Ekşi’nin Çifte Standardı
Meydan Okumadan, Üzüntüye
TBMM’nin ilk oturumunda en yaşlı üye sıfatıyla meclis başkanlığı koltuğuna oturan CHP Milletvekili Oktay Ekşi’nin çifte standardını Genel yayın Yönetmenimiz ve Başyazarımız Naif Karabatak yazdı. Karabatak’ın” Gün ola devran döne…” başlıklı yazısı şöyle…
Dün TBMM’de yemin töreni vardı. Yemin edenler, yemin etmeyenler ve yemin edemeyenlerin olduğu bir ortamda kayda geçecek çok şey vardı. Bunu en güzel şekilde de “en yaşlı üye” sıfatıyla meclis başkanlığı koltuğuna oturan Oktay Ekşi söyledi; , “8 milletvekili, milletimizin kendilerine verdiği görevleri yapmaktan mahrumlar. Böyle bir durum hem TBMM’nin geçmişine, hem de demokrasimize yakışmadığını kayda geçmesini istiyorum.”
Kayda geçecek çok şey vardı oysa…
Sadece 8 milletvekili ve onlara destek için yemin etmeyenler değil, çok daha farklı…
Demokrasiyi içine sindiremediğinde, çelişkiler yumağına bürünüp, yüzüne gözüne dolaşan ipleri temizlemekle uğraşırsın…
Demokrasiyi özümser, üstüne bir de demokrat olursan, fotoğrafın sadece görünen yüzüne bakmaz, farklı açılarını da görmeye çalışırsın…
Değerlendirmen, sadece senin inandığın yönde değil, herkesin inandığı yönde olur…
Birkaç gündür ülkemizde yaşanan da maalesef bu…
Demokrasiye inanmayan ama inanıyor görünen…
Barıştan yana olmayan ama barış istiyor görünen…
Demokratlıkla alakası olmayan ama demokrat diye geçinenlerin çelişkiler yumağındaki hazin hallerine tanıklık ediyoruz…
Yakın zamanda bir başkasının mağduriyetine alkış tutanlar, dün, kendi mağduriyetlerine ağlamamızı istiyorlardı…
Yakın zamanda yaşanan da yanlıştı, dün yaşanan da…
Birisi bir diğerinden değerli değildi, ayrıcalıklı konumları yoktu…
Ama BDP, CHP ve özellikle de geçici başkan Oktay Ekşi, bu çelişkilerle dolu gün geçirdi…
Dün bağımsızlar yemin etmedi…
CHP’liler de BDP’lilere destek verdi, yemin etmediler…
İyi mi yaptılar, kötü mü yaptılar diye olaya bakmıyorum…
Kaç gündür süren “mağduriyet”e karşı duruşlarına bakıyorum…
Ve samimiyetten uzak olduklarını kendileri bile görebiliyorlar…
Mesela Oktay Ekşi…
27 Mayıs darbesi sonrasında, darbecilerin oluşturduğu mecliste “atama vekil” olmuştu…
Bugün demokrasiden söz ediyor…
Aynı Ekşi, 1999 yılında Fazilet Partisi (FP)’nden meclise giren Merve Kavakçı ile ilgili tartışmalarda, Kavakçı’yı ve FP’yi “Devlete meydan okuyanlar” olarak görmüştü…
Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde kaleminin en ekşi haliyle “haddi bildirilmesi gereken kadın”a haddini bildirmişti…
Köprünün altından çok sular aktı…
Oktay Ekşi, demokrasinin rayına oturmaya başladığı bir zamanda tekrar meclise girdi, en yaşlı haliyle…
Takdir-i İlahiye bakın ki, yine mecliste “yemin krizi” vardı…
Ama Ekşi’nin görüşleri değişmişti…
Ya da “mağdur” değiştiğinden, görüşleri de değişmişti…
O tarihte yemin kürsüsünü ablukaya alanlar, dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in, “Bu kadına haddini bildirin.” sözünün titrek sesle söyleyişine tanıklık edeceklerdi…
Ve bir gün sonrası gazeteler…
Kavakçı, seçimi kazanmış, meclise gelmiş, kaydını yaptırmış ve yemin için genel kurul salonundaki yerini almıştı…
Ama onun başörtülü şekilde meclise gelmesi, devlete meydan okumaydı…
Öyle söylüyordu demokratlarımız…
Bunu o tarihte Hürriyet'in Başyazarı olan Oktay Ekşi de dillendiriyordu…
Kavakçı, sanık değildi, devam eden bir mahkemesi yoktu, terör örgütüne üye olmaktan, yardım veya yataklık etmekten dolayı da suçlanmıyordu….
Hiçbir kesinleşmiş veya kesinleşmemiş cezası bulunmuyordu…
Sadece başı örtülüydü…
Ve bu “devlete meydan okuma”ydı…
Öyle diyordu “en yaşlı üye” Oktay Ekşi…
Ama şimdi yaş kemale ermiş olmalı ki, “8 milletvekili, milletimizin kendilerine verdiği görevleri yapmaktan mahrumlar.” Diye üzüntüsünü belirtiyordu…
Ve ekliyordu; “Böyle bir durum hem TBMM'nin geçmişine, hem de demokrasimize yakışmadığını kayda geçmesini istiyorum.” dedi.
Kayda geçeni atlayarak, kayda geçmesini istiyordu…
İşine geldiğini kayıt altına alıyor, işine gelmediğini de es geçiyordu…
Demokratlık bu değil…
CHP’nin yaptığı da değil, BDP’nin yaptığı da…
Eğer demokratlıksa, hiçbir suçu olmadığı halde yemin ettirilmeyen Merve Kavakçı’nın itibarının iadesini isteyin…
Ve 8 milletvekilinin meclise dönmesi için “anayasal değişiklik”e önayak olun…
Mağdur olanın dini, rengi, kimliği, cinsiyeti önemli değildir…
Ortada bir mağduriyet varsa, 28 Şubat’ın pisliklerinin devam ettiği 1999’da başlamıştı…
Tıpkı bütün darbe dönemlerinde mağdur edilenler olduğu gibi…
Eğer gerçekten demokratsanız, gerçekten yeni dönemde yeni şeyler söyleme arzusundaysanız, “ayrımcılık” yapmadan, soruna çözüm olun…
Bakın, gün ola devran döne, gerçek yüzler nasıl ortaya çıka…
ETİKETLER :
TBMM Oktay Ekşi CHP MHP