Çocuklara Büyük Sorumluluklar yükleniyor
Bırakın onlar Çocukluğunu Yaşasın
Çocuk Hakları Haftası nedeniyle bir açıklama yapan İnsan Hakları Derneği Adıyaman Şubesi Çocuk Hakları Ve Eğitim Komisyonu Adına Mehmet Koç, her çocuğun içinde bulunduğu çağın özelliklerini dikkate alarak, çocukça yaşama hakkının olduğunu söyledi.
Koç, “Bizler; İnsan Hakları Savunucuları, toplumsal yaşamı her zaman önemsiyor ve ,her çocuğun içinde bulunduğu çağın özelliklerini dikkate alarak çocukça yaşama hakkı olduğunu düşünüyoruz. Birleşmiş Milletler, dünyada çocukların korunmasına ilişkin hazırlamış olduğu 54 maddelik Çocuk Hakları Bildirisini 20 Kasım 1959 yılında kabul etti. 18 yaşını doldurmamış her bireyin temel haklar konusunda ayrıcalıklı olmasını taahhüt etti. Taraf devletler, bütün çocukları ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanımayı ve taahhüt altına almayı onayladı.” dedi.
Türkiye’nin bu bildiriye 20 Kasım 1989 tarihinde imza attığını söyleyen Koç, “Dünyada ve ülkemizde çocuklar haklarının farkında olmadığı gibi her zaman baskı altında kalmaktadır. Türkiye’de çocuk hakları ihlallerinin temelinde yatan en önemli sorun, toplumdaki çocuk algısıdır. Algıdaki bu sorun, hakların anlaşılmasını ve uygulanmasını kısıtlamakta kimi zaman da hak ihlallerine gerekçe oluşturabilmektedir. Ülkemizde çocuklar toplumun ve ailenin malı olarak görülmektedir. Bu algılamanın uzantısı olarak toplum gözünde çocukluk, eksiklikleri giderilerek yetişkinlikle sonuçlanması gereken, geçici bir süreçmiş gibi düşünülmektedir. Oysa insan hakları açısından bakıldığında ‘çocukluk’ insan hayatında ihmal edilemeyecek kadar önemli bir dönemdir ve değerlidir.
Çünkü çocukluk, yaşam içinde insanlığın kendini gerçekleştirmek için sahip olduğu tüm olanakları en yoğun şekilde kullandığı/kullanabileceği bir fırsatlar dönemidir. Dolayısıyla Çocuk Hakları, kavramı meşruiyetini de çocukluk döneminin insan hayatı içindeki bu özel durumundan alır. Çocuğun özelliklerinin dikkate alınarak yaşatılması bir yana; çocuklar, toplumda en fazla hak ihlallerine maruz kalan, mağdur duruma düşen/düşürülen kesim olmaktadır.” dedi.
Koç, “Ülkemizde çocuk istismarının en yüksek oranını psikolojik ve fiziksel istismar türleri oluşturuyor. Cinsel tacize ve şiddete maruz kalan çocuklara yönelik hak ihlallerinin izlenmesi ise yapılamıyor. Çocuklar reklâm, müzik ve gösteri dünyasında yoğun bir şekilde istismar ediliyor.'Kamuoyunda N.Ç. adıyla hafızalarda yer edinen tecavüz davası yakıcılığını korurken, çocuklara yönelik tecavüzler durmadığı gibi tecavüz edenlere gereken ceza uygulanmıyor. UNICEF’e göre çoğu kız, ancak önemli bir kısmı da erkek çocuk olmak üzere yaklaşık 2 milyon çocuk, milyar dolarlık seks ticaretine dahiller.” dedi.
Ucuz iş gücü olarak yüz binlerce çocuğun ‘işçi’ olarak çalıştırıldığını söyleyen Koç, “Gerekli önlem alınmamakta hatta onlarca çocuk iş kazalarına maruz kalmaktadır. Ülkemizde 6-18 yaş arası çalışan çocuk nüfusu 5 milyon civarındadır. BM Çocuk Fonu UNICEF’in ‘Çocuk İstismarına Son’" kampanyası çerçevesinde açıklanan verilere göre, dünya çapında 246 milyon çocuk ‘çocuk emeği sömürüsü’ ne maruz kalıyor, yüz binlerce çocuksa savaşlarda kullanılıyor.
