Ve Rüşvetin Kod Adı; Şırınga
Geçen haftadan bu yana “Rüşvetin Kod Adı; Şırınga” haberimizin beklendiğinin farkındayız. Yasal yönden nasıl bir sıkıntı doğuracağını ince eleyip sık dokuduğumuzdan hukukçularımızın onayını almadan yayınlamak istemedik.
Bugün yayınlayacağız…
Haber anonsumuzun çıktığı ilk günden bu yana bir şeyi daha öğrendik, birçok kurumun telaş içerisinde olduğunu.
Şırıngayla işi olan herkesi bir telaş sarmıştı, bazen konuyla alakalı kurum telaşlanmazken, hiç alakası olmayan kurum veya kuruluşların telaşı dikkat çekiciydi.
Ve bugüne geliyoruz…
Gazete Adıyaman sitemiz, kendisini hukukun yerine koymuyor…
Ne avukatız, ne savcı, ne de hâkim.
Rüşvetin belgesinin olmayacağını biliyoruz, bu açıdan “belge çıksa da biz de operasyon yapsak” diye düşünenleri yanıltacağız.
Peki yapmak istediğimiz ne?
Yıllardır bazı kurumlar ve kuruluşlarla ilgili ayyuka çıkan iddialar var…
Dedikodudan öteye gitmeyen, bazen çamur atmaya dönük laflardan ibaret.
Bazen de ateş olduğu için duman çıktığı halde şikâyet eden veya şahitlik eden bulunmadığından hiçbir şey yapılmıyor, her şeyi gazetecilerden bekleyenler de hayal kırıklığına uğruyor.
Bu haberde, biz kimseyi ispiyonlamayacağız, kimseye kara çalmayacağız ve kimseyi boş yere suçlamayacağız…
Ne İstanbul Kartal’daki yeni alınan iş merkezinden, ne Rumeli’de açılacak hastaneden, ne de Teksas’taki yatırımlardan söz ederek boş yere kafa bulandırmaya çalışmayacağız.
Haberimizde isim olmayacak ama onun dışındaki her şey bire bir gerçek olacak.
En azından bugüne kadar belge arayanlar, “nerede arayacağını” öğrenmiş olacak…
Eften püften sebeplerle dinleme yapanların, nerelerde dinlendiğini de öğrenmiş olacaksınız…
Ve bir ilk not daha: Bizler oy kullanırken sadece adaylara oy vermiyor,, bazılarının yedi sülalesine, kapıdaki itine, köşedeki bakkalına, berideki kasabına, yani köprüden geçerken “tanıdık” olan herkese de oy vermiş, herkesi de seçmiş oluyoruz.
Bu seçilmemiş seçkinler de “rüşvetin kod adını belirleyenler” olarak her zaman kan emici sülükler olarak hayatımızda yer alıyor. Ne yazık ki almaya da devam edecek…
Sizleri daha fazla merakta bırakmadan, bu işler nerelerde oluyor, pazarlıklar nasıl yapılıyor, rüşvetin kod adı nedir, buna geçelim…
***
Yıl 2005
Bir grup doktor, kıt kanaat sermayeleriyle Adıyaman’a bir hastane kazandırmaya kalkışırlar…
Hadi hastane yapalım demekle olmuyor, önce arsa bulmak gerekir, hem de sağlık kuruluşu olabilir diye şerh düşülmüş bir arsa.
Seçilmiş kişiyle gerekli görüşmeler yapılır, uygun olduğu, ancak prosedür için “seçilmemiş yakını”yla görüşülmesini önerir…
Bir grup doktordan birisi de “seçilmemiş seçkin kişi”yle temasa geçer…
“Bu gece benden telefon bekle” der, “gece 3 de olsa arayabilirim…”
Bizim görevli doktor da eve gidip beklemeye başlar. Ne pijamasını giyer, ne terliğini ayağına geçirir.
İlk kez “gizemli” bir işe girişecektir, heyecanla odanın bir o yanına, bir bu yanına gider, volta atarak zamanın çabuk geçeceğini sanır…
Şanslıymış ki, gecenin üçü olmadan telefonu çalar, arayan “seçilmemiş seçkin”den başkası değildir…
“Ulu Cami’nin oraya gel” der, seçilmemiş seçkin…
Bizim doktor aracıyla Ulu Cami’nin önüne gidip, beklemeye başlar…
Bir süre sonra siyah Caddy marka bir araç yaklaşır.
