Başbakan Erdoğan;
“Bu son şanstır, Başa Dönülmesin”
Başbakan Erdoğan’la Ağrı ve Erzurum dönüşü uçakta bir grup gazeteci olarak yaptığımız sohbetin ağırlıklı konusu, “Demokratik Açılım” süreci.
Başbakana Ağrı ve Erzurum’da çok büyük bir ilgi gösterildi. Sohbetimizde Başbakan Ağrı meydanını dolduran vatandaşların heyecanını övdü.
Başbakan gerek toplu açılışların yapıldı, gerekse Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nin rektörlük ve Fen-Edebiyat Fakültesi binalarının açılışında yaptığı törende “Demokratik Açılım” sürecinin anlam ve önemine değindi. Sonrasında katıldığı Erzurum Atatürk Üniversitesi’nin yeni öğretim yılının açılış töreninde yaptığı konuşmada da bu açılım sürecinin tüm boyutlarını anlattı. Sadece “Kürt açılımı” boyutuna değil, “Ermeni açılımı” boyutuna da geniş bir tarih perspektifi içinde değinen Erdoğan çok önemli siyasi mesajların yanı sıra herkesin kulak vermesi gereken uyarılarda da bulundu.
Aldığım notlardan birinde Başbakanın şu sözleri var:
“Vazgeçersek ülke kaybeder.”
Başbakanın dönüş yolunda söyledikleri, başa dönülmemesi için ciddi uyarılarla doluydu. “Bu son şanstır!” sözü, sürecin hassasiyetini özetliyordu. Özellikle bu uyarıların merkezinde DTP’liler vardı.
İşte Başbakanın sözleri:
“DÖNENLERİN DE KARŞILAYANLARIN DA TAVRI YANLIŞ!”
-“O giyim şekliyle Türkiye’ye girmeleri, Batı’daki vatandaşlarımızı rahatsız eden şeyler. Bunlar belli sinyallerdir. Bu sıkıntı veriyor. Gelenleri o şekilde karşılamak da da yanlış. Onları geldiklerinde kim karşılayacaktı? Emniyet karşılayacaktı, yargı karşılayacaktı. Ondan sonra gereken yapılacak, karar verilecek. Sonra herkes gideceği yere gidecekti. Ama böyle her ilçede ve ilde karşılama törenleri yapmak yanlış. Bunlar süreci olumsuz etkileyebilir. Burada daha olumlu ve sağduyulu yaklaşım bekliyoruz. Beklemek de bizim hakkımızdır.”
“DTP GRUBUNDA KONUŞTURMA YANLIŞINA DÜŞMESİNLER!”
Bir gazeteci arkadaşımız soruyor: “ Dağdan inenlerin DTP Grup toplantısına katılma kararı alınmış. Ne diyorsunuz?”
Başbakan üzüntülü bir yüz ifadesiyle cevap veriyor:
“Yanlış olur. Bu tür şeylerin olması doğru bir yaklaşım değil. Bu tür davranışlar, sürece tuz biber eker. Ortada olumlu bir durum var. Son derece olumlu bir yaklaşım var. Gelen 34 kişi hiçbir suça bulaşmadıkları için yargı tarafından serbest bırakıldı. Bu olumlu yaklaşımı olumsuza dönüştürmek ve buradan siyasi rant devşirmeye kalkışmak son derece yanlış olur. Bunu arzu etmeyiz, ama bu tür davranışlar süreci başa döndürme riskini beraberinde getirebilir. ”
Başbakan Mahmur’dan ve dağdan inişlerin gerçekleşmiş olmasından büyük bir memnuniyet duyduğunu en başında açıklamıştı. Ağrı meydanında yaptığı konuşmada da bu dönüşlerin umutlarını arttırdığına vurgu yapan Başbakan dönüş yolunda yaşananların sürece vereceği zararın da görülmesi gerektiğini hatırlatmıştı.
Başbakan DTP’nin çözümsüzlükten beslenen çevrelerin değirmenine su taşıyan tahrik siyasetinden belli ki çok rahatsız…
“BU SON ŞANSTIR, BAŞA DÖNÜLMESİN!”
Bizimle yaptığı söyleşide Başbakan, dağdan inenlerin bir de DTP grubunda konuşturulması halinde sürece zarar verecek gelişmelerin yaşanabileceğine dikkat çekerek özetle şunları söyledi:
“Bu son şanstır. Bu dönemde başarılırsa başarılır. Kimse bizim gibi cesaret etmez bu işe. Bir çok riski göze alarak bu adımı attık. Bunu Ahmet Türk’ün kendisine de söyledim. Ama bu yanlış yaklaşımlar devam ederse iş başladığı noktaya geri döner. Dönebilir.”
“NE PAHASINA OLURSA OLSUN YOLA DEVAM!”
Başbakan bir o kadar da kararlı.
Sürecin kesintiye uğraması halinde herkesin kaybedeceğini, ülkenin bir bütün olarak zarar göreceğini çok iyi biliyor.
O yüzden, “Vazgeçersek ülke kaybeder” diyor. Hep birlikte kazanmak için ortak bir sorumluluk ve duyarlılık geliştirmek gerektiğine inanıyor. Uyarıları da bu yüzden…
Başbakanın not aldığım şu sözleri tam bir kararlılık göstergesi:
“Biz süreç tıkanana kadar yolumuza devam edeceğiz. Kararlıyız.”
“T.C VATANDAŞLIĞI ÜST KİMLİĞİNDE BERABERLİK”
Başbakan, ülkenin etnik kimlik sorununu vatandaşlık üst kimliği altında çözmek istediklerini söylerken, bir şeyin altını da önemle çiziyordu: “Biz bunu siyasi rant elde etmek için yapmıyoruz asla. Tek derdimiz 72 milyonun kardeşliğini tesis etmek.”
