik tarım işçileridir. Bu işçilerimiz basında genellikle kaza, yaralanma ve ölüm olaylarıyla anılmaktadır. Adıyaman gibi istendiğinde hiçbir ekonomik sorun yaşamayacak bir ilimizin nüfusunun yarısı mevsimlik tarım işçisidir. Bu yurttaşlarımız uygun olmayan şartlarda taşınmakta, gittikleri yerlerde günlük olarak 15-20 TL'ye çalışmaktadır. Üstelik çalışma şartları hem sağlık açısından hem de çalışma hakkı açısından maalesef denilecek yerlerdir.
Sayın Bakanıma sormak istiyorum: Adıyamanlılar özellikle merak etmektedir, mevsimlik tarım işçileri konusunda ne gibi çalışmalar yapmaktasınız? 2010 yılında buna özel bir çalışmanız olacak mıdır?
Sayın Başkan, ülkemizde her alanda olduğu gibi tarım alanında da dışa bağımlı yapı oluşmaya başlamıştır. Ülkemizin en önemli sektörlerinden biri olabilecek hayvancılık sektörü de bu anlamda kurban edilmektedir. Hayvancılığın sorunları konusunda bir Meclis araştırması önergesi vermiştim.
Sayın Bakan'a sormak istiyorum:
1) 2010 yılı hayvancılık için nasıl bir yıl olacaktır?
2) Hayvancılıkla ilgili bir komisyon kurulması gündeminizde var mıdır?
Sayın Bakanım, Mayıs 2007’de Meclisten geçen bir yasa ile Kırsal Kalkınma Kurumu oluşturuldu. Kurumun amacı, Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlardan sağlanan kaynakların ülkemizde kırsal kalkınma programlarının uygulamasına yönelik faaliyetlerde kullanılmasını sağlamaktır. Bu amaç gerçekten ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biridir. Genel olarak 2010 yılına kadar yirmi, 2010 yılından sonra ise yirmi iki ilde bu konuda “Tarım ve Kırsal Kalkınma Programı” diye bir program uygulanacaktır. Sürekli göç veren ve kişi başına gayrisafi hasılası 1.200 doların altında olan iller tercih edilmiştir ancak edindiğim bilgilere göre Adıyaman bu illerin içerisinde yer almamaktadır. Sürekli göç veren ve kişi başına gayrisafi hasılası 750 dolar olan Adıyaman’ın yer almamasının nedeni nedir? Göç ya da kişi başına gayrisafi hasıla dışında başka kriterler uygulanmakta mıdır?
Balıkesir, Hatay, Malatya, Trabzon gibi illerin yer aldığı, 2010’dan sonra Ankara, Mersin, Aydın, Bursa, Çanakkale gibi illerin de dâhil olacağı programda Adıyaman’ın yer almaması haksızlık değil midir Sayın Bakanım?
Bakınız Sayın Bakanım elimde bir belge var. Bu belgeye göre, 2007-2010 döneminde uygulanacak programa göre -yani kusura bakmayın ben Adıyaman’ı buraya yerleştirmek için söylemek zorundayım- Diyarbakır bu gruptandır, sizin Bakan olduğunuz il; Genel Müdür Yardımcısının olduğu bir il, Balıkesir; Müsteşar Yardımcısının olduğu bir il, Kahramanmaraş; yine Müsteşar Yardımcısının olduğu bir il, Şanlıurfa; yine Müsteşar Yardımcısının olduğu bir il, Malatya; yine bir Genel Müdürünüzün olduğu bir il, Trabzon bu programın dahilindedir.
Eğer Kırsal Kalkınma Kurumuna alınacak illerde aranan şartlar dışarıya göç veren bir il olarak Adıyaman ve gayrisafi yurt içi hasılanın kişi başına düşen miktarı 750 dolar olan Adıyaman alınmıyorsa bir yakın hemşeriniz olarak, Güneydoğulu olarak, Diyarbakır’a yakın bir milletvekili olarak bu durumu gerçekten üzüntüyle size bildirdim, beni bağışlayınız.
Sayın Bakanım, GDO’lu ürünlerin vücutta organ hasarı -özür diliyorum ben aynı zamanda Sağlık Komisyonu üyesi olduğum için bunu belirtmek durumundayım- karaciğer ve böbrek yetmezliği, kısırlık, erken doğum ve düşük gibi önemeli rahatsızlıklara yol açtığı kanıtlanmıştır. Bu düşünceler bana ait değildir, bu bilgiler Profesör Doktor Sayın Tayfun Özkaya’ya aittir. GDO’lu ürünlerin sağlığa zararlı olmadığı kanıtlanıncaya kadar istenmesine ve tüketime sunulmasına izin verilmemelidir diye düşünüyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Sayın Bakanım, mısır, pamuk, soya ve kolza vesaireden üretilen yaklaşık sekiz yüz çeşit ürün GDO’lu olma riski taşıyor ve en önemlisi, bu dört üründe dışarıya bağımlıyız.
Yani bu dört ürünü dışarıdan alıyoruz ve bu dört üründe de sekiz yüze yakın ürün elde edilmektedir. Bu korkunç bir risk taşımaktadır.
Eğer müsaade varsa birkaç sorumu sorayım.
1) Sayın Bakanım, gümrüklerde GDO’lu ürünlerin tespiti için laboratuvar var mıdır?
2) Edindiğim bilgilere göre Türkiye’de Ankara, Adana ve Bursa’da olmak üzere toplam üç ilde laboratuvar vardır. Bu yeterli mi?
3) Türkiye’de hangi ürünlerin GDO’lu olduğunun tespiti için etiketlendirme var mıdır yok mudur?
4) Ulusal biyogüvenlik yasası çıkarılmadan niye yönetmelik yayınlandı? Bunu da anlamış değilim.
5) Dünyada GDO’lu ürünlere şüpheyle bakılıyor en azından riskli olduğu için. Öyleyse bu GDO’lu ürünleri niçin ithal ediyoruz.
Son olarak, doğu ve güneydoğunun sosyal ve ekonomik şartlarını iyi bilen ve halkın perişan durumunu en az sizin kadar bilen bir yakınınız, hemşehriniz olarak, geçtiğim yerlerde bacası tüten fabrikalar ve ekilmiş tarlalar görmek istiyorum artık. Geleceği ve geleceğin Türkiye’sini mutlu ve huzurlu görmek istiyorum.
Bu düşüncelerle bütçenin hayırlı ve uğurlu olmasını dilerken emeği geçen herkese teşekkür ediyor, iyi akşamlar diliyorum.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER Tamam.
Sayın Köse şunu söyledi. Ensar Bey’in hayvancılıkla ilgili ve Şevket Bey’in IPARD ile ilgili şeyler söyledi. Müsaade ederseniz onlara cevap vereyim, diğer arkadaşlarınkine yazılı cevap vereyim.
Öncelikle IPARD programına girmeyen illeri ulusal bütçeden destekleyeceğimizi belirtmek istiyorum. Bunu net söylüyorum, bir.