İlköğretime devam eden kız çocuklarımızın oranı yüzde 69 iken,erkek çocukların oranı ise yüzde 73’tür.Ortaöğretime kayıt oranı ise kızlarda yüzde 48, erkeklerde yüzde 67’dir.Hal böyleyken demokratik ,laik,bilimsel ve anadilinde eğitim alamayan çocuklarımız kendini ifade etme ve ruhsal olgunluk,düşünsel birikim gibi insani gelişmişliği yaşamasına fırsat verilmemektedir.” dedi.
Otuz yıldır süren çatışmalı sürecin bedelini çocukların ödediğini söyleyen Koç, “Çatışmalarda ölen veya yaralanan çocuklar; mayın ve sahipsiz patlayıcılar sonucu ölen ve yaralanan çocuklar; sınır hatlarında ölen ve yaralanan çocuklar; kuşkulu bir şekilde ölen çocuklar; gözaltına alınan ve tutuklanan çocuklar ve çocuk intiharları… Bunun yanında onlarca çocuk yetim veya öksüz kalmakta, yüzlerce çocuk ise çocukluklarını hapishanelerde geçirmek zorunda bırakılmaktadır. Sadece AKP iktidarı döneminde bölge genelinde çatışma ve yarattığı sonuçlar dikkate alındığında 152 çocuğun hayattan koparıldığını görmekteyiz. Engelli çocuklarımız da kendi kaderlerine terk edilmiş durumdadır. Dışlanan ve toplumun neredeyse kabul etmediği engelli çocuklarımız haklar bakımından ihlallerin diğer kurbanlarıdır. Ülkemizde 4-18 yaşları arasındaki çocuk nüfusu içinde 1 milyon 100 bin özürlü-engelli çocuk bulunması da ayrı bir acıdır.” dedi.
Sokağa terk edilen çocukların olduğunu da söyleyen Koç, “Çocuklarımız tinere, uyuşturucuya, sigara ve alkole bağımlı kalarak sokağa terk edilmişlerdir. Boyacı, simitçi, çırak, çaycı, bakkal, tartıcı, bekçi, poşetçi, peçeteci veya dilenci gibi kavramlara sıkıştırılmayı hak etmiyorlar. Ya da ‘sokak çocuğu’ gibi tanımlamaları hak etmiyorlar. İlimizde de çocuklar baskı ve şiddetten paylarını almaktadır. Aile içi şiddet, taciz, tecavüz ve intihar vakaları içimizi sızlatmaktadır.
Kahta ilçemizdeki M.M adlı çocuğumuzun öldürülmesi ve sokağa terk edilen çocuklar kanayan yaramızdır. Çocuklarımıza sahip çıkmak temel görevlerimiz içinde olması gerekirken maalesef en büyük acıları onlara yaşatmaktayız. Her çocuğun “temel yaşama hakkı” olduğunu kabul eden ve ülkemizin de imzaladığı ‘Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne rağmen ‘yaşama hakkı’ ihlal edilmektedir. Ülkelerin anlaşmaz tutum ve çıkarlarının sonucu ortaya çıkan küçük veya büyük tüm savaşların en fazla bedelini yine hep çocuklarımız ödemiştir. Ülkemizde çocuk algısının ve çocuk hakları bilincinin değişmesi gerekmektedir. Bu gereklilik öncelikle devletin girişimleri ve hükümetlerin çıkaracağı yasalarla güvence altına alınarak sağlanmalıdır. Çocuklar yaşlarının özellikleri dikkate alınarak ele alınmalı. Korumaya muhtaç gibi algılanmamalıdır.” dedi.
www.gazeteadiyaman.com
ETİKETLER :
Çocuk Hak hafta İnsan Hakları derneği Mehmet Koç