Gelenlere Gidenlere Tüyolar
Genel Yayın Yönetmenimiz Naif Karabatak, Adıyaman Üniversitesi’nde gelen ve giden rektörlere bazı tüyolar verdi. “Gidenin dostu olmaz (mı) başlıklı yazı şöyle…
Gidenin dostu olmaz (mı)?
Bugün “gelenlere gidenlere” bakacağız. Gelen her zaman yenidir, giden her zaman eski. Ama her yeni bir gün eski olacağından, atalarımızın sözlerine başvurarak devam edelim…
“Gidenin dostu olmaz” sözü, atalarımızın tecrübeleriyle sabit olmalı ki, “atasözü” haline gelmiş.
Bazen “Düşenin dostu olmaz” da denir.
Böyle düşünenler, “bir tekme de sen vur” diyerek ne kadar kadirbilir olduklarını gösterirler…
Bazıları “gideni geri getirme duası”na çıkar, olmayınca “gidenin ardından nokta koyun ki, gelecek olanın ismi büyük harfle başlasın” düsturuyla hareket eder…
Gidenin arkasından çok şeyler söylerler, gelene yaranmak için ne gerekiyorsa yaparlar, geçmişe sövmek gerekiyorsa sövmekten çekinmezler…
Bugün giden, dün gelendi…
Bugün gelense yarın giden olacak…
Kendi insani yönünü yansıtmayanlar, gelene-gidene göre tavır belirlemekte gecikmezler…
Bazen “gelen gideni” aratır.
Bazen, “gelen, gidenin eksikliğini” kapatır…
Bazen de “gelen, gidenden iyi olduğunu” gösterir…
Herkese göre bu değişir, “günü kurtarma derdinde” olanlara ise hiçbir etki yapmaz…
Gelenin kötülenmesi gerekiyorsa kötülenir, gidenin ipliğinin pazara çıkarılması gerekiyorsa da çıkarılır…
Bunu aslında tüm yöneticilerimiz bilirler/bilmeleri gerekir…
Bunu tüm siyasilerimizin de iyi biliyor/bilmesi gerekiyor…
Bazı insanlar “etikete” değer verir, bazıları insana…
Etikete değer verenlerin değeri, etiket düşene kadardır…
İnsana değer verenlerin değeri ise ilelebet sürer, ta ki birisi çok kötü bir yamuk yapmayana kadar…
Başka bir şey daha var; avlunun otu her zaman acı olur…
Doğup büyüdüğün yerde “büyük adam” olmak, büyük sorunları göğüslemek demektir…
Daha dün “sümüğünü” silenin, kalkıp başına adam olmasını sindiremeyenler hep vardır…
***
Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mustafa Gündüz, 48 aydır yürüttüğü görevini bugün Prof.Dr. M.Talha Gönüllü’ye bırakacak…
Birisi gidecek, birisi de gelecek…
Bugün sayın Gündüz gidecek, yarın ise sayın Gönüllü…
Bugün yaşananın, yarın da yaşanmaması için hiçbir sebep olmayacak…
Belki nüans farkları olacak, belki işleyiş değişecek, belki ilişkilerde farklılıklar görülecek…
Ama kimi sevecek, kimi sevmeyecek, hatta kimileri nefret edecek…
Bütün bunlar ne yazık ki doğal…
Hiç kimse yaptığı işe bakmayacak, yapılmayanlar sorgulanacak…
Çünkü Adıyaman’da “yapılan iş” sayısı bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da pek görülmeyecek…
İstemeyi bilmeyen, seçmeyi bir türlü öğrenemeyen, her gelenin “sallabaşı al maaşı” yaptığı bir kentte çalışanın pek bir önemi olmayacak…
Çünkü biz her şeyde örnek(!) bir kentiz…
Daha unutmadık, dün Türkiye Okul Sporları Federasyonu (TOSF) Başkanı Ayhan Pala, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün “Adıyaman ilindeki muhteşem çalışmalarının Türkiye’de örnek teşkil ettiğine inanıyorum.” dememiş miydi?
Hani sadece 250 kişilik kapalı spor salonun olduğu kentte “muhteşem” çalışmalar olabiliyordu…
Biz “innovasyon” ödülü alıyorduk ama bir türlü “iyi örneğimizi” bulamıyorduk…
Her yıl turizmde hamle yapıyorduk ama “bitli(!) turistler” için tek bir iyileştirme yapamıyorduk…
Başka ilden gelenler, 50 yıllık otogarımıza inebiliyorlardı, umursamıyorduk…
Kültür Merkezimiz yoktu ama binlerce yıllık bir kültüre sahip olmakla övünüyorduk…
Hiçbir kurum yazarına, çizerine sahip çıkmıyordu ama ne şairlerimiz, ne yazarlarımız, ne düşünürlerimiz gelip geçmişti…
Sadece gelip geçmişti…
Hafta sonlarını ailece bir yerlerde geçirmeyi düşünüyorsanız, sadece düşünmekle kalırsınız…
Piknik yapamaz, kırlarda gezemez, yürüyüş yollarında stres atamazsınız…
“Büyük” diyeceğiniz hiçbir organizasyonun altına imza atamazsınız, çünkü ne büyük “otel”iniz, ne büyük “salon”unuz vardır…
Biz projeyi milletvekilinden, yatırımları siyasilerden bekleriz, yapmadıklarında da “babikom”la kendimizden geçeriz…
Bize çalışan değil, şahsımıza özel ilgisi olan gerek…
***
Böyle bir kentte bugün devir teslim var…
Birisi dersiniz almış, ediyor ezber…
Bir diğeri çiçeği burnunda olmanın heyecanıyla “benim de başıma gelebilir” diye düşünecek zamanı henüz yok…
Oysa sayılı günler çabuk geçer…
İkisi de bu kentin yetiştirdiği değerli hocamız…
İkisi de “avlunun otu” türü bir yakınımız…
Prof.Dr. Mustafa Gündüz’e bugün “yaptığınız hizmetlerden dolayı” diyerek içten veya yapmacık teşekkür edenler olacak…
Aynı şekilde bugün rektör koltuğuna oturacak olan Prof.Dr. M.Talha Gönüllü’ye de övgüler dizilecek…
Biz artık aynı tür filmleri izlemekten bıktık…
Şimdiye dek böyle oldu, bu ilanihaye böyle olacak diye bir kural yok, bozun şu yapmacık görüntüyü, olmaz mı?
***
Hayatım boyunca insanların makama değer katması gerektiğine inananlardanım. Eğer makamlar insana değer katmaya başlamışsa, ne o makamdan hayır gelir, ne de o insandan…
Her iki kıymetli hocanın da “makamlara değer katan” olduğuna inanıyor, sayın Gündüz’e “her şey gönlünce olsun” diyorum. Sayın Gönüllü’nün de “başarılı olmasını” yürekten diliyorum…
Her ikisi de unutmasın ki, “gidenin dostu olmaz” sözü her zaman ve her yerde geçerli değildir. Bu da bir teselli olsun, benden…
ETİKETLER :
Adıyaman Üniversitesi Mustafa Gündüz Talha Gönüllü Rektör