Naif Karabatak
Medya planın neresinde?
Kafası esenin darbe planı yaptığı, durumdan vazife çıkardığı, olayları kendi kör bakış açısıyla yorumlayarak komplo teorileri ürettiği, bunun için de en iğrenç yollara başvurduğunu artık biliyoruz.
27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta, 27 Nisan’da hep bu psikolojisi bozuk, kendisini halkın üzerinde gören, ülkeyi babasının malı sanan aptallar güruhunun girişimleriyle yüzleştik, bunun ağır bedellerini ödedik, bedel ödemesi gerekenler de elini kolunu sallayarak utanmadan bu ülkede gezebiliyor.
Hepsinde bir oyun oynandı; oyuna alet olanlar, bilinçli girenler, el pençe divan duranlar vardı.
Bir darbe planı yapan aklı evveller, planı hayata geçirmek için kimleri kullanacaklarını da elbette belirliyorlardı.
Bu ‘kullanma’ farklı anlamlar taşır.
Bazısında bizzat işin içindedir, nemalanandır, iğrenç emellere bizzat bilerek ve isteyerek ortak olandır.
Bazısında bilmeden kurgulanan ortamda kendisini ‘taraf’ veya ‘bitaraf’ görmesiyle devam eder.
Her darbede ve her darbe planında cuntacıların medyası da aktif olarak işin içine katılır.
Planı yaparken, “falanca haberlerin medyada yer alması sağlanacak” ibaresi kullanılır.
Neden, medya sizin babanızın uşağı mı?
Yoksa sizin uşağınız olmaya can atan bir kısım medya mı var?
Onursuzluk, şerefsizlik ve namussuzluk için can atan medya olur mu?
Oluyormuş…
Taraf Gazetesi’nin büyük başarısıyla gün yüzüne çıkan iğrenç belgede de, daha öncelerinde olduğu gibi ‘yandaş’ medyaya neler yaptırılabileceği açıkça anlatılmış.
Yani o medyanın bütün onuru, bütün şerefi, bütün meslek ahlakı veya etiği ya da namusu yok sayılarak kaleme alınmış.
Medyaya düşense onurunu kurtarmaktır.
“Bizim darbe manyaklarıyla işimiz yok, demokrasiden, halktan, haktan, hukuktan yanayız” demeleri gerekir.
Diyenler diyor…
Zaman, Star, Sabah, Taraf, Yeni Şafak ve daha birçok gazete bu onurlu duruşu sergileyip, darbe psikopatlarına karşı yekvücut olarak mesleğin, insanlığın ve ülkenin onuru için direniyor.
Onursuzluğa alışan, hazır kıta durmayı seven, sürekli bu tür girişimlerden nemalanan bildik medya ise ellerini ovuşturmaya, halka karşı hayata geçirilmesi düşünülen ve belki de bir kısmı hayata geçirilen iğrenç ve aşağılık planın safha safha uygulanması için üzerine düşen görevi bihakkın yapmaya hevesli…
Yani dünden razı olanlar var.
Bu ne sevda, bu ne aşk, bu ne iğrençlik böyle…
Ergenekon Terör Örgütü iddiasıyla başlayan soruşturma sürecinde “sahiplenmeci” medyayı gördük, nasıl aşağılık hale gelebildiklerini, eli kanlı terör örgütü iddiasıyla sorgulandıklarına bakmadan peşinen “suçsuz” ilan etmelerini, avukatlığına soyunmalarını, masum göstermek için kırk takla atmalarını tiksinerek izledik.
Ortada bir suçlama varsa, yargı sonucunu beklemek gerekir; ne suçlu, ne suçsuz ilan etmek yanlış. Medyamız ise peşinen suçsuz ilan etmekle kalmayıp, CHP Genel Başkanıyla birlikte baroya kayıt yaptırmaya(!) gittiler, gönüllü avukatlara bakın…
Kimi savunacaklar, terör örgütü iddiasıyla yargılananları…
Darbe teşebbüsünde bulunanları…
Faili meçhullerden sorumlu olduğu söylenenleri…
Ülkede kaos çıkarma suçu işlediği iddia edilenleri…
Düzenledikleri mitinglerle ülkeyi karıştırıp, terör estirme girişiminde bulunduğu belirtilenleri…
Ya da…
Daha öncede şahitlik ettik; Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz gibi sahte şeyhleri ve sahte şeyhlerin koynuna atılan Fadime Şahin’leri…
Biz “bunlar uzaydan mı geldi?” diye birbirimize sorarken, meğerse bizim medya “irticayı” getirmiş bile…
Nedir irtica?
İrtica, bu gerici medyanın ta kendisidir…
İrtica, darbe manyaklarının giriştiği eylemin tam adıdır.
Bu ülkede hiçbir inanmış insan irticayla uzaktan yakından ilgili değildir.
Ülkeyi geriye götürmek,
İlerlemenin önünü tıkamak,
İnsanların daha müreffeh yaşamasına engel olmak, irticanın ta kendisidir.
Ve “iki günü bir olan ziyandadır” ilkesiyle ilerlemeye çalışan, demokrasiye, insan haklarına, hukuka inanan hiçbir inanan da geriye gidişin sorumlusu değildir.
Bugüne kadar yapılan darbe veya darbe girişimlerinde, postu, mostu, balans ayarı gibi tamamen aşağılık ve adice girişimlerde bazı medyayı yanında bulanlar, yine planın tam ortasına medyayı yerleştirmeyi unutmamışlar.
Taraf Gazetesinin ortaya çıkardığı iğrenç planda da o tür medyaya aktif görev biçilmiş.
Şimdi buradan soruyorum; bu planda aktif görev biçilen medya hangisi?
Bu medyada hiç utanma yok mu?
Meslek ahlakını falan boş verin, insan olarak, bu ülkenin bir ferdi olarak utanmıyorlar mı?
Kendi insanına karşı girişilecek adice bir girişimde nasıl piyon olup, nasıl kendilerini kullandırıyorlar?
Bu utanmaz medya kim, hangi gazeteler, hangi televizyonlar?
Çıkıp halktan özür dileyecek var mı?
17 Haziran 2009
ETİKETLER :