Naif Karabatak
İğrenç eller yargılanırken…
Genel Yayın Yönetmenimiz ve Başyazarımız Naif Karabatak, 12 Eylül İddianamesinin kabul edilmesini değerlendirdi. Karabatak’ın İğrenç Eller Yargılanırken başlıklı yazısı şöyle…
***
12 Eylül darbesinden, tam 30 yıl sonra, yine bir 12 Eylül’de vatandaş sandığa giderek “darbeciler yargılansın” diye “evet” oyu vermişti. O dönemde adeta kamplaşma halinde “evetci” ve “hayırcı” kesimin farklı tezler vardı…
Bir kısmı “sembolik” de olsa yargılanmasına “evet” demeyi yeterli görüyordu…
Bir kısmı “burunlarından fitil fitil getirilmesini” isteyecek kadar diş biliyordu…
Kimileri de “boşa kürek” çekildiğini söyleyip, yargılamanın mümkün olamayacağını belirtiyordu…
Gerekçeleri de vardı; “sorumsuzluklarına karşı” kalkan oluşturan yasaydı…
Elbette ki, bir de “zaman aşımı” kavramıydı…
Aradan geçen sürede, “yargılanamaz” diyenlerin yanıldığı ortaya çıktı…
Yargılanmazsalar bile vatandaş büyük çoğunlukla 12 Eylül referandumunda “yargılansın” diye kalemi kırmıştı…
Aslında, çıkan “evet” oyu, utanması olana yeterdi…
Ama demek bazıları utanmıyordu…
***
Bir süre önce “yargılama” için düğmeye basıldı…
Ve artık iddianame de kabul edildi…
Resmen, 12 Eylül yargılanıyor…
Peki, bu ne getirecek, ne götürecek?
Belki Kenan Evren, bu yaşında cezaevine girmeyecek, başka formül bulacaklar…
Belki de kalan ömrünü hapiste geçirecek…
Ama daha da önemlisi, ilk kez resmi evraklara giren ve devletin yargısının kabul ettiği iddianamede yazan iğrençlikler…
Millete hizmet için oturduğu koltukta, iğrenç emellerini uygulamaya geçirmeye çalışanların adiliğini görmek açısından dikkate değer…
Ergenekon’a “fasa fiso” diyenlerin, 12 Eylül öncesinde benzer iddiaları hayata geçirdiğini görecekler…
Kimin ölmesi, kimlerin hayatının kayması, kimlere işkence edilmesi umurlarında bile olmamış…
Onlar, darbe şartlarını olgunlaştırmak için, kamu görevlisi dâhil, kadın-çocuk-yaşlı-genç demeden ve hiç gözünü kırpmadan öldürecek kadar azılı birer katile dönüşmüşler…
Bugün, Genel Kurmay Başkanının yargılanmasını tartışanların, bir zamanlar Kenan Evren’in de Genel Kurmay Başkanı olduğunu unutmaları mümkün değil…
Bir Genel Kurmay Başkanına “terör örgütü yöneticisi” suçlamasını uygun görmeyip, bunun bir zül görenler, Kenan Evren’in Genel Kurmay Başkanıyken hangi iğrenç olaylara izin verdiğini de iyice öğrenmeleri gerekiyor…
Bugün Başbuğ’un “tutuksuz” yargılanmasını isteyenlerin, Kenan Evren’in “o süreçte” nerelerde olaylar çıkardığına bakması gerekiyor… (Çorum, Kahramanmaraş)
Halkın silahını, halkın parasını, halkın emanet ettiği koltuğu, sırf kendi güçlerinin devamı için kullanan, kim olursa olsun, vatan haini olmaktan da öte, en adi mahlûk olacağına kuşku yok!
Peki, iddianamede neler var?
Midenizin kaldıramayacağı şeyler var…
Nasıl böyle insanlıktan çıkarlar diyeceğiniz çok şey var…
Bugüne dek farklı din, mezhep veya etnik kökenler arasında küskünlük veya kırgınlığa sebep olacak birçok olayın altında o iğrenç isimler var…
Övünerek söyledikleri, “yüzde 92 ile seçildik” safsatasının koca bir yalandan ibaret olduğu var.
***
Burada bir not düşeyim; 12 Eylül Anayasasının oylamasında, Adıyaman’a bağlı bir köyde ağabeyim sandık görevlisiydi. Ben de birlikte gitmiştim. Sabahın ilk saatlerinde, köye jeeple gelen bir komutan, köylünün huzurunda, muhtara hitaben, “Bu köyden bir tane hayır çıkarsa, köyle birlikte hepinizi yakarım” demişti. Yüzde 92, böyle bir şeydi.
***
Ve işkenceler…
Falaka, köpek saldırtma, zincir, germe, ayaktan asma/tepe, kule, ranza altı, kantar, kervan, sehpa, cop sokma, çek-çek, lağım suyuna sokma, kitap okuma, marş söyletme, sigara içirme, banyo, sayım düzeni, gece nöbeti, lokomotif, pislik yedirme, işeme, tecavüz, hastane, verem, ayakta bekletme, konuşma yasağı, gece baskını, avukat-ziyaret dayağı, mahkeme dayağı.
Burada yazılanları yanlış okumadınız…
Bunu yapanlar o zaman azılı düşmanımız olan Yunan askeri de değil, Rus askeri de…
Ermeniler de yapmamıştı, Yahudiler de…
Bizim askerimizdi…
“Mehmetçik” dediğimiz, bağrımıza bastığımız, bu milletin bağrından çıktığını söylediğimizdi, kendi insanına iğrenç muamelede bulunanlar…
Bu işkencelerden birçoğu “yakınlarının gözü önünde” yapılmıştı…
Eşinin, kızının, oğlunun, babasının, gelininin veya bir başka yakınının…
Ya da tüm köyün gözü önünde insanların onuruna, şerefine, haysiyetine, namusuna el uzatılmıştı…
Oysa o zamanki aşağılık adamlar, bu milletin onuruna, şerefine, namusuna uzatılacak elleri kırmak için görevliydi...
Şimdi o iğrenç eller yargılanıyor…
Twitimden Seçmeler
Başbakan “Başbuğ tutuksuz yargılanmalıydı” demiş. Çünkü mesai arkadaşıymış. Bak bak bak! Ne önemli şey, suç işle mesai arkadaşı ol!
www.twitter.com/naifkarabatak
ETİKETLER :
Naif Karabatak Darbe Yargı