Doktor, “benim arabayla gidelim” demeye hazırlanırken, her duruma hazırlıklı “seçilmemiş seçkin” işaretle “benim araca geç” der…
Doktorumuz aracını park edip, cep telefonunu da alarak Caddy marka gizemli araca biner…
Abuzer El Gaffari türbesine doğru yol alırlar, dua etmek için değil elbet…
“İşinizi yapacağız” der seçilmemiş seçkin ve devam eder, “bu kentin özel hastaneye çok ihtiyacı var, bizim de bir katkımızın olması lazım”
Doktor sevinir, çocuklar gibi şen bir hale bürünür…
Devam eder seçilmemiş seçkin, “Ancak bize 350 şırınga(enjektör)” lazım…”
Doktor şaşırır, 350 şırınga dediğin nedir ki, tanesi perakende olarak 0,25 kuruş, yani 87 liracık eder…
“Lafı mı olur” diyerek doktorumuz arkasına yaslanır, “lafı mı olur 10 bin adet verelim”
Seçilmemiş seçkin, doktorun saflığına bıyık altından güler…
Ancak “dinleniyor” olabileceği endişesiyle de ağzından farklı bir telaffuz çıkmaz…
Aracın teybine elini uzatıp, parmağının yardımıyla “350” yazar…
Doktorumuz yine anlamaz ve 10 bin şırınga vereceğini tekrarlar…
Seçilmemiş seçkin, “anlaşılmamasına” sinirlenir ve ani bir atakla doktorun cep telefonunu elinden çeker…
Belki de “ses kaydı yapıyor mu” diye emin olmak istemiştir…
Seçilmemiş seçkin, bu defa doktorun telefonuna, telefonun tuşlarını kullanarak “350000” yazar…
İşte o zaman bizim doktor 350 bin liracık “rüşvet” istendiğini anlar…
O taraklarda bezi olmayan doktorumuz, “bu işte yokum” diyerek tepkisini gösterir, gerekçesi ise asıl seçilenin rüşvet alıyor olamayacağıdır…
Seçilmemiş seçkin, sinirlenir, bir işte başarısız olmuştur. Dönerler geri, doktorumuzu aracının yanına bırakma nezaketini de gösterir…
***
Doktor, ortaklarıyla meseleyi konuşur ve bu işin olamayacağını, rüşvet pazarlığında bulunamayacağını söyler…
İş askıya alınır…
Gel zaman, git zaman derken ortak iş yapmak için bir araya gelen doktorlarımız, farklı bir yerde arsa bulurlar ve yeniden işlem başlar…
Bu defa başka iki doktor görevlendirilir; şırınga pazarlığı için…
Ve benzer seyir devam eder, 350 şırınga, 50 şırıngaya kadar düşürülür…
Gerçi sermayesi kurtarmaz ama olsun, sonuçta memlekete hizmet edilecek…
Dedik ya bir grup doktor ama sermayeleri kıt…
“Taksitle versek olmaz mı?” derler, iyi ki kredi kartı geçer mi diye sormamışlar…
Sonra bir kısmı peşine anlaşırlar, önce 28 bin lira, sonra da 22 bin lirayı bayılırlar…
İşleri olur, arsa istedikleri hale bürünür…
Ve doktorlarımız işe başlamak için kolları sıvarlar ama önlerine çok ama çoook engeller çıkar…
Sonra “şimdilik askıya” alırlar hastane işini…
Ama 50 bin lira “kaparo”ları iade edilmez, onlar da öyle bir talepte bulunmaz…
Gel zaman, git zaman derken bir gün farklı bir merkez açmak isteyen doktorlarımız yeniden başvurup “50 lira vermiştik, o parayı bu işe sayın” derler…
Anlaşılır ve yeni arsa da istedikleri hale bürünür ama o iş de olmaz…
Çok sonra öğrenirler ki, henüz iş yapmadan ortak oldukları bir arkadaşları farklı bir iş kolu için de “düzenleme” isteğinde bulunmuş, 50 bin lirayı ona sayışmışlardır…
Seçilmemiş seçkinler, bunu diğer doktora söylerler…
“Sayıştık, bilginiz olsun” derler. Hani hakları geçmesin, akıllarına bir şey gelmesin…
Bu hikâyenin bu bölümü burada biter, diğerleri yaşanmaya devam eder…
www.gazeteadiyaman.com
ETİKETLER :
Adıyaman Rüşvet Şırınga Doktor Para