Cenk Gülen
Bir andıç da benden…
-Sayın komiserim, bakın burada bir belge buldum. Tehlikeli bir şeye benziyor, dur altındaki imzayı okumaya çalışayım. İsmini okudum da bu ne uzun unvan böyle.
-Beceriksiz, ver bana.
-Buyur komiserim.
-Yahu böyle uzun bir unvan mı olur?
-Yahu siz de taktınız unvana hele bakın ne var belgede, belki aşk mektubudur.
-Olabilir ama burada “aşkım”, “sevgilim” diye başlamıyor, nefret kokuyor, tiksindirici bir yanı var. Tamam tamam andıça benziyor.
-Alıç mı, hele ver bir avuç ne güzel çocukluğumuzda yerdik, çekirdeğini de bir kamışla uzağa fırlatırdık.
-He ya yarış ta yapardık.
-Bir gün arkadaşım Ali’yle alıç atma yarışına…
-Adamı dellendirmeyin! alıç değil, andıç andıç.
-Yav ha andıç, ha alıç. Demekki sizin oralarda alıça andıç deniyor.
-Siz adamı çıldırtırsınız, sen işine bak.
-Tamam komiserim, bakıyorum. O da ne?
-Ne ne?
-Burada halkı bitirme ve hükümeti devirme planı yazıyor.
-Hangi namussuz yazmış o belgeyi, ha hangi namussuz?!
-Dur okuyayım; Bir Delinin Not Defterinin ve Dünyanın Bir numaralı Yazarı Üstat, Araştırmacı, Karıştırmacı, Gazeteci ve de Yazar Cenk Gülen.
-Üfff o ne unvan be! Unvana bak, hizaya gel.
-Unvanı boş verin, siz bu Cenk Gülen’i tanıyor musunuz?
-Nereden tanıyacağız, kendi kendine unvan eklemiş işte, herhalde delinin birisi, at çöpe gitsin.
-Atamam komiserim.
-Neden, eline mi yapışır?
-Yok ondan şey etmedim.
-Neyden şey ettin o zaman?
-Burada vahim bir plan söz konusu.
-Hele ver şunu okuyayım.
-Ne yazıyor komiserim?
-Ne yazmıyor diye sorsan daha kestirmeden olurdu ama madem sordun cevap vereyim, resmen namussuzluk.
-Nasıl yani?
-Şimdi bizim Cenk Gülen Efendi, kurumlara sızan halkı tek tek deşifre edip, evlerinde arama yapacakmış. Hani silah ve mühimmat koyacak, komplo yapacak, kirli işlerin içinde olduklarını ispata çalışacaklarmış. Ülkeye hıyanet içinde, kurumları ele geçirmişler imajı verilecekmiş. Güzel bir Fadime bulup, koyunlarına atmak lazımmış. Sonra da aç kameraları, kayıt…
-Eee…
-Eesi böylece bu kurumlarda sızmış halkı, yurttaşların gözünde rezil edilecekmiş.
-Nasıl yani ya, halkta aynı, yurttaşta aynı değil mi?
-Yok bazıları siyahmış, bazıları beyaz, bazıları esmer…
-Eline ne geçecek bu delinin?
-Daha bitmedi ki, sonracığıma, ağama söyleyeyim, efendim beni dinlesin ki, hükümeti de devireceklermiş.
-Halkın seçtiği hükümeti mi?
-Yok bizim karakol amirinin atadığı hükümeti.
-Hangi karakol amiri Yusuf komiserim mi?
-Manyak mısın kardeşim, bu ülkede halkın seçmediği hükümet de mi var?
-Yok mu?
-Yok.
-O zaman ne diye iki de bir darbeye teşebbüs eden dangalaklar çıkıyor o zaman?
-Valla sen de haklısın, kırk yılda bir adam gibi laf ettin. Dangalağın arkası mı gelir?
-Gelmez.
-Ben andıça dönüyorum.
-Bir avuç da ben isterim komiserim.
-Yahu saçmalamayın alıç değil, andıç.
-Kusura bakma komiserim, hani içim geçti andıç deyince aklıma alıç geliyor da nostaljik duygular şey ediyorum ondan.
-Şimdi sana iki tokat atarım nostaljik bir şekilde yıldızları sayarsın.
-Tamam komiserim, sustum ve andıçı dinliyorum.
-Ağama söyleyeyim, bu Cenk Gülen üstadımız, insanları fişleyecekmiş, kim neci, kim feci, kim şucu, kim bucu bir bir ortaya çıkacakmış.
-Ne kârı olacak bu işte delinin?
-Adam ihtilala hazırlık yapıyormuş.
-Deli mi ne?
-Deli ya ne sandın. Bu ülkede ihtilal yapanları ressam yapıyorlar ama medeni ülkelerde tımarhaneye kapatıyorlar.
-Demek daha biz medeni olamadık.
-Olamayız da, halen insan içine çıkmaya utanmayanlar var bu ülkede, halen adam sanıp konuşturuyorlar. Vereceksin yüz bin voltu kıçına bak gör halka zulmetmek nasılmış.
-Valla elime geçse yaparım da, bunların uşakları çok. Yakala yakala bitmiyor, her bir yana kök salmış meyratlar…
-Haklısın, bak Cenk Gülen de onlardan birisiymiş demek.
-Ben andıça dönüyorum, alıç diyeni döverim.
-Tamam demiyoruz.
-Şimdi Cenk Gülen, herkesin telefonlarını da dinleyecekmiş.
-Manyak mı bu adam, hani herkesin telefonu dinlenir mi, özel hayat denen bir şey var.
-Adam dinlemez, bu planı yapanların adam olduğunu kim söyledi?
-Evet söylemediniz.
-Ama komiserim bizim hanımın telefonunu dinlese, kesin bütün yemekleri öğrenir, bütün el işleri hakkında da bilgi sahibi olurlar.
-Bizim bakkal Ahmet’i dinlese de küfür uzmanı olur.
-Bak o Ahmet’i bunlara dinletelim, hak ediyorlar ya ondan şey ettim…
-Devam ediyorum..
-Edemiyorum…
-Şapşalladım…
-Ne oldu komiserim.
-Adam bizle dalga geçmiş.
-Nasıl yani?
-Sonunda şu cümle var; “Siz gerçek darbecileri yargılamadığınız müddetçe, böyle deliler, böyle andıçları yazıp hayata geçirmeye, ülkenin anasını ağlatmaya devam ederler. Bu namussuzların yazdığı bir belgenin tastamam uyarlamasıdır” demiş.
-Yani bize mesaj vermek istiyor.
-O mesajı veriyor da, anlayan kim?
-Biz anladık.
-Biz zaten onların ne mal olduğunu biliyoruz, iş demokrasiye sıkı sıkı bağlı yöneticilerimizin de bilmesi. Bilmekle kalmaması adam gibi hadlerini bildirmesi.
-Haklısın komiserim…
-Haklıyım ama alacağım yok ne yazık ki?
-Alacak dedin de, komiserim geçen ay aldığın 100 lira borcu halen ödemedin, hatırlatayım.
-Tamam ya, bak sana bir andıç yayınlarım görürsün gününü…
-Tamam vazgeçtim, ödeme süresi sınırsız oldu.
-Üff be! Bu andıç iyi bir şey mi ne, bak 100 liradan kurtulduk. Bu hıyarlar kim bilir ne milyar dolarlardan kurtulmaya çalışmıştır?
15 Haziran 2009
ETİKETLER :