Beynelmilel'i çekmeseydim eksiklik olurdu
12 Eylül İhtilalinde cezaevine düştü 12 yıl cezevinde yattı, Hayatı bir film olan Yönetmen Sırrı Süreyya Önder yaşadıklarını, Filmlerini Editörümüz A.Kerim Sonkaya'ya anlattı...
Abdulkerim Sonkaya röportajı...
Sırrı Süreyya Önder, uluslararası 22 ödül alan Adıyamanlı bir film yönetmeni… Romandan farksız bir hayat hikâyesine sahip, öğrencilik yıllarında 12 Eylül darbesinde düşünceden dolayı 12 yıl hapis yatmıştı. Yönetmenliğini yaptığı “Beynelmilel” filmi ile bir anda Türk sinemasının değişmez yüzü oldu. Merhum sanatçı ve hemşerisi Ahmet Kaya ile çok samimi bir dost olduğunu da ifade eden Sırrı Süreyya Önder, hayatındaki en büyük mutluluğu Beynelmilel filmin gösterime girmesindeki duyduğu memnuniyetti dedi.
Sırrı Süreyya Önder kimdir?

--- 1962 yılında Adıyaman kabcamii mahallesindeki ayrancı pazarında, yoksul bir alenin çocuğu olarak doğdum. Babam Adıyaman’ın ilk sosyalistlerinden Ziya önder’dir. 1970 yılında Babamı kaybederken o zaman 8 yaşındaydım. O günden beri çalışmaktayım. İş konusunda ise bugüne kadar yapmadığım iş kalmadı. Bu çalışmaya sadece yedi yıl ara verdim. O zamanda 12 Eylül cuntası tarafından tutuklanıp 12 yıl hapse mahkûm edilmiştim. Tutuklandığım zaman Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisiydim. Yaklaşık 6 yıldan beri sadece yazarak ve film çekerek geçinmeye çalışıyorum.
Beynelmilel filmi çekimi yapılmadan önce tasarım aşamasındayken sıkıntı çektiğiniz anlar oldu mu?

--- Her yönden sıkıntı çektim ama düşünce bakımından hiç bir sıkıntı çekmedim. Çünkü gerek ülkemiz gerekse de ilimiz o dönemde bir hayli sıkıntılı günler yaşamış ve filmde gösterilen şeylerden daha zalim ve daha saçma olaylara maruz kalmıştı. Ben sadece bunları dramatik bir olay örgüsüne getirip örnekledim.
Filmin içeriğinde 1980 darbesinde Adıyaman’da yaşananları anlatıyor. Neden darbe konulu bir film…?
--- Çünkü darbe yapmak ahlaksızlıktır. Darbeyi onaylamak da en hafif deyimle akılsızlıktır. Ülkemiz tarihinde olagelen darbeler ve onların yarattığı kurumlar zamanımızı ve dolayısıyla geleceğimizi çalmıştır. Çünkü 650.000 kişi tutuklanmış ve hepsi işkence görmüştür. Yüzlerce insan faili meçhul infazlarla ve işkence tezgâhlarında katledilmiştir. Binlerce insan aşından işinden sağlığından umudundan olmuştur. Bu durumda darbe konulu bir film yapılmazsa hem ayıp olurdu diye düşündüm. Hem de büyük bir eksiklik olurdu…
Darbe deyince aklına ne geliyor?
--- Faşist cunta, onun işbirlikçileri, çanak yalayıcıları, el etek öpücülerinin halen yargılanmadıkları geliyor. Kısacası sadece bunları söyleyebilirim. Belki içimde çok şey söylemek geliyor ama olayın özeti bakımından bunları söylemek kâfidir.
Bu filmden sonra arzu ettiğiniz hedefe kavuşabildiniz mi?

--- Bu filmi seyredip de bir kişi bile “yahu bu dar kışla mantığıyla koca bir ülke yönetilebilir mi?” diye sormuşsa benim arzum hâsıl olmuş demektir.
Bu filmi neden Adıyaman’da değil de Tarsus’ta çektiniz?
--- Memleketim olan Adıyaman’da bu filmi çok istememe rağmen ne yazık ki Yerel yönetimin ihmalsizliği yüzünden Tarsus ta çekmek zorunda kaldım. Bu filmin Adıyaman’da çekilmesi için tam bir hafta Belediye Başkanıyla görüşmek istedim ancak bir türlü görüştürmediler. Adıyaman Valisi ise bu filmi Adıyaman’da çekmesen iyi olur diye görüş beyan etti. Ancak film gösteriye girdikten sonra Belediye başkanı beni arayıp özür diledi. Oysa’ ki iş işten geçmişti artık…
Sizin Sinemayla ilişkiniz ne zaman ve ne şekilde başladı?
--- Kolay değil’di tabiî ki, 40 yaşından sonra okula giderek bu aşamaya geldim. Büyük ustalarından aldığım deneyimle bu aşama geldiysem ne mutlu bana diyorum.
Beynelmilel filmin sinemalarda ilk gösterime girmesiyle birlikte neler his ettiniz?

---- Kısacası kanlı ve acı bir dönemin mağdurlarından birisi olarak itirazımı bütün insanlığa haykırmış olabilmenin onurunu hissettim. Bu filmin gösteriye girmesinden duyduğum memnuniyet anlatmakla bitmez diye düşünüyorum.
Filmden dolayı Uluslararası düzeyinde hiç ödül aldınız mı?
---Evet! Ulusal ve uluslararası düzeyde bugüne kadar tam 22 ödül aldım. Hayatımın en anlamlısı ise aldığım bu ödüller oldu.

Şu anki Türk Sinemasının içinde bulunduğu konumunu nasıl buluyorsunuz?
--- Şu anki mevcut görüntüsüne baktığım zaman doğrusu umut verici buluyorum. Ancak çok daha iyi olabilir diye düşünüyorum.
Kitap Okuma gibi bir alışkanlığınız var mı? Varsa ne tür kitaplar okursunuz?
--- Kitap okumaya merakım var. Fırsat buldukça çok kitap okurum. 8.000 dolayında kitaptan oluşan bir kitaplığım var. Bir bu kadarı da polis ve asker tarafından talan edilmişti.
Şiir ve Müzikle aran nasıl?

--- Şiir yazmaktan çok okumayı severim. Ayrıca müzikle aram çok iyi. Zaten bu alanda olan çok samimi dostlarım ve arkadaşlarım var. Bunun en bariz örneği ise hemşerim merhum Ahmet Kaya idi.
Doğduğunuz şehir olan Adıyaman ile ilişkiniz ne düzeyde?
--- Uzun zamandır Adıyaman’dan çıkmama rağmen senede iki üç kere giderim. Bütün dost ve akrabalarım hala orada olduğu için fırsat buldukça gitmeye çalışıyorum.
Adıyaman deyince aklına ne geliyor?
--- Yoksulluk, Yasaklanmış tütün ekimi, İşsizlik, İç göç ve insanlarımızın bir dilim ekmek uğuna zebun olması aklıma geliyor. Hele kırsal kesimlerde yaşamını sürdüren köylülerin içinde bulunduğu dramatik görüntüleri unutmak mümkün değil…
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey varmı?
--- Uzun bir aradan sonra röportaj verdiğim derginin son sayılarını uzun bir aradan sonra inceleme fırsatı bulduğum için çok mutluyum. Yıllar sonra dergi vesilesiyle hemşerilerimle buluşmaktan son derece büyük bir mutluluk duyuyorum. Bana bu fırsatı da tanıdığınız için ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.
ETİKETLER :