Ser Müderis’ten İlginç Yazı
Ben neye benziyorum?
Sitemiz Yazarı Ser Müderris-i Azam, bugünkü yazısında çok ilginç bir anısını okuyucularla paylaşmış. “Ben neye benziyorum?” başlıklı yazı ilginizi çekecek. İşte o yazı...
Ben Neye Benziyorum?
Çarıklı erkanın revaçta olduğu zamanlardaydı. Zat-ı Alilerim, henüz müderris olmamış, Darülfünun-ı Şahane’de çırak seviyesinde hizmetimi ifa eylemekteydim.
Günlerden bir gün bizim Ser Müderris-i Azam, matbuat âlemiyle hasbihal etmeyi arzuladı. Gayesi hem müşavere etmek, hem de hizmetlerini aktarmaktı. Âlâ, belki ceridelerde 8 rükna manşet bile olabilirdi.
Heyet-i umumiye vasıl olunca bizim Ser Müderris-i Azam arz-ı endam etmeye başladı. Hane sahibiydi ama misafirlerden sonra teşrif etmişti…
Kılavuzu karga olanın burnu hep sorunlu olurmuş. Bizim Ser Müderris-i Azam’ımıza da “Sen koskoca Ser Müderris-i Azamsın. Sonra gel, makamının yüceliğini göster” diye saray soytarıları dalkavukluk etmişler.
Malumunuz olduğu üzre Osmanlı’nın kibarlığı ecnebilere bile örneklik teşkil etmekteydi. Velakin Ser Müderris-i Azam’ın dalkavukları, sırf huluskarlık yapmak için bütün muaşeret kaidelerini yerle bir etmekle kalmamış, ikrama önce Ser Müderris’ten başlayarak da dalkavukluklarının derecesini bizzat göstermişlerdi. Matbuat âlemi bu duruma çok içerlense de iftar edip gitmek üzre vasıl oldukları hanede kabalık etmek istememişlerdi.
Nihayetinde iftar bitti, bizim Ser Müderis-i Azamımız da, hizmetlerini izahata başladı. Bunu yaparken de medresede tahsil gören sabileri azarlar gibi azarladı.
Muhabir ve muharrirlere sual etme faslı gelince dananın kuyruğu şak diye kopuverdi. Her müessesede olabileceği gibi orada da hizmet ehli, sayar soytarıları veya dalkavuklar heyetin nazar-ı dikkatini celp etmişti; “Nereden buldunuz” der gibi sual edince bizim Ser Müderris’in şekeri ve tansiyonu tavan yapmıştı. O kızgınlıkla “ben neye benziyorum, bunlar neye benziyor, ben kimim, siz kimsiniz, burası neresi, orası burası, şurası…” diye acayip acayip konuşmaya başlamıştı…
Süt dökmüş kedi gibi olmaya alışkın bazı muhabir ve muharrirler, meydana gelen vakıaya nazar etmekten başka bir şey yapmadı, sukut etti oturdular.
Benim ne dediğimi pek merak ettiğinizden adım gibi eminim. Şimdi, “davul kendinde, tokmağın bir başka cemaat ehlinde olduğu bir Ser Müderis-i Azam’a ben ne diyecektim ki?”
Ama bütün içtenliğimle ikrar edeyim ki, o kadar yıl geçmiş, halen içimde ukde kaldı. Ben nasıl olur da “Ben neye benziyorum” sualini cevapsız bırakırım?
18 Ağustos 2011
ETİKETLER :