Dersim’in Anıl Çeçen’i…Kimin borusunu öttürüyor?
Genel Yayın Yönetmenimiz ve Başyazarımız Naif Karabatak, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde insan hakları hocası Prof. Anıl Çeçen’in Güneydoğu için savaş hukukunun geçerli sayılmasına ilişkin sözlerini değerlendirdi. İşte Karabatak’ın yazısı…
Naif Karabatak'ın "Dersim’in Anıl Çeçen’i…" başlıklı yazısı...
Bazı insanların nasıl okuduğunu, -hadi okuduysa da-, nasıl başarı merdivenlerini tırmandığını pek anlayamam. Ya birileri “borumuzu öttür” diye yetiştirip, bir yerlere getiriyor, ya da “bundan daha iyi kullanılacak malzeme mi olur?” diye düşünerek besleyip büyütüyor…
Mesela bir insan hakları hocası, insanların katledilmesini söyleyebilir mi?
Söyleyemez…
Bunu birkaç şekilde söyleyebilir…
Ya “borusunu öttürdükleri” öyle demiştir, o da ötmüştür…
Ya “kullanılmaya hazır malzeme”dir ve görevini yapıyordur…
Belki de “insanlıktan hiç ama hiç nasip almamıştır” hasbelkader o ders kendisine gelmiştir…
Ne bileyim belki “düşünme yetisini kaybetmiş”tir…
Bir gece yarısı “vahşi” duygularla uyanmıştır…
Ya da dolunayda kendisine bir haller olmuştur…
Ergenekon gibi örgütlerle sıkı fıkı işbirliği vardır ve burada “insanlar nasıl imha edilir” üzerine dersler almıştır…
***
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde insan hakları(!) dersi veren Prof. Anıl Çeçen, Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nda, “Güneydoğu'da İnsan Hakları Sözleşmesi hükmünü yitirdi. Savaş hukuku uygulansın” demiş…
Başka şeyler de demiş…
Kürtlerin nüfusu artmasın (bölgenin tümünü) diye zorunlu doğum kontrolü önermiş…
Yetmemiş, 30-40 kişi bir araya geldiğinde füzelerin üzerlerine gönderilmesi gerektiğini, savaş durumunun uygulanmasını istemiş.
İstemiş mi, saçmalamış mı çok belli değil…
Orada birisi çıkıp, “Ne demek, emriniz olur, başka derdin?” diye sormuş mudur onu da bilmiyorum…
Okumuş profesör olmuş birisinin oradaki durumu “bir görüntü”ye bakarak değil, tümüne bakarak değerlendirmesi gerekirdi…
Bunu profesörlere değil, ilkokula giden bir çocuğa sorsaydı cevabını alırdı…
Ancak ilkokul çocuğunun düşünme kapasitesine bile sahip olamayacak duruma gelen Çeçen, sadece bir yönüyle olaya bakarak, “tüm bölgenin imhası”nı isteyecek kadar aşağılıkça bir öneri getirebiliyor…
“Haddini bil!” diyemeyeceğim, zaten had bilmediği ortada…
Ama “insan olduğunu anla!” diyebilirim…
Çeçen’in bahsettiği bölgede yaşıyorum, “Benim Adım Khan ve ben terörist değilim” diyen film karakteri gibi ben de aynısını söylüyorum…
Söylemezsem de olur…
Teröristsem bu ülkede hukuk var, değilsem zaten gerek yok…
Bu bölgenin tamamına yakını da bunu söyleyebilir…
Bölgeyi bu hale getirenleri, insanları terörist eden darbeci zalimleri, devletin yok hükmünde gördüğü insanların biçareliğini, yoksulluğu, yoksunluğu ve hak ihlallerini görmeden “değerlendirme(!)” yapmak, saçmalamak değil de nedir?
Üstelik de böylesi bir zihniyetin TBMM’ye çağrılıp, Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesindeki Terör ve Şiddet Olayları Kapsamında Yaşam Hakkı İhlallerinin İncelenmesine Dair Alt Komisyonda görüşlerine başvurulması neyin nesi?
Yoksa “biz de adam sanmıştık be!” mi dendi…
Komisyonun istediği “Yaşam Hakkı İhlali”, Çeçen’in savurduğu ise “Yaşamı İhlal Etme”…
Bizim buralarda buna başka bir şey derler ya neyse…
Hani şu “Ben diyorum Çanakkale boğazı…” olanından…
Aslında Prof.Anıl Çeçen’i ve o düşüncede olanları hiç önemsemiyor, ayıplamıyorum da…
Dikkate alacağım birisi değil…
Fikirlerini de hiç garipsemedim…
Sadece o değil ki, darbe dönemlerinde bir çok komutanın da aynı fikirde olduğu ayan beyan belliydi…
Hani şu okullar olmazsa milli eğitimin ne güzel idare edileceğini söyleyen gibi, insanlar olmazsa, ülkeyi güzelce idare edeceğini sanan aptalların olması doğaldır…
Faşizan bir zihniyette bile böylesi görülmedi.
Hitler’den çok daha vahşi bir düşünce…
Bilemiyorum ama bu zihniyetin yeryüzünde örneği çok az ve hepsi de lanetlenmiş…
Tarihin her döneminde çok uç fikirler üreten zihniyet vardı. Ülkemizde de oldu; “Doğu ve Güneydoğu’nun tümünü bombalayalım, terör sorunu kalmaz” diye düşünür vardı…
Sadece bu zararlı düşüncelerini aklından geçirmez, ikrar da ederlerdi…
“İyi çocukları” da vardı, “yaramaz çocukları” da. Hangisi gerekirse onu sahneye sürerlerdi.
Yabancısı değillerdi nasılsa…
Ataları da Dersim’de aynısını yapmıştı…
Kahramanmaraş’ta bunu denemişlerdi…
Çorum’da sahneye koymak istemişlerdi…
Sivas’ta da bir teşebbüsleri olmuştu…
Bazen insanları birbirine kırdırmak iyiydi, bazen tepelerine bomba atmak…
Bazen tarayacaksın, bazen zehirleyip öldüreceksin…
Merak etmeyin, içinde sizden bir tane bile bulamazsınız nasılsa…
Böylesine insanlığından çıkacak kadar düşen çok az bulunur da ondan…
Twitimden seçmeler
Siyasiler, etrafında dönenler ile duranları ayırdığında liderlik yolunda ilerleyebilir...
www.twitter.com/naifkarabatak
ETİKETLER :
Naif Karabatak Anıl Çeçen Ankara