Ayak oyunları çok adi'ce
Sitemiz Genel Yayın Yönetmeni Naif Karabatak 3 aylık ASU TV serüvenini ve neden ayrıldığı yazdı...
İşte o yazı...
Gerektiğinde Makamları Tekmeleyeceksin!
Hayatım boyunca “makamların insanlara değer” katmaması gerektiğini düşündüm, doğrusunun “insanların makamlara değer” katması gerektiğiydi çünkü.
Eğer bir koltuk bir insana değer katıyorsa, bir unvan birisini yüceltiyorsa onda sorun olduğu kesindi.
İnsanlar onur ve şerefiyle yaşar.
Bunu iyi bilenler “her şey para değildir” diye de tasdik ederler…
Tabii “onur ve şerefi” bilenler içindir bu…
Yazı hayatına başlamadan önce de, başladıktan sonra da gündemimde olmayan, doğrusu hiç sevmediğim tek konu “televizyon”du. Bu nedenle televizyonun herhangi bir kademesinde çalışmayı hiç düşünmediğim gibi, “ekran sevdalısı” da değildim, üstelik ekrandan köşe bucak kaçan bir yazardım.
Ama kısmet bir gün yolumu ASU TV’ye düşürdü…
Adıyaman 82.Yıl Devlet Hastanesi’nde çalışırken gelen teklif üzerine ve 15 gün süren detaylandırma sonucu ASU TV Genel Müdürü olarak işe başladım…
45 yaşındaydım ve ASU TV olmadan yazı yazabiliyor, gazeteciliğimi yapabiliyordum…
Yine ASU TV olmadan önce de rızkımı Allah veriyor, çalışma ve çabamla bir yerlere geliyordum…
Dolayısıyla ASU TV’nin bu aşamadan sonra bana katacağı hiç ama hiçbir şey yoktu, olsa olsa ben ASU TV’ye bir şeyler katabilirdim…
Yani makam beni yüceltmeyecekti, ben o makamı yüceltmek için uğraş verecektim…
***
Avlunun otu her zaman acı olurmuş…
Ben avlunun otuydum…
Hem Adıyamanlıydım, hem basının içindeydim…
Avlunun otunun acı olduğunu bilen “kumkumalar” göreve başlamadan ve göreve başladıktan aylar sonra sağ gösterip sol vurdu, yüzüme “pis pis” sırıttı, ardımdan kuyumu kazmaya çalıştılar…
Hâlbuki atanmamda bir gariplik yoktu…
Belki televizyonu sevmiyordum, izlemiyordum bile…
Ama ben basının içersinde, kalem oynatan, fikir üreten, tartışan, tartıştıran birisiydim…
“Bizden değil” mantığıyla veya “olacaksa biz olalım” diye çocukça mızıkçılık edenler, televizyonun yöneticilerini sıkıştırdıkça sıkıştırdılar…
Haklarını yemeyelim, onlar da üç koca ay(!) dayandılar…
Hem içeride, hem dışarıda süren bu yoğun direnişe rağmen çok güzel şeyler yaptık. Televizyonu yeni yayın dönemine hazırladık ve yeni yayın dönemine adımımızı attık.
O ekrana hiç çıkmayan insanlar çıktı, program yapmayanlar yaptı, sesi duyulmayanlar kendisini ifade etti.
Çünkü ASU, Adıyaman’ın televizyonuydu öncelikle, Adıyaman’ı ve Adıyamanlıyı tanıtmalı, sesimiz, sözümüz, gözümüz, kulağımız olmalıydı…
Hangi görüşten olursa olsun, hangi inancı taşırsa taşısın “bizim değerimizdi” her biri…
Buna rağmen “karınlarındaki kurt”la mücadele edemeyenlerin ayak oyunlarıyla aylar geçirdim.
Göreve başlamadan önce süren 15 günlük detaylandırmadaki bütün çekincelerim tek tek gerçek oluyor, “bunlarla olmaz” dediklerim olmuyor, “bunlar olmalı” dediklerime de ihtiyaç duyuyordum.
Ve sonuçta bir yol ayrımına geldim…
Önce ASU TV Haber Müdürü olarak görev yapan, sevgili dostum Erdal Özkaynar, “daha fazla dayanamıyorum” diyerek istifa etti.
Sonra da ben…
Şuna inanıyorum, gerektiği zaman makamları tekmelemeyi bilmiyorsan, o makamdan çok şey bekliyorsun demektir.
Makam sana bir şey katıyordur, sen makamla yüceliyor, onunla bir şey oluyorsundur…
Her şey para değildi nasılsa…
Para için ne kimseye yağcılık yapmaya gerek vardı, ne kimseyi yüceltmeye…
Bunu iyi bilenler zaten yapıyordu, tarih boyunca da yağdanlıklar hep oldu. Bu yağdanlıkların yaktıkları yağları gerçek sananlar da hep var oldu…
***
Şartlarım oluşmadığı, çekincelerim önlenmediği ve kaygılarım giderilmediği için ASU TV Genel Müdürlüğü’nden istifa ettim.
Yerime de bir atama yapıldı. Atanan arkadaşı tebrik ediyorum…
Şimdi sözüm aynı “kumkumalara”; Ben avlunun otuydum, mesleğin içinden gelmeydim…
Bana yaptığınız fitne ve fesadı yeni arkadaşınıza yapmanıza gerek yok…
Hani fesatlık şartları(!) ortadan kalktı ya…
O nasılsa basının içersinden değil, dolayısıyla avluyla alakası yok…
Ben gidince ASU TV reyting kırar mı bilinmez ama ben kumandamın tuşuyla çoktan sildim bile…
***
NOT: Üç aylık görev süremde tebrik eden, çiçek gönderen, ziyaret eden, telefonla arayan, sevindiğini söyleyen tüm dostlarıma teşekkür ediyorum.
Rızkı veren nasılsa Allah’tır ve bize çalışma düşüyor. Artık Işıldak Emlak’ın üstünde yeni açtığım İz Ajans’ta reklâmcılık, grafik tasarım, organizasyon ve yayıncılık işi yapacağım. Yazı hayatına elbette devam…
www.haberyenigun.com,www.gazeteadiyaman.com ve Güne Bakış Gazetesi’nde hem Genel Yayın Yönetmenliği, hem de yazarlığım devam edecek.
Ve son notum mesai arkadaşlarıma; ASU TV’de çaycısından, kameramanına, montajcısından muhabirine kadar tüm “yürekli” çalışanlarına da selam ve saygılarımı sunuyor, haklarını helal etmelerini istiyorum. Merak etmesinler, hiç değilse biz iyi bir şey için çaba sarf ettik.
İnanın ayak oyunu hem daha kolay, hem de çok adice…
ETİKETLER :