Sevgili Kemal…
Ergenekon Sanığı Milletvekili Mehmet haberal, dün CHP Genel başkanı kemal Kılıçdaroğlu'na bir mektup yazarak teşekkür etti. Genel yayın Yönetmenimiz ve Başyazarımız Naif Karabatak ise bu mektubun içeriğini yazdı.. Karabatak’ın “Sevgili Kemal…” başlıklı yazısı şöyle:
Sevgili Kemal…
Öncelikle selam eder, muhabbetle gözlerinden öperim. TBMM’deki protestoyla beni hayli duygulandırdın. O kadar ki, temiz çarşaflarla gözyaşlarımı sildim.
Sevgili Kemal, yemin töreni için meclise girip, yoklamalarda isim okunduğunda CHP’li vekillerin önce “yok” demesi çok hoştu. Ne kadar şakacıymış bu vekiller ya gülmekten öldüm ya…
Biz de okulda öyle yapardık.
“Mehmet Haberal” diye öğretmen sorardı, ben de “haberim yok” derdim. İşine geliyorsa haber alsın değil mi?
Görüyorsun ki moralim yerinde, şaka bile yapıyorum.
Ama beni çok duygulandırdın Kemalciğim…
Yerinde Deniz Baykal olsaydı böyle bir şeye cüret edemezdi.
Sendeki cesarete hayran kaldım.
Hani CHP’nin bütün geleneğini yerle bir etme pahasına da olsa Ergenekon sanıklarına arka çıktın…
Bu az şey değil…
Seni büyük ödüller bekliyor, sana minnettarlığımı ödeyeceğim, hiç merak etme…
İşlerin çoktur, seni fazla meşgul etmek istemiyorum, kısaca yemin töreninde yemin etmeyerek beni müteşekkir ettin, duygulandırdın, yüreğimi kıpır kıpır ettin.
Eğer yemin etseydiniz, “Bir yemin ettim ki dönemem” şarkısını söylemek zorunda kalırdınız, yazık olurdu…
Tüm Silivri sana minnettardır. Silivri sakinleri(!) senle gurur duyuyor…
Hazır elime kalemi almışken, üç beş kelam edeyim diyorum, ha ne dersin…
Tamam, o zaman…
***
Benim için şöyle böyle diyenlere inanma…
Yok efendim, Ergenekon’un bir numarası benmişim de…
Benden bir numara çıkmaz, bunu kafana koy…
Biliyorsun ki, eski meslektaşlarım Prof. Dr. Ferit Bernay, Prof. Dr. Mustafa Abbas Yurtkuran, Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ve Prof. Dr. Erol Manisalı’yla can ciğer arkadaşız. Aramıza başka katılanlar da var, askerler, bürokratlar, “ismini söyleyemeyeceğim” kişiler…
Her akşam pişpirik oynarız.
Hepimiz bir başka vilayette olsak da, her fırsatta bir araya gelir, durum değerlendirmesi, pardon pişpirik oynarız…
Sonra benim “derin bağlantılarım” yoktur. Bir derinlik varsa bu bende zaten mevcuttur, başka derinlik arayıp, boyumu aşan suya dalmanın ne âlemi var değil mi?
Biz kendi halinde insanlarız.
Bazen Patalya’da, bazen Kent Otel’de pişpirik toplantısı düzenleriz. Arkadaşlarla diyalog yapıyoruz, “Diyalog Grubu” olduğumuzu söylüyorlar, ne kadar ayıp!
Sonra eski başbakanlardan Bülent Ecevit’i büyük özveri göstererek tedavi ettim diye bana kızıyorlar.
Neymiş, Rahşan Hanım eşinin adım adım ölüme götürüldüğünden şüphelenip, eşini hastanemizden kaçırmış…
Senet bile yapmamıştım, niye kaçırsın ki?
Sevgili Kemal…
Biliyorsun, aday edilmemi bizzat Süleyman Bey size söyledi…
Böylece sizin gibi değerli bir siyasetçiyle tanışma şerefine eriştim. Bir ara hastane odama gel de senle de durum değerlendirmesi, pardon pişpirik oynayalım…
Adaylığımı bile siyaset malzemesi yaptılar.
Neymiş efendim, kimin nereden aday olacağı konusunda görüş teatisinde bulunmuş, her Ergenekon üyesini bir tarafa göndermişiz de, Tolon paşa kabul etmemiş…
Külliyen değilse de yalan işte…
Sevgili Kemal, sen bu dedikodulara inanma…
Bugüne kadar zaten Ergenekon’un avukatı olduğunu söylüyor, bizi onure ediyordun…
Şimdi bırak avukatlığı, en üst rütbeye yükselmene az kaldı. Yakında arkadaşlarla pişpirik oynayabilirsek, kesin büyük bir ödül alman için teklif yapacağım.
(Laf aramızda ben teklif edeceğim, onlar da kabul etmeyecek, sıkar biraz…)
Sevgili Kemal…
Şahsında CHP yönetimi ve milletvekillerine teşekkür ediyorum. CHP Türkiye’nin sağlam omurgası olduğunu gösterdi. Bakma sen çatırtı seslerine, onlar omurganın kırılma sesi değil, yerleşme sesi…
Küçükken bizim mahallede bir kırıkçı vardı, o da kırık kemikleri yerleştirirken ses yapardı ama sağlam olurdu.
Tıpkı şimdiki CHP gibi…
Sevgili Kemal…
Sana bir kez daha minnet duygularımı iletiyorum…
Bütün Silivri sakinleri adına gözlerinden öpüyor, desteğinle çok daha iyi yerlere geleceğimize dair ümitlerimin yeşerdiğini bilmeni istiyorum…
Sende bu yürek, CHP’de bu çatırtı sesleri gelmeye devam ettikçe, ilelebet payidar kalmamamız için hiçbir sebep göremiyorum…
Gözlerinden öpüyorum…
Ağabeyin
Prof.Dr. Mehmet Haberal
Ergenekon sanığı ve milletin vekili
ETİKETLER :
Kemal Kılıçdaroğlu Naif Karabatak