Dağa çıkmanıza ne hacet!..
Son günlerin tartışma konusu Kürt açılımına karşı, Gerekirse Dağda gezeriz diyen liderlerden birine Yazarımız Ali Yaşar öyle bir cevap verdi ki...
İşte Yazarımız Ali Yaşar'ın yazısı...
Zamanın yahut ortamın heyulâsı
Yaş zemin üstünde yürümesi ZOR…
Lapa lapa ağızlarca kopartılan kar boran
Yaz mevsiminde estirilen koca karı fırtınası
Değil salkım saçak kar örtüsü yüce dağların
Katılaşmış öfke buzulu yüreklerin erimesi ZOR…
***
Eskiden köyümüze veya şehrimize öğretmen, doktor, mühendis gibi tahsilli herhangi bir yönetici atandığında, “nerelisin” merakından önce “necisin” sorusunu sorardık.
Çünkü bilirdik ki; sağ-sol kutuplu siyasi eksenler okumuş kitlelerden oluşmaktaydı.
Ve maddiyata duyarlı tüccarın, esnafın veya çerçinin genellikle siyasette gözü olmazdı.
Ne zaman ki eğitimli ve cesur fikir adamları vurulan darbeyle sağlı-sollu ağır zayiatlar aldılar, zindanlara atıldılar, darağaçlarında asıldılar, görevlerinden uzaklaştırıldılar, sürgünlere yollandılar, fırsattan istifade boşalan siyasi zeminlere paranın kokusunu almışçasına menfaat düşkünü bezirgânlar dadandılar…
Adam yokluğundan oturdukları yumuşak koltuklara öyle yapıştılar ki bu tüccar zihniyetliler, davası uğruna çile çekmiş, acılara belenmiş, yıllarca mağdur edilmiş garip kimseleri beğenmemeye ve dahi toplum içinde hor görmeye başladılar.
Öyle ki; her maç öncesi kendi giydikleri transfer partilerin döküntü formalarına bakmaksızın, kutlu yolun sadık yolcularını aleni dışlamaya, küçümseyerek aşağılamaya ve hatta hile-tehdit sahiplendikleri babaocaklarından tekme tokat kovmaya alıştılar.
Haktan yana konuşan dillere acı biber sürercesine, muhalefeti susturdular.
Ezber sözlerle, dünden bugüne bayatlamış kuru sloganlarla tabanı avuttular.
Dokunulmazcasına zırhlar ördüler çevrelerine, dost yüzlere kapıları kapattılar.
Ne çığlıkları duyan oldu, ne rezillikleri gören!.. Gün geçtikçe ideallerden uzaklaştılar.
***
Davaymış; varsa yoksa para!..
Vefaymış; bozdur bozdur harca!..
Adammış; git onu tozlu albümlerde ara!..
Böylelikle bir bir düştü kaleler, fikri temeller çöktü…
Haykıran Arif-i Ozanlar sustu, Karakoç şairler burkuldu…
“Sizin gibi değilim” dedi Işılak yürekler, Mümtaz erler savruldu…
Velhasıl yıldırırcasına kalpler kırıldı, yaprak veren özlü kökler kurutuldu…
Emireri sığ kalemler ve kapıkulu detone korolarca küstürülene hain damgası vuruldu…
***
Şimdi kalkmış birileri “gerekirse dağda gezeriz!” diyor…
Hâşâ!.. Dağlara çıkmanıza ne gerek var Devletlûm?
Bu milletin çocukları kaç yıldır zaten dağda geziyor…
Siz kapandığınız fildişi kulelerden çıksanız yeter!..
Sevgiyle ve hoşgörüyle halkın içine girseniz yeter!..
Çekilen acı ve dökülen gözyaşları görseniz yeter!..
Ali YAŞAR
alicanyasar@gmail.com
ETİKETLER :