Sen “Ser” Bile Olamazsın!
Yazarımızdan İlginç benzetme
Yazı hayatına yeni başlamasına rağmen, bir anda okur kitlesiyle buluşan, Darülfünun-i Şahane Yazıları kaleme alan Ser Müderris-i Azam, ikinci yazısıyla da ilgi gördü. Yazarımızın yazısı ve ilginç benzetmesi…
Okurlarıma “merhaba” deyince yer yerinden oynadı. Bizim richterin ölçeğiyle de bayağı bir sarsıntı gerçekleşti. Eskiden bizim gibi muharrirlere eşek yüküyle mektup gelirdi. Şimdi de katır yüküyle elektronik mektup geliyor ama mürekkep kokusu yok.
Yazımın yayına girmesinden hemen sonra, işini gücünü bir yana bırakıp, memleketin tek Ser Müderris-i Azam’ına sevgilerini, saygılarını bildirmek için didinip duran tüm okurlarıma bilmukabele teşekkür eder, her iki gözlerinden de öperim.
Efendime söyleyeyim, bizim çarıklı efkârın revaçta olduğu zamanlarda, Ser Müderrislik çok elzemdi. Öyle sıradan mahlûkatın bu gibi önemli görevlerin kenarından, kıyısından, ucundan, bucağından geçmesi bihakkın mümkün değildi…
Şimdilerde herkes her göreve talip olduğu gibi, Ser Müderis-i Azam olabileceğini sanıyor.
Hele hele “hamil-i kart yakinimdir” diye bir mebustan, bir cemaatten kart alan, istediği makama geleceğini sanıyor.
Ne mümkün iki gözüm ne mümkün…
Nerede kendisini Ser Hıyar-ı Azam sananlarla muhatap olduysam, hemencecik, destindeki kartvizitiyle önüme fırlayıp, “efendim, bendeniz de Ser Müderris-i Azamım” deyip, postunu deruhte etmez mi, saçımı başımı yolasım gelir…
Dün buna benzer bir şey yaşadım. Bir okurum yazmış ya da hiç okumadığı halde yazmış…
Ser Müderris-i Azam’ın kendisi olduğunu, benim “çakma” olduğumu kelam ediyor…
Bu bahtı kara herhal ruh sağlığı yerinde olmayan Allah’ın garip bir kulu…
Yahu gardaşım, iki gözüm, piri fanim, sen nire Ser Müderrislik nire? Boy desen yok, post desen yok. Soy desen de, sop desen de yok. İlim desen hiç yok. Hele hele irfanını sorsan, komşunun oğlu İrfan’dan bahsettiğimi sanır…
Sordum tabii, “sen nesin, kimsin, necisin?” diye. “Benim de kelim var” demez mi?
Yahu bu saçkıran zamanında, her keli olan, kendisini müderris sanır, hele hele bir de Ser’liğe yükselip, Azamlığı da alırsa, işimiz tümden harap demektir.
Benim de kelim var ama ben kelliğimden mi bu makama yükseldim, ey cahil-i cühela.
Bu ahir zaman içinde, her şey zahir zuhur olmuş, her şey tersine dönmüş…
Şunu unutma, bırak Ser Müderris-i Azam’ı, sen “Ser” bile olamazsın.
26 Temmuz 2011
ETİKETLER :