Bana dostunu söyle sana kim!...
Genel Yayın Yönetmenimiz basın toplantısında görüştüğü Ergenekon sanığına "Dostum" diyen HSYK üyesi Ali Suat Ertosun'a sordu...
İşte o yazı...
Bana Dostunu Söyle, Sana Dönerim!
Günlük hayatta kullanılan bazı sıfatlar veya ifadelerin “gelişigüzel” söylenmediği çok iyi bilinir.
Mesela “aşkım” sözünün muhatabı sevdalandığın kişidir.
Sevdiği, aşık olduğu, birlikte hayatı paylaştığı kişiye “aşkım” denir, yoldan geçene değil…
Aynı şekilde “arkadaş” ve “dost” kavramı da önemlidir.
Her insanın çok arkadaşı olabilir ama dost diye hitap edebileceğin kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez/geçemez…
Hele hele bu dost denilen kişi bir terör örgütüne üye olmakla suçlanan kişiyse…
Dostun bir diğeri de HSYK üyesiyse iş daha başka olur.
Dün HSYK Üyesi Ali Suat Ertosun’un basın toplantısını canlı olarak televizyonda izledim…
Ne düşündüğümü direkt söylemek istemiyorum ama inanın “bizi kimler idare ediyor” diye ince bir hayıflanmam oldu sadece…
Sinirli,
Olabildiğince agresif,
Tezat konuşmalarla “şahidi beraber” cinsinden üsluplar,
Hukukla alakası olmayan kavramlar,
İlginç detaylar,
İnsanın tüylerini ürperten dostluklar…
Bu mu yani diyorsunuz,
Bu mu Hakimler ve Savcıların bağlı olduğu kurumda yönetici?
***
Ertosun’un son günlerde gündeme gelmesi HSYK üyesi olduğu için değildi…
Ergenekon sanığıyla fotoğraflarının basına yansımasıydı…
Bir diğeri ise Can Dündar’ın ilginç iddiası…
Sabah gazetesi yazarı Can Dündar, dönemin Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu'na dilekçe vererek Afyon Kapalı Cezaevi'nde bulunan Mustafa Duyar ile söyleşi izni istemiş, bakan tarafından izin verilmişti.
Ancak dönemin Ceza ve Tevfik İşleri Genel Müdürü olan şimdiki HSYK Üyesi Ali Suat Ertosun’un izin vermediği iddia edilmişti.
Bakana rağmen hem de…
Bu ne cüret derler adama…
Ertosun, basın toplantısında bunu inkar etti. “Can Dündar'a izin verilmemesinin nedeni Mustafa Duyar'ın para istemesidir.” dedi.
Bir gazetecinin eline geçen böyle bir fırsatı “para istedi” diye tepmesi ne kadar inandırıcı bilemiyorum.
Üstelik de bu görüşme talebinden iki hafta sonra Duyar cezaevinde öldürülmüştü…
“Neden beni bu olayla ilişkilendiriyorsunuz” diye adeta basına fırça attı…
Basın da yedi tabii…
***
Ve Ergenekon terör örgütü iddiasıyla devam eden yargılamada sanık olan Engin Aydın’la çekilmiş fotoğraflar…
Ertosun, Aydın’ın “dostu” olduğunu söyledi…
Yadırganacak ne var dedi…
Ailece görüştüklerini de eklemeyi unutmadı…
Dost dediğin de böyle olmalı…
Ailece görüşmeli…
Sırlarını paylaşmalı…
Acaba Aydın, Ertosun’la Ergenekon yapılanmasıyla ilgili sırları da paylaşmış olabilir mi?
Böyle bir sır var mı, varsa şimdi o sırlar HSYK Üyesi Ertosun’un elinde mi?
Yani Ergenekon davasına bakan hakim ve savcılarının yerlerinin değiştirilmesindeki aşırı ısrar, yasayı çiğneme pahasına korsan liste girişimi hep bu “dostluğun eseri” olmasın…
Dost dediğin, ayak bağı olanları bertaraf eden demektir aynı zamanda…
Ertosun da ayak bağlarını temizlemekle dostuna olan vazifesini yerine getirmeye mi çalıştı, yoksa normal bir atama için mi çalıştı?
Sahi HSYK’da neler oldu?
Dostluk mu konuşuldu, yasanın verdiği yetkiler mi?
Ben dostluk kokusunu bir türlü alamadım.
Hani bizler dostunu gözünden tanıyanlardanız da ondan söyledim…
Ertosun da bana dostunu söylesin, ben bilahare ona kim olduğunu söylerim; inancı olsun ki söylerim…
ETİKETLER :