Ve Öcalan Ergenekon’da…
Genel Yayın Yönetmenimiz Naif Karabatak, Ergenekon ana davasının dün görülen 115. duruşmasında savcı, Abdullah Öcalan’ın yargılanma dosyasının istenmesini talep ettiğini yazdı...
Dün ajanslara düşen haber birçoklarını şoke etti. Ergenekon savcısı Öcalan’ın dosyasını istemişti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan Ergenekon ana davasının dün görülen 115. duruşmasında savcı, Abdullah Öcalan’ın yargılanma dosyasının istenmesini talep etti.
Bu ne anlama geliyor?
Elbette peşin hüküm vermek doğru değil ama gelin varsayımları gözden geçirelim.
***
İlk akla gelen Abdullah Öcalan’ın da Ergenekon’da örgüt üyeliği veya yöneticiliği suçlamasıyla yargılama yolunun açılacağı varsayımıdır ki, bu birçoklarının ezberini bozacak kadar önemli.
Öncelikle yargılama sürüp, suçlamalar ortaya çıkmaya başlayınca, Ergenekon’un avukatlığını üstlenen siyasilerde müthiş bir şok yaşanacak, tabanda sesler yükselecek ve birçokları koltuklarında rahat oturamayacak.
Çünkü böyle bir şey, “vatansever(!)” olduğunu söyleyen birçok legal veya illegal kuruluşların PKK gibi bir terör örgütüyle aynı safta, aynı amaca hizmet ettiği ortaya çıkacak.
Böylelikle bugüne kadar halk arasında çok sesli olarak dillendirilen, “ben askerdeyken..” diye başlayıp, “Apo’yu tam kıstırmıştık ki..” diye devam eden Öcalan’ın birileri tarafından korunduğunu anlatmaya çalışanların hayal görmediği ortaya çıkacak.
O zaman şehit olan Mehmetçiklerimizin kanında, kendini vatansever gösterenlerin parmak izi çıkacak.
Basılan köyler, kesilen yollar, imha edilen araçlar, kundakta öldürülen bebekler, faili meçhule giden insanlar…
Hepsinde ama hepsinde, -bir şekilde- katkısı olduğu için bazı vatanseverlerin parmak izi olduğu görülecek ve iş farklı bir mecraya sürüklenecek.
Bütün bunlar olur mu bilinmez, sonuçta bu bir varsayım…
Ama öyle yabana atılacak bir varsayım da değil.
Zira henüz böyle bir örgütün varlığı ortada yokken bile “Derin Devlet” diye anılan karanlık bir elin bazı şeyleri tersyüz ettiği gün gibi aşikâr olmuştu.
Yine henüz böyle bir örgütün varlığı resmi ağızlarca dillendirilmeden önce peynir-ekmek gibi satılan Ergenekon veya derin yapılanmaları anlatan kitaplarda açıkça dillendiriliyordu.
Umarım doğru çıkmaz ve umarım bugüne kadar onurla taşınan bir görevin sonunda, PKK gibi eli kanlı terör örgütüne öyle veya böyle yardım edilmesi söz konusu bile edilmez.
Çünkü böyle bir şey olursa PKK’nın her eyleminin altında onların da imzası var demektir.
***
Bir diğer varsayım, Öcalan’ın “Ergenekon’u bildiği” veya bir şekilde “haberdar olduğu” şeklindedir ki, bunda da muhtemelen “bilgisine başvurarak bazı karanlık noktaların aydınlatılması” istenecek.
Bu da az şey değil, hatta tüyler ürpertici…
MİT’in “haberim yok” dediği bir örgütü PKK’nın lideri nasıl bilecek?
Genel Kurmay’ın bilgisinin olmadığı bir örgütten Öcalan’ın nasıl bilgisi olacak?
Bu ülkede başbakanlık yapmış, cumhurbaşkanlığı yapmış, Milli Savunma veya İçişleri Bakanlığında bulunmuş kişilerin bile açıkça “ben duymuştum, üstüne de gittim” demediği –bir iki istisna hariç- bir örgütle ilgili Öcalan’ın sağlıklı bilgisinin olması nasıl karşılanacak?
Merhum Turgut Özal, Bülent Ecevit ve eski başbakanlardan Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller’in kıyısından köşesinden bilgisi olduğu ve müteakip olaylara şahitlik ettikleri, farklı adlarla da olsa böyle bir yapılanmada bilgileri olduğu ama içeriğini çok bilmedikleri kendi beyanlarından anlaşılıyor.
Hele hele Tansu Çiller’in Susurluk olayında açıkça böyle bir yapılanmaya destek ve cesaret verici açıklaması hala hafızalarımızda. Ne demişti Abdullah Çatlı için; “Devlet için kurşun atan da bir, kurşun yiyen de.”
Yani yasadışı bir yapılanma içerisinde yer aldığı iddia edilen birisi için kol kanat germiş, “ana şefkatiyle” kucaklamıştı…
Şimdi aynı şefkati “Abdullah Öcalan” için istemek de birilerinin hakkı…
Eğer her iki varsayımdan birisi gerçeğe dönüşürse o zaman birleri çıkıp, “Abdullah Çatlı’yı vatansever gösterenler, şimdi sıra Abdullah Öcalan’da” derlerse nasıl karşılanacak?
Abdullah Çatlı’yı kahraman olarak gören bir zihniyet, Abdullah Öcalan’ı hain olarak görmeye devam mı edecek?
Diyorum ya, dün mahkemeden ezber bozacak bir talep geldi…
Bence CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, her iki varsayıma da hazırlıklı olsun.
Abdullah Çatlı’yı kahraman olarak görenler de, Abdullah Öcalan’ı kahraman ilan etmek için şimdiden sıraya dizilsin…
***
Nasıl bir ülkede yaşıyoruz, görüyorsunuz değil mi?
Buna rağmen de halen Demokratik Açılımın altında buzağı aranıyorsa işin içinde çok şey var demektir.
Bu iki varsayımdan sadece birisi gerçek olursa, şimdilerde “analar ağlamasın” diye “Demokratik Açılım” isteyenlerin haklılığı, bu tür kirli tezgâhlardan haberdar oldukları daha bir net şekilde ortaya çıkmaz mı?
Tabii varsayımlardan en az birisi gerçek olursa…
ETİKETLER :