Bu Saray SOYTARISI kim?
Her yazısı ses getiren yazarımız Ser Müderris-i Azam'ın bugünki yazısı da çok ses getiecek... Ser Müderris-i Azam, bugün ki yazısında konu olan soytarı kim? Yazıyı okuyun, soytarıyıtahmin edibersiniz çünkü ondan çok fazla yok... İşte yazarımızın çok konuşulacak yazısı...
Ser Müderris-i Azam'ın yazısı...
Saray Soytarısı
Bazı müesseselerin saray soytarıları tarafından idare edildiği bir zamanlardı. Hikâyemiz eski ama örnekleri çok. Eğer bir müessesede, yönetici basiretsizse, orada ipi göğüsleyen soytarı olurmuş. Zaten tarih boyunca da, “bütün devletlûların soytarısı, karakter olarak devletlûya benzermiş…”
Bu girizgâhtan sonra bir mesele anlatayım. Bir müessesemiz, bir muharririn eserini neşretmek istemiş. Belki de bir taşla birkaç kuş vuracaktı. (O zaman iftara kuş var…)
Müessesemiz, eseri neşreder. Muharririmiz de halen kültüre destek olan müesseseler var diye sevinir ve ortaya çıkan eseri için yapılacak tanıtıma eşi, dostu, konuyu, komşuyu çağırır. Bittabi ki, devlet erkânını da, Ahi teşkilatını da, bütün ahileri de davet eder.
Her kapının bir iti olabileceği gibi, her müessesenin de bir soytarısı mevcutmuş. (Olmazsa şaşarım.)
Her soytarı gibi bu da, yağcılıkla beslenir, yalan ve iftiralarla göze girmeye uğraşırmış. Kendisi adam olmadığından, kimse de kendisini bir şeye takma gereği duymazmış. Hali üzere de kıskançlık damarı, şah damarına baskın gelirmiş. Hastalığının tam nüksettiği bir zaman diliminde muharririmize bir iftira atıp, kötülük hanesine çekilmiş.
Devletlû da kime inanıp, kime inanmayacağı kabiliyetini yitirmiş bulunduğundan köpürür ama bir şey de demez. Muhteşem bir geceyle eserin tanıtımı yapılır ama devletlû, bir kere muharrire gönül koymuştur, hem de hiç sebepsiz yere…
Ancak, o iftirayı devletlûya galiz bir şekilde aktaran yalaka, soytarıları bile kıskandıracak kadar seviyesiz ve alçak olduğunu ispat etmiş, tarihteki aşağılık yerine yerleşme şerefsizliğine erişmiştir. Özrü de kabahatinden büyüktür.
Zamanın birinde Sultan 4. Murat soytarısından bir kabahat işlemesini, ardından özür dilemesini ister. Velakin özrünün kabahatinden daha büyük olmasını arzu etmiştir.
Bir müddet sonra soytarı padişahı merdivenlerden çıkarken yakalar ve arkasından sessizce yaklaşarak pandik atar.
Padişah bu olay karşısında çok sinirlenir, bağırır, çağırır. Sakinleşince de aklına gelir. Bu defa soytarıdan özür dilemesini bekler.
Soytarı da; “af buyurun devletlûm, valideniz sandım” der…
İmdi, soytarılarınıza iyi dikkat edin. Şerefi var mıdır, haysiyetli midir, size getirilen haberde, onun daha evvelki bir kinini tahsile kalkışmış mıdır?
O müesseseyi yönetirken, ne soytarınızın size pandik atmasına müsaade edin, ne de sizi aldatarak bir başkasına haksızlık etmesine.
Hâsılı bir iyilik yapıyorsunuz bari soytarınızın marifetiyle içine edip de pislenmesine müsaade etmeyin…
ETİKETLER :
Soytarı Paşa Devlet Kuş