CHP Bugün Ne Yapacak?
Bir sendikamızın slogan olarak kullandığı “ÇareSİZsiniz” sözünü çok severim. Bir yerde çarenin olması için sorunun olması gerektiği açıktır.
Bugünlerde gündeme gelen “Sorun varsa çare de vardır” sloganı da buna benzer güzellikte.
Yazıyı sloganlarla süsleyeceğimi sanmayın. O zaman bu köşe yetmez, çok uzun bir yazı dizisi haline getirmek zorunda kalırım.
Çünkü, dünyada sloganlara farklı anlamlar yükleyen ender topluluklardan birisiyiz.
Keşke slogan söyleme ve üretmedeki becerimizi, onları hayata geçirmede de sağlayabilsek…
İnanın o zaman hiçbir sorunumuz kalmaz, çözüm de üretme gereği duymayız.
“Neden ortada bir sorun var” diye feveran etme yerine, çözüme odaklanıp, “çözme amacı güderek” işe koyulmak gerektiği açıktır.
Herkes bir kenara siner ve “sorun çok büyük” diyerek gözünde büyüttükçe büyütür, hatta o sorun onun sonu olursa bunun bir manası kalmaz.
Sorun, çözülmek için vardır…
Tıpkı hastalığın tedavi edilmek için olduğu gibi…
Dünyanı saran ekonomik kriz, ülkemizi teğet geçmedi ama derinden de etkilemedi. Dünyada krizin yansımaları ve tahribat gücüyle ülkemizi kıyasladığımızda şükredecek bir şeylerimizin olmasına hali üzere seviniyoruz.
Yani her olumsuzluk bizde olacak diye bir kural yok ya…
***
Askeri yargı bizde var…
Askerler, sivilleri askeri mahkemede yargılama hakkına sahipler…
Ama siviller, askerleri sivil mahkemede yargılama hakkına sahip değiller…
Darbeye teşebbüs de etse…
Darbe de yapsa…
Sokak ortasında insanları alnından vurup öldürse de…
Ama bir sivil, askerlikle ilgili olumsuz bir cümle sarf etse, aklanması mümkün olmayan bir mahkemede hak aramak zorunda kalır…
Ve bir siyasi parti, demokrat olduğunu söyleyen, solcu geçinen, halkçı olduğunu bağırıp çağıran, cumhuriyet gibi çok önemli bir kavramı adının önüne koyan bir parti, bu düzenin değişmemesi için canını dişine takıyor…
Bu partinin de çok güzel sloganları var…
Kolay değil, hem cumhuriyetçiler…
Hem halkçılar…
Hem Solcular…
Hem Sosyalist Enternasyonale üyeler. (Gerçi bu biraz tartışmalı, yakında bu oluşumdan atılabilirler.)
Üstelik de Atatürk’ün kurduğu bir parti…
Bu kadar köklü bir partinin çok köklü sloganları da olması gerekir.
Slogan çok da sözde kalan sloganların, hayata geçirmeye yürekleri olmayan kuru gürültünün kime ne faydası olacak?
***
İşte bugün sloganlarla büyüyen bir partinin kurmayları, sivilleri askeri mahkemede tekrar yargılatmak, askeri olmayan suç işleyen askerleri de sivil mahkemelere çıkartmamak için canını dişine takarak Anayasa Mahkemesi’ne gidip, gitmeme kararı verecek.
Baykal, buna dünden razı…
Ama şimdi basiretli CHP’liler bu sorunu çözmeye aday…
Siz kimin partisisiniz?
Militaristlerin mi?
Halkın mı?
Halkı mı yargılatmak istiyorsunuz, darbecileri mi?
Siz neysiniz, necisiniz, kimin için siyaset yapıyorsunuz…
Hatırlayın sloganlarınızı…
Nasıl da yürekten söylüyordunuz…
“Susma!” diye kükrerdiniz, çünkü “Sustukça sıra sana da gelecek”ti…
Cumhuriyet kurulduğundan bu yana kafası esenin “hele şu sivillere haddini bildireyim” dediği dönemler bitmek üzere…
Avrupa Birliği yolunda atılan her adım, demokrasinin daha da güçlenmesini sağlıyor. Demokratikleşme de böylece toplumun tüm kesimine, tüm kurum ve kuruluşlarına sirayet etmeye başlıyor.
Belki de en zoru, elinde silah gücü olan, keyfinin istediğince sivillere karşı duran ve kendilerini yasaların üstünde görenleri, hukuk çizgisine çekmekte yatıyor.
İşte bu, Anayasa Mahkemesi’ne taşımaya çalışılan bu kanunla önlenecek…
Eksikliği varsa, düzeltilmeli, eklenmesi gerekiyorsa eklenmeli…
Ama darbecilerin sözcülüğüne soyunmak, hangi siyasi partiye yakışır?
Ve böylesi bir partiye “sivil” denilebilir mi?
Siz insanları sloganlara boğarak mutlu edeceğinizi sanıyorsanız aldanıyorsunuz.
O güvendiğiniz sloganlar sizi sandığa gömmesin yeter…
Bundan böyle nasıl anılacağınızı da iyice hesap edin…
Unutmayın, sorun varsa çare de vardır ve çare, asla darbecilere çanak tutmak değildir.
ETİKETLER :