Naif Karabatak'ın yazısı...
Helal Olsun Malatya Valisine
Genel yayın Yönetmenimiz ve Başyazarımız Naif Karabatak, Malatya Valisi Ulvi Saran’ı yürekten tebrik etti. Her kente böyle bir yönetici gerektiğini söyledi. Peki neden. İşte Naif Karabatak’ın yazısı...
Yok, kafama taş düşmedi, rüyamda da görmedim, hangi dağda kurt öldüğünü de bilmiyorum, “bayram değil seyran değil” ama Malatya Valisi Doç.Dr. Ulvi Saran’ı, bütün samimiyetimle yürekten kutluyorum ve buradan haykırıyorum; helal olsun sana…
Her ile sizin gibi yönetici lazım…
Her kentte sezin gibi siyasi gerekli…
Söylediğinin peşine düşen, saçma bulunsa da hayallerini gerçekleştirmek için didinip duran, bütün eleştirilere rağmen yolundan caymayan, ümidi kırılmayan, asla yorulmayan birisi gerekli…
Maalesef ama maalesef bunlar Adıyaman’da yok…
Ne ilin yöneticileri “tuttuğumu koparayım” derdinde…
Ne siyasiler “ısrarla bu sorunu çözeceğiz” fikrinde…
Ne seçilmişler, “Hizmette engel tanımam” kararlılığında…
Hoş zaten hizmet eden yok ya, neyse…
Bazen düşünmüyor değilim, Adıyaman’daki birçok seçilmiş, atanmış veya sivil toplum kuruluşu yöneticileri, koltuklarında nasıl “rahat” oturuyorlar diye…
***
Konumuz Adıyamanlı bürokrat ve siyasilerin beceri veya beceriksizliği değil elbet. Konumuz, halkın beklentileri doğrultusunda, istediği hedefe varmak için hiçbir eleştiriyi, hiçbir engeli, hiçbir gücü tanımadan, kararlı bir şekilde gidebilmektir…
Bir başka deyişle de Malatya Valisi Ulvi Saran gibi olmaktır/olabilmektir…
Çok değil, 20 Mayıs 2011 tarihinde “Bu Vali Adamı Öldürür!” başlıklı bir yazı kaleme almış, Vali Saran’ı eleştirmiştim…
Sözlerimi geri alıyorum…
Bugüne kadar yaptığım bütün eleştirilerden de vazgeçiyorum…
Yok, ben bıkmadım, usanmadım, yılmadım…
Zaten böylesine bir yılgınlık, yapıma da ters. İşin sonunu getirmesini bilen, asla engel tanımayan ve hiç korkmayan birisi olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim…
Ancak, elbette her insanın da bir gücü var. Sadece kalemimle bir şeyler yapmaya çalışan birisi olarak, kılını değil, dilini kıpırdatmayan ve üstüne üstlük “versek de kurtulsak” düşüncesindeki yöneticilerimiz, siyasilerimiz, sivil toplum kuruluşu yöneticilerimizin “kayıtsızlığı” beni bu kararı almaya itti…
Onlar bu kadar kayıtsız, bu kadar umarsız ama onların tam tersi, Malatya’da kayıtlı ve umarlı bir vali görev yapıyor. Bu vali kutlanmaz mı, bu vali tebrik edilmez mi, bu vali el üstünde tutulmaz mı?
***
Gelelim Vali Ulvi Saran’ı yürekten kutlamamın esas nedenine…
Nemrut Dağı, Adıyaman il sınırlarında ama Malatya’ya da yakın…
Malatya’nın çok zenginliği var. -Allah daha çok versin- Kayısıdan tutun da, birçok meyve, Malatya’yı kalkındıracak seviyede.
Bunun yanında “birlikte iş yapma” becerileri çok fazla…
Adıyaman, hayatında bakan görmezken, Malatya’dan cumhurbaşkanı da, başbakan da, sayısız bakan da, çok yetkili ve sayısı fazla olan etkili bürokrat da çıkmış…
Büyükşehir olmasına ramak kalan, kentleşmede hayli ilerleyen, yapısal değişikliğini tamamlayan, refah seviyesini hayli yükselten bir il…
Buna rağmen de, “halkımı daha fazla nasıl zengin ederim?” derdinde olan Vali Saran, Nemrut’a turist götürmenin her yolunu deniyor…
Biz kızıyoruz, köpürüyoruz, bağırıyoruz, çağırıyoruz ama sesimizi biz bile duymuyoruz. Çünkü birkaç “kendini bilmez(!)”den öteye gidemiyor, bazen de “araya giren şeytan(!)” olup çıkıyoruz…
Vali Saran, bugüne dek çok uçuk fikirler ortaya attı, güldük geçtik…
Ama her başarı, bir hayalle başlıyordu ve uçuk fikirlerin oluşmadığı yerde başarı beklenemezdi…
Bunu bile bile güldük. Belki cayar diye düşündük. Nemrut’a “gemiyle turist götüreceğim” dediğinde karnımız ağrıyana kadar güldük ama içimizden “yapar mı yapar” diye geçirdik…
Nemrut’a, Malatyalı bürokratların göz yummasıyla zamanında açılan kaçak yol, duble yol haline geliyor…
Sadece Nemrut’la yetinilmeyip, Malatya’dan Nemrut’a gidene kadarki güzergâhta bulunan tarihi eserler gün yüzüne çıkarılıyor…
Bir yandan da İl Özel İdaresiyle özel bir şirketi ortak ederek, “yolu nasıl kısaltırım” kaygısıyla “gemi üretimine” başlanıyor…
Bütün bunlar olurken, arada bir Adıyaman basınının gündeme getirmesiyle “lütfen konuşma gereği duyan” siyasiler ve sivil toplum kuruluşlarının sesine kulak tıkayıp, işine devam ediyor…
Bu süreçte, sadece ama sadece iki il valiliği arasında imzalanacak yol protokolünü engelleyebildik, o kadar…
Bundan da Vali Saran yılmadı; “Protokol olmazsa da ben bu yolu yaparım” diyerek kolları sıvadı…
Her vekil, o yola ödenek bulma derdinde, her STK, yolu güzelleştirmek için proje üretme peşinde ve Malatya basını da Vali Saran’ın “uçuk” bulduğumuz hayallerinin gerçekleşmesi için kamuoyu oluşturma çabasında…
Biz ise bunları gündeme getirip, kesin çözüm olacak bir destek peşindeyiz…
Daha çok bekleriz…
***
Sayın Valim…
Nemrut bizim olmuş, sizin olmuş çok da önemli değil…
Zaten Nemrut’tan bir gelir elde edilmemesi için herkes elinden geleni yapıyor…
Aslında “Nemrut’u Malatya alsa da kurtulsak!” diye düşünenlerin sayısı o kadar fazla ki, iyisi mi alın sizin olsun. Festivali de siz yapın, turisti de siz getirin, kazancıda sizin olsun…
Kendi gelirinin peşine düşmeyen turizmcilerin olduğu kentte, Nemrut’un derdi bize mi düşmüş?
Bu işi sonlandırmanızı bekliyorum. Sonlandıramazsanız bile bu çabanız, bu gayretiniz, bu sabrınız ve bu istikrarınız takdire değer…
İnanın hiçbir ironi yapmadan sizi yürekten kutluyor, her kente sizin gibi bir yönetici diliyorum…
ETİKETLER :
Malatya Valisi Ulvi Saran Naif Karabatak Adıyaman