İşte Başbakanın sözleri:
“Alt kimliklerde etnik tıkanıklıkları kaldıralım. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, aklınıza ne gelirse, bütün alt kimliklerdeki sıkıntıları ortadan kaldıralım. Üst kimlikte de Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığını oluşturalım istiyoruz. Bunu başarmak istiyoruz. Bunu başarmaya çalışırken araya çomak sokmak yanlış olur.”
Başbakanın çomak eleştirisi sadece DTP’ye değil; CHP ve MHP’ye de yönelik. CHP ve MHP’nin bu birlik projesini, özünden saptırarak “bölücülük projesi” olarak sunmasından da bir o kadar rahatsız.
“SİLAH BIRAKILIRSA HERŞEY MÜMKÜN!”
Bir gazeteci arkadaşımızın PKK’nın lider kadrosu için nasıl bir çözüm arandığına dair sorusuna Başbakan, “Bütün olay silahın bırakılmasında. Silah bırakılmadıktan sonra söylenebilecek bir şey yok.”
“Böyle bir ihtimal var mı?” sorusuna Başbakan şu karşılığı verdi: “ İhtimalleri kısıtlamak yanlış olur.
Lider kadro için üçüncü ülke formülüne sıcak bakılıp bakılmadığı sorusuna Başbakan “Olabilir. Ama bu bir yerde onların da takdiridir. Şu anda zaten üçüncü bir ülkedeler.” cevabını verdi.
“KÜRT DİASPORASI ÖNCE GELMELİYDİ!”
Benim, “Kemal Burkay, Yaşar Kaya, Şiwan Perwer gibi isimlerden oluşan Kürt diasporasına ülkeye dönmek konusunda çağrınız olacak mı?” soruma Başbakan gayet net bir yanıt verdi:
“Onlara daha önce çağrımı yaptım. Bizim kapımızın açık olduğunu söyledim. Kendilerini beklediğimi söyledim. Bence onlar bu 34 kişiden önce gelmeliydi.”
“İMRALIDA DÜZENLEME YAKINDA!”
“Çok kısa bir zaman içinde gerekli düzenlemeleri yapacağız. Orada şu anda ilk etapta 10–12 kişilik bir yer yapılmış durumda. Fazla geciktirmeden oraya 5–6 kişilik grubu göndereceğiz.”
BAYKAL’IN İMRALIYLA YOL ARKADAŞLIĞI ELEŞTİRİSİNE YANIT
CHP lideri Baykal’ın, “İmralı ile uzlaşıldı, Hükümet önünde duran İmralı yol haritasına göre hareket ediyor, İmralıyla uzlaşan Hükümetle uzlaşmam” biçimindeki değerlendirmelerine Başbakan şu yanıtı verdi:
“Sayın Baykal kiminle uzlaşır kiminle uzlaşmaz bilmem. Ama ben ve arkadaşlarım ilkeler üzerinde uzlaşırız veya uzlaşmayız. Biz vatanımızın ve milletimizin hayrına olmayan hiçbir konuda uzlaşma yolu aramayız. Böyle bir derdimiz yok. Milletimiz bunu anlamıştır, ama Baykal anlamamıştır. Biz siyasi otoriteyiz. Siyasiler rotayı çizer, devletin ilgili kurum ve kuruluşları da gerekli çalışmaları yürütürler. Niye? Netice almak için. Evet, netice almak durumundayız. Bu çalışmalarımızın amacı bu… Atılan adımların amacı bu.. Buradaki kararlılığımız netice almak içindir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”
DEMOKRATİK AÇILIMA DA TERÖRLE MÜCADELEYE DE DEVAM!
Başbakan iki şeyin birbirine karıştırılmasını özellikle istiyor. Demokratik açılım süreci, terörle mücadelenin önünde engel değil.
Başbakan anlayabildiğim kadarıyla terörle mücadele sürecinin bitmesi için silahın bırakılmasının şart olduğuna inanıyor. Örgütün silahlı unsurlarıyla ülke topraklarında bulunması ve silahlı mücadelenin hala sürdürülüyor olması, kaçınılmaz olarak terörle mücadele sürecinin de kesintisiz devamını gerektiriyor.
Demokratik açılım süreci başladı diye terörle mücadelenin noktalanmasını isteyenlere Başbakanın verdiği yanıt açık:
“Demokratik açılım sürecimiz bizim terörle mücadelemizi hiçbir zaman ertelemez. Terörle mücadele kararlılığımız aynı şekilde devam edecektir. Milli birlik süreci de, demokratik açılıma ilişkin süreç de kararlılıkla devam edecektir. Demokratik açılım sürecinin başlıklarına baktığınızda, terör sorununu göreceksiniz, etnik sorunları, azınlık sorunlarını, Alevi açılımını, işsizlik sorununu, ekonomik sorunları göreceksiniz.
Bütün sorunlara yönelik bir açılım… Bunu sıfırlayabilir misiniz? Böyle bir iddiada kim bulunabilir? Ne kadar minimize edebilirsek, o kadar olur. Bu devletin projesi ama muhatabı da millettir. Bizden istenmemesi gerekenleri Anayasa ile belirledik. Bunları kimse bizden istemesin.
Ama bu, sayın Baykal’ın dediği gibi Anayasa değiştirilemez demek değildir. Kendisinin de içinde olduğu şekilde daha önce değiştirildi. Birçok hükümet değiştirdi. Değiştirilemez maddeleri var. Değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek maddeler zaten belli. Bunu da konuşmaya gerek yok. Onun dışındakileri konuşalım.”
ETİKETLER :